Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Reklam
kamet
Muhterem cemaat! Safları sık ve düzgün yaşlı olanlarınız daha sık, genç olanlarınız daha düzgün hani korunayım diye yağmurdan sokulur ya bir güvercin saçak altına işte öyle, derin mahcubiyetle sarınsın her bir mümin yanındakine omuzlar dik, bakışlar yerde dik durun, fethi yakınmış gibi göğe yüz çevrilen toprakların dik durun, omuzlarınız üstünden ufalanıp düşsün dünya dünyaya son bir kez bakıyor sansınlar. Dik durun ve sizi bu duruşla tanısınlar. Muhterem cemaat! Allah'ın rahmeti... Allah'ın rahmeti üzerinize olsun da rahmet dedimse bir mevta niçin gelir aklınıza, niçin ölüm sanırız, bizi yalnız o güzeltecek kızınca ıslah, sevince rahmet eylesin. Islah dersiniz, bir günahkâr en çok oradan vurulur düşünmez misiniz hiç, kader kalemiyle bir hayata nasıl koyulur nokta yani ölmüşse bir insan dönebilir mi günaha ölüm de bir ıslah vesilesi. Dilden düşen her sözü akıl tartamıyor oysa Muhterem cemaat! Allah'ın rahmeti ve bereketi... Bereket dedimse değil ikinci ev, ikinci araba üzerinize olmaz zaten kaç yıl süren krediler. Oğlanın düğünde gelen yüz kırk küçük altın ve bir miktar para ne olur yani üzerinize olmasa ama üzerinizedir zekât bilirsiniz üzerinizedir düşküne el uzatmak.
Sayfa 42 - Muhit Kitap
İslamda Kadının Değeri
MÜSLÜMAN KADININ EVİ ​Hasan El-Benna’nın, “Siz İslam devletini evlerinizde kurun Allah sokaklarınızı İslamlaştırır.” sözü inandığımız prensipleri evlerimize hakim kılacak mü’min kadının değerini ortaya koyması bakımından oldukça ehemmiyet taşır. ​Bunun ilk muhattabı, evlerimizi islamlaştıracak olan MÜSLÜMAN KADIN şahsiyetidir. ​Bu bağlamda MÜSLÜMAN KADIN, kendi evini sıradan bir yuva değil, İslam’ı bir nizam haline dönüştürecek büyük potansiyeli ve enerjiyi taşıyan, İslam devletinin tohumu ve çekirdeği olarak görür. İnandığı değerleri önce kendi şahsında ve evinde tatbik etmek onun en büyük özelliğidir.​Kurduğu yuvayı bir devlet gibi gören MÜSLÜMAN KADIN, evinin ekonomisini yönetirken faizsizlik prensibi gereği evinin kapısından içeri faiz ve haksız kazanç gibi haramların girmesine asla müsaade etmez. Aşırı ve gereksiz isteklerle eşini banka kredilerine ve borç bataklığına mahkum etmez. Daha lüks bir ev, daha lüks bir yaşam için faizli kredilere imza atmaktansa bir gecekonduda kirada oturmaya razı olur. MÜSLÜMAN KADIN, eşi ev ihtiyaçlarını getirdiği zaman bir şey eksik mi diye bakmadan önce evine giren malzemelerin helal kazançla alınıp alınmadığına bakar. Hangi marketten aldın sorusundan önce hangi parayla aldın sorusu daha önceliklidir. ​MÜSLÜMAN KADININ mutfağı, onun devletinin merkezidir. O merkeze helal kesim olmayan etler, içerisinde haram ve şüpheli madde olan gıdalar, emperyalizme hizmet eden içecekler asla giremez. İşte bu yüzden MÜSLÜMAN KADIN alışveriş yaparken fiyat etiketinden önce helal gıda etiketi arar. ​MÜSLÜMAN KADIN, ev halkını internet ve televizyonun zararlarından korumak için sürekli teyakkuz halindedir. Onun evinde internet ve televizyon asla sınırsız ve kuralsız bir şekilde kullanılamaz. MÜSLÜMAN KADININ evinde haremlik/selamlık en önemli
Nur suresi
سُورَةٌ اَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَاَنْزَلْنَا ف۪يهَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ Bu, indirdiğimiz ve (içerdiği hükümleri) farz kıldığımız bir suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik. Nûr 1 اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُواۚ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ Bunun ardından tevbe edip (hâllerini) düzeltenler müstesna. Şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. 5 وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ حَك۪يمٌ۟ Şayet üzerinizde Allah’ın ihsan ve lütfu olmasa ve Allah (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Tevvâb, (hikmet ve hüküm sahibi olan) Hakîm olmasaydı (hâliniz nice olurdu)? 10 وَيُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ Ve Allah sizler için ayetleri açıklıyor. Allah (her şeyi bilen) Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. 18 اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ Şüphesiz ki fuhşiyatın müminler arasında yayılmasından hoşnut olanlara, dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. 19 وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ Şayet üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasa ve Allah (kullarına karşı şefkatli olan) Raûf, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm olmasaydı (hâliniz nice olurdu)? 20 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ وَمَنْ يَتَّبِـعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى
İlk Hacc
Hicretin dokuzuncu yılıydı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) Tebük seferinden yeni dönmüştü. O yıl şu ayetlerle hac farz kılındı: “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (ma’bed), Mekke’deki (Kâbe)dir. Orada apaçık deliller, (ayrıca) İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yol bakımından gitmeye gücü yetenlerin o evi ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.” Bu nedenle İki Cihan Güneşi Peygamberimiz hacca gitmeye niyetlendi, fakat müşriklerin de hacca eski âdetlerine göre katılacağını göz önünde bulundurarak o sene hacca gitmekten vazgeçti. Yerine “Hac Emîri” olarak Hz. Ebû Bekir’i tayin etti. Hz. Ebû Bekir, üç yüz sahabi ile Medine’den yola çıktı. Medine’den hacca gidenlerin ihrama girme yeri olan Zülhuleyfe’de ihrama girdi. İslâm’ın ilk hacı kafilesi Mekke’ye doğru yol alırken “Tevbe Sûresi” nâzil oldu. Sahabiler: “Yâ Rasûlallah! Bu sûreyi, halka okumak üzere Ebû Bekir’i (r.a.) gönderseniz” dediler. Peygamber Efendimiz: “Bu tebliği ya ben veya ev halkımdan birisinin yerine getirmesi gerekir” buyurdu. Arapların âdet ve geleneklerine göre, herhangi bir anlaşmayı ancak kabilenin reisi veya onun akrabasından biri yapabilir veya bozabilirdi. Hz. Ali akrabalık cihetiyle Peygamberimize Hz. Ebû Bekir’den daha yakındı. Hz. Ebu Bekir yolda iken Fahr-i Kâinât Efendimiz’in (s.a.v.) devesi Kasvâ’nın sesini duydu. Gelenin Rasûlullah (s.a.v.) olduğunu zannederek telaşla o yöne gitti. Hz. Ali’yi görünce ona: “Emîr olarak mı, yoksa memur olarak mı geldin?” diye sordu. O da: “Memur olarak geldim” dedi. Rasûlullah’ın (s.a.v.) mektubunu kendisine verdi. Mektupta Hz. Ali’ye bu kelimeleri insanlara duyurmasını emrediyordu. Birlikte yola devam
Erkam Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam