Mü’min Sûresi / 24:40:55
“O halde sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahından dolayı bağışlanma dile ve sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih et.”
Sayfa 472·Kitabı okudu
Alıntı
1- O halde, Allah’tan başka ilah olmadığını bil. Kendi suçların için, inanan erkekler ve kadınlar için bağışlanma dile…” (Muhammed 19) 2- “Gerçekten Biz sana aydın bir zafer verdik ki Allah senin önceki ve sonraki günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğu yola yönlendirsin.” (Fetih 1-2) 3- “Sabret! Gerçekten Allah’ın vaadi haktır. Günahının bağışlanmasını dile…” (Mü’min 55) 4- “Bazen kalbime perde iner ve ben her gün yüz kez Allah’tan bağışlanmam ve affedilmem için dua ederim.” (Müslim, “Zikr”, 41) 5- “Ey Peygamber! Hanımlarını razı etmekle uğraşarak Allah’ın sana helal kıldığı şeyi neden kendine yasaklarsın? Allah bağışlayandır, rahîmdir.” (Tahrim 1) 6- “Allah seni bağışlasın. Daha kimin doğru söylediği sana açık olmadan ve yalancıları iyice öğrenmeden niçin onlara (savaşa katılma) izni verdin?” (Tevbe 43) 7- “Yüzünü ekşitti ve öteye döndü; Yanına kör adam geldi diye. Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek. Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak. O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince ki sen ona yöneliyorsun; Sana ne onun arınmasından! O, koşarak sana gelen var ya; Odur içine ürperti düşen Sen ona aldırmazlık ediyorsun. Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.” (Abese 1-11)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
HÂTİME (Tevhid ve tevhidi bozan durumlara gayret)
Bu anlatılanları öğrendikten sonra şunu iyi bil ki alimlerin, ilim talebelerinin ve Allah'a davet eden davetçilerin bütün gayretlerini tevhidi ve tevhidi bozan şeyleri anlatmak için kullanması gerekir. Yaptıkları derslerden büyük çoğunluğunu, şeřı delilerle tevhid meselelerini açıklamak, izah etmek ve tevhidi bozan durumları beyan etmeye vermelidirler . Bunu kendilerine bir vazife bilmelidirler. Çünkü tevhid, en önemli vaciplerden bir tanesidir. Tevhidle yeryüzünde temekkün elde edilebilir, tevhidle düşmana karşı yardım ve zafer gelir. Tevhidin ihmal edilmesi, zayi edilmesi ve hakkının gözetilmemesiyle de yeryüzünde temekkün olmaz, başarı ve zafer elde edilmez. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır."(Nur 55) Kişi ancak tevhidin şartlarını yerine getirir, şirk ve şirk ehlinden beri olursa salih ameller işleyen ve hakkıyla Allah'a ibadet eden bir mümin olabilir. Tevhidin bu şartlarını yerine getirip, şirk ve şirk ehlinden beri olmak için de ancak tevhide ihtimam gösterip, bütün inayetini tevhide verir ve şaibe, şirk ve bidatlarden kurtulursa yerine getirebilir. Allah Teâlâ Müslümanların durumunu ıslah etsin, bütün işlerinde doğruya isabet etmelerini nasip etsin. Allah Teâlâ, dilediği kullarını başarıya eriştirendir. O'nun verdiğine mani olacak hiç kimse yoktur, O'nun mani olduğuna da hiç kimse verecek
Sayfa 164 - Minber·Kitabı okudu
1000Kitap
Sure9:Tevbe
4. Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yargılayan, esirgeyendir. 33. O, müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir. 55. (Ey Muhammed) Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor. 56. (O münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değillerdir, fakat onlar(kılıçlarınızdan) korkan bir toplumdur. 72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur. 80. (Ey Muhammed) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resulünü inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Alıntı
Ahzab Suresi
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ Ey Nebi! Allah’tan korkup sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Şüphesiz ki Allah, (her şeyi bilen) Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. Ahzâb 1 وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراًۙ Rabbinden sana vahyolunana uy! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. 2 وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 3 اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً (Evlatlıkları) babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında adalete en uygun olandır. Şayet babalarını bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda size bir günah yoktur. Lakin (günah), kalplerinizin taammüden/kasten yaptığıdır. Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. 5 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراًۚ Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti de onların üzerine fırtına ve görmediğiniz ordular salmıştık. Allah, yaptıklarınızı görendir. 9 وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَۜ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لاً Andolsun ki bundan önce dönüp kaçmayacaklarına dair
era Ibni Azib (r.a.) der ki: «Bir gün Peygamber (S.A.S)'imiz ile birlikte en-sardan birinin cenazesini topraga vermistik. Peygamber (S.A.S)´imiz basini öne egerek mezarin basina oturdu ve üc kere Allah'im. kabir azabindan sana siginirim» dedi ve sonra sözlerine söyle devem etti. «Mü`min Âhirete göçerken Allah ona yüzleri günes gibi parlak bir grup melek gönderir. Ellerinde onun kefeni ve kokusu vardir. Gözünün görebilecegi yere kadar siro halinde otururlar, mü´minin ruhu cikinca gerek yer ile gök arasinda bulunan ve gerekse gökteki bütün melekler ona dua ederler, göklerin bütün kapilari onun ruhuna açilir, her gök koptsi ruhuna geçit vermeye can atar. Ruhu göge yüceltilince "Yâ Rabb'i, filân kulunu getirdik" diye seslenilir. Allah "geri götürün, ona hazirladigîm yüksek dereceleri gösterin. Çünki ben dünyada ona: «Biz sizi topraktan yarattik, oraya döndürürüz ve yine sizi yeni bastan oradan çikaririz» diye, vaad etmistim.» diye buyurur. (Tâhâ Sûre-i Celilesi. 55). Kendisini mezara belirenlerin dönüp giderken ayak seslerini isidir bir halde iken sorgu melekleri yanina girerek onu, «hey adam, Rabb'in kim?, dinin nedir?, Peygamber'in kim?» diye sorarlar. O da «Rabb'im Allah, dinim Islam ve Peygamberim Hz. Muhammed (S.A.S)'dir.» diye cevap verir. Sual sirasina ona oldukça sert davranirlar, ama bu onun karsilasacagi son imtihan olur. Sorularin cevabini verince, "Dogru söylüyorsun" diye bir ses isitilir. Iste Ulu Allah (C.C): «Allâh dünyada âhiretde de iman edenleri, sabit sözde (Kelime-i Sehadette) sebat ettirir, zalimleri de sasirtir. Allâh diledigini yapar.» âyeti ile bu hadiseye isaret etmektedir (ibrahim Sûre-i Celilesi; 27). Arkasindan yanina güzel yüzlü has kokulu, alimli elbiseli biri girerek ona «Allâh'in rahmeti ve ebedî nimetlerinin bulundugu cenneti sana
Sayfa 297·Kitabı okudu