• Akla sahip çıkmak her şeyin, her bilginin, kavramın aslını imana bağlamak ile olur. Kişi Bourdieu veya Marks’ın dedikodusunu yapınca imanı daha çok parlamaz. Allah’a yakin elde edemez. Amel işlemiş olmaz. Ama bunlara iman ve ibret nazarıyla bakarsa, bunların arada bir hak söylediklerini hikmet olarak alır, bâtıl söylediklerini ibret nazarıyla reddederse kazanır. Gerçek şu ki bu kadar bâtılın içinde bir gram hak arayacağımıza, hak olduğunu bildiklerimizin kitaplarından kıymet devşirmeliyiz.
• Düştüğümüz perişanlığın aslında o kadar çok sebebi yok.Tek bir temel sebebi var: Biz aslımızdan koptuk. Aslımızdan, yani fıtrat, iman ve kulluktan… İmam Şiblî hazretleri bir gün bir yerden geçerken bir vâizin halka “Allah mahşerde şunu şunu soracak” diye konuştuğunu duyar. Ona seslenir: “Ey vâiz! Allah o kadar çok soru sormayacak. Bir tek şey soracak: “Ey kulum, dünyada Ben seninleydim, peki ya sen kiminleydin?”
Evet, hepimiz müminiz diyoruz ama mümin değilmişiz gibi okuyor, yazıyor, iş yapıyoruz. O yüzden bu kadar çok yazmaya,konuşmaya, makâma, paraya-pula rağmen hâlâ aynı perişanlık içindeyiz.
• Çok kitap okumak da, aynı kitabı çok kere okumak da tek başına bir fazilet değildir. Kişinin tek bir hikmeti duyup onunla amel etmesi, bir an durup Mevlâ ile arasının nasıl olduğunu kendine sorması, Aristo’yu iki yüz kez okumaktan daha faziletlidir.
Gençlere de diyorum ki; valla abicim ne okursanız okuyun ama mutlaka bir Akaid kitabı okuyun,Akaid kitabı bulamıyorsanız en azından İlmihal'in ilk başı kısmı itikat kısmıdır Ömer Nasuhi Bilmen merhumun onu okuyun çünkü müslümanız diyoruz ama Allah kimdir,sıfatları nedir,Resulullah Efendimiz kimdir,Kur'an nedir, Sünnet ne demektir?bunları açıkçası çok net bilmiyoruz,burada çok gol yediğimizi görüyorum o yüzden temel olarak ben şöyle