Savunulacak bir şeyim yok. Yaşayışımla övünecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor. İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm.
Hiçbir şey olmasa bile, okumak için şüphesiz ki; yaşamaya değer.
Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını Türkiye'nin güncel ekonomik ve siyasi sorunlarıyla ilgili sade ve açıklayıcı kitaplar okumayı seviyorum. Özge Öner'in Oksijen gazetesinde yazdığı yazıların bir tür derlemesi olmuş kitap. Hafızamızı tazelemek ki; bu ülkede yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi. Balık hafızalı olduğumuz için bize yaşatılanları çok kolay unutabiliyoruz. Bu tür kitapları okumak çok önemli. Türkiye'nin politika tercihlerini, seçmenlerin sosyolojisini ve psikolojisini, muhalafetin seçim kazanma stratejisini, iktidarın koltuk sevdasını, ülkenin yönetim sorunlarını ve çözüm önerilerini kitapta okuyabiliyoruz. Hem akademik hem de eleştirel bir dili olması okuyucunun merakını ve ilgisini canlı tutuyor. Kitabı okuyacaklar için dikkat edilmesi gereken yerleri not aldım. Ekonomiyle ilgilenenler bu soruları ve konu başlıkları üzerine uzun uzun düşünecektir.
1. Mevzu mutlak yoksulluk değil, hissedilen yoksulluktur.
2. Asıl mesele piyasanın ürettiği bilgiyi doğru okuyabilmek ve devletin kapasitesini bu bilgiyle uyumlu hale getirebilmektir.
3. Türkiye’de ekonomi dendiğinde akla ilk gelen enflasyon, faiz oranları ve kurdaki yükseliştir.
4. Carry trade (düşük faiz borç --> yüksek faiz kazanç)
5. Sorunlu halka arzlar (kötü bilanço, düşen hissi fiyatı, patronların geri toplaması)
6. Kısa vadeli makro iktisadi göstergeler (Kredi derecelendirme, enflasyon, büyüme)
7. İç talep düşünce ve kur yükselince ithalatçı getirdiği malı satamıyor.
8. Kur sabit kalırken ve maliyetlerde artarken ihracatçı da dış piyasada rekabet avantajını kaybediyor.
9. Şirketler kârsızlıktan değil, nakitsizlikten batar.
10. Stagflasyon
11. Orta sınıfın hali içler acısı hali (fakirleşiyor, depolitize oluyor) --> Devekuşu kabare (orta sütun)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hukukun üstünlüğü endeksi, sekiz ana kategoriye dayanıyor:
1. Hükümet yetkilileri üzerindeki kısıtlamalar (Anayasal ve kurumsal yollardan) (Küresel sıralama 135/142)
2. Yolsuzluk (Kamu kaynaklarının kötüye kullanımı) (Küresel sıralama 78/142)
3. Şeffaf yönetim (Hesap verilebilirlik) (Küresel sıralama 108/142)
4. Temel haklar (İnsan haklarına saygı gösterilmesi) (Küresel sıralama 133/142)
5. Düzen ve güvenlik (birey ve mülkiyet güvenliği) (Küresel sıralama 70/142)
6. Düzenleyici yaptırım (Düzenlemeler adil ve etkili mi?) (Küresel sıralama 117/142)
7. Medeni adalet (Bireyler sorunları barışçık yoldan çözebiliyor mu? Adalet sistemine ulaşım kolay ve ucuz mu? (Küresel sıralama 122/142)
8. Ceza adaleti (Cezalar adil ve caydırıcı mı?) (Küresel sıralama 107/142)
İsveç'in iktisadi tarihine baktığımızda refah devleti ve güçlü bir piyasa ekonomisinin birbirine rakip değil, doğru politikalarla birbirini destekleyen unsurlar olduğunu görürüz. İsveç'in gelir vergileri en yüksek ülkelerden biri olduğu hakikat olmakla beraber burada dikkatten kaçan devletin vergileri toplayıp olur olmadık şeylere değil, doğrudan vergiyi verenlere harcayarak bu yüksek vergilerde geniş çaplı toplumsal rıza sağlayabilmiş olmasıdır.
İsveç'in başarısı ancak güçlü kapitalist kurumlar üzerine inşa edilen refah devleti modeliyle açıklanabilir. Zira refah devletinin sunduğu cömertlik piyasaların sağladığı verimlilik sayesinde finanse edilegelmektedir. Aslında İsveç'te devletin alameti farikası müdahale alanının genişliğinden ziyade üretim ve bölüşüm mekanizmaları arasındaki hassas ve şeffaf dengeyi kurabilmiş olmasındandır.