Gerçek âlim ancak yanılarak günah işler ve günah işlemekte asla ısrar etmez. Çünkü hakiki ilim, günahın öldürücü bir zehir ve âhiretin dünyadan daha iyi olduğunu bildirendir. Bunu bilen kimse iyiyi ondan daha düşük olan karşılığında satmaz. Bu bilgi, insanların çoğunun meşgul olduğu ilim dallarıyla elde edilmez. Bu yüzden [insanların çoğunun meşgul olduğu] o ilim[ler], ancak yüce Allah'a karşı günah işleme cüretini artırır. Hakiki ilim, ona sahip olanda Allah'a karşı saygıya dayalı bir korku ve O'nun rahmetine ümit bağlama duygusunu artırır ve bu kişiyle günahların arasına da engel olur. Bunun istisnası, insanoğlunun zaman zaman işlediği hatalardır. Bu da imanın zayıflığını göstermez. Mümin günaha düşse de tevbe eder; günahta ısrar etmekten ve onunla meşgul olmaktan uzaktır.
İmanın hâli gerçekten şaşırtıcıdır! İnsan bir ömür boyunca inkâr ve sapkınlık içinde yaşar; sonra bir an gelir, iman her şeyi siler. Öylesine siler ki, sanki o yeni mümin hayatında hiç küfür tanımamış gibi olur.
"Mümin, müminin bir parçasıdır. Onun sevindiğine sevinir, üzüldüğüne üzülür. Eğer kardeşinde hoşuna gitmeyecek bir hal görürse onu düzeltir, ona yol gösterir."
Herkes mutlu zamanların özlemini duyar. Halbuki o mutlu zamanları yaşayanlar, Allah’ı (cc), zor durumda yaşayan insanların sahip olduğu şekilde razı etme fırsatına sahip değildirler. Sıkıntılı zamanlarda yaşamak başkaları için bir depresyon sebebi olabilir ama mü’min için sıkıntılar Allah’a (cc) hamd etme sebebidir. Allah (cc) bu neslin insanlarını zorlu bir göreve layık gördü. Bizi bugün ve bu çağ için yarattı. Kendinizi küçük görmeyin. Bu da gayba imanın bir parçasıdır.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuyor mu:
"Müminin hali ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına güzel bir iş geldiğinde şükreder bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ise sabreder bu da onun için hayır olur."