Gökyüzü Kan Kırmızısına Döndüğünde...
Sanat tarihinin en ikonik eseri olan"Çığlık", Norveçli ressam Edvard Munch’un ruhundaki bir fırtınanın yansımasıdır. Tablodaki o tekinsiz figür aslında kendisi çığlık atmıyor; doğanın o an kopardığı varoluşsal çığlığa dayanamayıp kulaklarını tıkıyor. Munch, modern insanın bu dünyadaki köksüzlüğünü, çaresizliğini ve o hiç bitmeyen içsel panik atağını tek bir tuvale sığdırmış. Tuvaldeki o dalgalı çizgiler, aslında yüzyıllardır dinmeyen ruhsal bir fırtınanın resmi.
Sanat
The Dance of Life (1899-1900) Edvard Munch Sizce aşk yaşamla bağlantılı olduğu kadar ölümle de bağlantılı olamaz mı, sayın Freud? Sadece Eros'a değil; Thanatos'a da boyun eğiyorum. Yaşamak istediğim kadar öleceğim. Ve aşk... O, bu dansın adı.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Van Gogh, Plath, Edvard Munch, John Nash, Charlie Chaplin vs. vs. vs... Bipolar, şizofreni, psikoz, majör depresyon vs... Delilikle, velilik arasında hâkikâten tiftikden de ince bir çizgi var.
Psikoloji
Depresyona rağmen değil, Depresyon sayesinde demek..
Yaşama Tutunmak İçin Nedenler 'Depresyon' konusunu içine alan ve bu denli çok yönlü bakılmasına olanak sağlayan önemli bir kaynak haline getirmiş Matt. Depresyonun sadece olumsuzluklarla hayatımıza etkisini değil aynı zamanda yaşam sürecine ya da üretkenliğine de sahip olduğunu 'Depresyon, hepimizi birer düşünüre dönüştürür.' cümlesiyle pekiştirir. Ve örneklerle sunar. Abraham Lincoln'ın köleliği kaldırma mücadelesini çektiği acılarla elde ettiğini, Winston Churchill büyük bir komutan olmasının depresyonu yenmekten kaynaklanmadığını tam aksine depresyonun onu lider yaptığını, Munch'un 'Çığlık' tablosunda panik atağın hissettiklerinin görseli olduğunu, Freud'un çalışmalarının birçoğunun kendi depresyon analizlerine bağladığını, Franz Kafka'nın 'Dönüşüm' eserinin aslında sosyal bir eleştirinin yanı sıra depresyonun da etkisini anlattığını, Emily Dickinson'ın 'Beynimde bir cenaze hissettim.' dizesini vs. aslında bu zihinsel hastalıkları anlatırken 'rağmen' kelimesinin kullanımını 'sayesinde' olarak da kullanılabileceğini göstermiş oldu. Yaşama Tutunmak İçin Nedenler
Sanat Tarihi 4: The Scream (Çığlık)
The Scream (Çığlık), Norveçli ressam Edvard Munch tarafından ilk kez 1893 yılında yapılmış, modern sanatın en çarpıcı ve en rahatsız edici eserlerinden biridir. Tablo, köprü üzerinde duran ve elleriyle yüzünü tutarak çığlık atan bir figürü gösterir; ancak bu çığlık yalnızca o figüre ait değildir. Arka plandaki gökyüzü bile dalgalanır, kıvrılır, sanki doğa da aynı çığlığı atıyormuş gibidir. Bu yüzden tablo sadece bir insanın korkusunu değil, tüm evrenin içsel huzursuzluğunu yansıtır. Munch bu eseri, kendi yaşadığı derin bir ruhsal anın etkisiyle yapmıştır. Günlüğünde anlattığına göre bir gün yürürken gökyüzü bir anda kan kırmızısına dönmüş ve o, doğanın içinden yükselen “sonsuz bir çığlık” hissetmiştir. İşte bu tablo, o anın görselleştirilmiş hâlidir. Bu nedenle eser, dış dünyayı olduğu gibi resmetmekten çok, sanatçının iç dünyasını, kaygılarını ve varoluşsal korkularını dışa vurur. Tablodaki figürün cinsiyetsiz, neredeyse iskeletimsi ve soyut olması da bilinçlidir; çünkü bu figür belirli bir kişiyi değil, insanın evrensel yalnızlığını ve korkusunu temsil eder. Perspektifin bozulmuş olması, renklerin doğal olmaktan çıkıp yoğun ve çarpıcı hâle gelmesi de izleyicide bir rahatsızlık hissi yaratmak içindir. Bu eser, sanat tarihinde ekspresyonizmin (Expressionism) en önemli örneklerinden biri kabul edilir. Çünkü burada amaç gerçeği aynen göstermek değil, gerçeğin insanda yarattığı duyguyuözellikle korku, kaygı ve yalnızlığı en saf ve güçlü hâliyle ifade etmektir. Bu yönüyle The Scream, modern insanın içsel krizini ve varoluşsal sıkışmışlığını anlatan zamansız bir çığlıktır.
Sanat
Edvard Munch (1889) : Ölüm ve Çocuk Tablosu
"Munch'un annesi vefat ettiğinde kendisi de beş yaşınday­mış." Bahçıvan ve Ölüm s.144
Alıntı