Kendi kimlik gelişimini tamamlamayan bir karakter, kendi içinde insani duygular hissedemez, ama dış görünüm açısından, kendisini büyük bir coşkuyla üretir. Nazi dönemi, alışılmış psikiyatrik-tanısal anlamda bir psikopatolojinin ifadesi değildir; bu daha çok, şayet yanlış yöne sapmaz ise, bağımsız bir kimliğe götürebilecek bir gelişimin yolundan çıktığının ifadesidir. Hitler, Gebhardt ve Münch gibi insanların var olmasını mümkün kılan, saldırganlarla özdeşleşmeye ve insanın yaşadığı acıyla birlikte, gerçek yakınlığa duyduğu ihtiyacı da inkarına dayalı bir gelişimdir. Böyle insanlar, başkalarının acısını "ya yok sayıp, yanıltmaya dayalı sömürüleri için elverişli bir fırsat olarak görürler, ya da şiddet içeren, acımasız bir geri çevirme nedeni olarak ... Böyle insanların duygusal ihtiyaçları, ilk çocukluk yıllarından itibaren doyurulmadan kalmıştır; bu yüzden çevrelerindeki insanların duygusal ihtiyaçlarına karşılık verme yetisine sahip değildirler.
Sayfa 196 - Çitlembik Yayınları 3. Basım 2016
Alıntı
Münch, Auschwitz'de kendisini iyi hissettiğini söylüyor. Saygı gördüğünü ve oraya "dahil" olmak istediğini söylüyor. "Sağlık Enstitüsü'nde kraldım ... Yüz binlerce insanın gaz odalarına gönderildiği bir yerde huzurla yaşadım, bu beni rahatsız etmedi." Hayatında tanıdığı en sempatik insanlardan biri Josef Mengele imiş. Mengele çocukların kafalarını kesiyor, Münch de inceliyormuş. Münch anlatıyor: "Mengele ve diğerleri bize malzeme gönderiyorlardı; duruma göre, kafa, ciğer, omurilik. Bunları analiz ediyorduk." Gazeteci, bunlara hiç karşı çıkıp çıkmadığını soruyor. Bu Münch'ün kavrayamadığı bir şey: "Bu bizim işimizdi; iş iştir, eğlence de eğlence."
Sayfa 187 - Çitlembik Yayınları 3. Basım 2016
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hans Münch
Spielberg'in filmi "Schindler'in Listesi"ni izlediğinde şunları söylemişti: "Bütün ayrıntılar doğru. Her şey aynen böyle oldu." Ayıklamalar yapılırken Münch de Auschwitz-Birkenau' da görevdeydi. Yahudilerin düpedüz odun yığınlan üzerinde yakılmamış olmasını, sonunda elbette ki çözülen "teknik bir sorun" olarak tanımlıyordu.
Sayfa 186 - Çitlembik Yayınları 3. Basım 2016
Alıntı
İşitilen şey, görülen şeyden daha dehşet verici olabiliyor sanki. Sadece sözcükler ölüm gerçeğini kesinleştirebilir. Biri o öldü demediği sürece hala bir umut vardır. *Edvard Munch - Ölüm ve çocuk
Edebiyat
Hastalık, delilik ve ölüm, beşiğimin başında nöbet tutan ve yaşamım boyunca bana eşlik eden kara meleklerdi. Edvard Munch
Sayfa 275·Kitabı okudu
‘Çığlık’ tablosunun aslında çığlık olmadığı gerçeği peki
Kıskanç, elem dolu, yalnız, öznel ekspresyonist Edvard Munch’un eselerinde görünmez olmasına karşın daha görünür biçimde göze çarpan, daha çok hissedilen odur, varlık ona aittir. Öpücük’teki yüzler aşktan değil, öpüşmeyi arzulayan bir ressamın kıskançlıkla acılaşmış zihninden ötürü bulanıklaşmıştır.
Sayfa 19·Kitabı okudu