Murattgenstein

Murattgenstein
@murattgenstein
Savunulacak bir şeyim yok. Yaşayışımla övünecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor. İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm. Hiçbir şey olmasa bile, okumak için şüphesiz ki; yaşamaya değer.
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Vahyedilişinden Derlenişine Kur'an Tarihi bir süredir baskısı yoktu. İz Yayıncılık tekrar baskı yapınca kitabı hemen edindim. Özellikle Kur'an'ın bozulduğuna dair son zamanlarda çok fazla tartışma vardı. 1400 yıl önceki bir metnin günümüz şartlarına cevap verip veremediği, bazı ayetlerin anlamlarının yorumcudan yorumcuya farklılık gösterdiği gibi birçok ithaflı konu vardı. Muhammed Mustafa el-A'zami çok derli toplu bir çalışma ile Kur'an'ın bozulmadan günümüze kadar nasıl korunduğunu çalışma yöntemleriyle, ilgili mushafları karşılaştırarak, alfabelerdeki sesli ve sessiz harf değişimine kadar incelemiş. Farklı lehçelerde okunmasının anlamda yarattığı değişiklikte buna dahil. Kitabın son bölümünde Eski Ahit ve Yeni Ahit'in de karşılaştırmasını yapıyor. Sonuçta Kur'an tamamen Allah'ın kelamı olarak kabul edilirken; Yahudilik ve Hristiyanlık'taki kutsal metinlerde ise farklı yazarlar vardır. Babil sürgününden sonraki 2.500 yıl boyunca Yahudilerin kullandığı İbranice'de sesli harf yoktu. Hristiyanlıkta Luka, Matta, Yuhanna ve Markos incilleri var. En nihayetinde Muhammed Mustafa el-A'zami şunu diyor; oryantalistler Kur'an'ın güvenilir olmadığını iddia ederken neden Eski Ahit ve Yeni Ahit üzerindeki kuşkuları görmezler. Son olarak yıllar içinde Müslüman kesimin içindeki en önemli ihtilaf da şuydu. Özellike Sünni ve Şii uleması arasında olmuştur. Şii'ler malum ilk üç halifeyi kabul etmiyor. Kur'an ilk önce Hz. Ebubekir döneminde derlenip toplanıyor. Hz. Osman döneminde ise tek bir mushaf olarak hazırlanıyor. Ve bundan sonra tüm Kur'an'ın bu muhsaf üzerinden dağıtılması için diğer tüm kopyaları imha ediyor. işte bundan dolayı bazı muhalif ve farklı mezhepler bu süreçte Hz. Osman'ın Kur'an'da tahrifat yaptığını ekleme ve çıkarma yaptığını iddia ediyordu. Bu tartışma devam edecektir maalesef. Bize düşen Kur'an'ı okuyup iyi bir insan
Araştırma-İnceleme
Vahyedilişinden Derlenişine Kur'an TarihiMuhammed Mustafa el-A'zami · İz Yayıncılık · 201548 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Kur'an Tarihi üzerine okumalar yaparken bütünlüklü bir okuma olması adına İslam Tarihi'ni de bir göz okuyayım dedim. Elimdeki kitapları eritiyorum. Yıllar yılı okuduğumuz diğer kaynaklar olsun, kulak dolma bilgiler olsun zaten pek çok şey biliyormuşuz. Fakat Sünni tarihten çok Şii'lerin tarihi hakkında daha az bilgimiz var. Bu kitap biraz olsun o eksikliği gideriyor. Özellikle kitabın Oniki İmamcılar ve Nizariye (Hasan Sabbah'ın İsmailiye tarikatı) bölümlerini okudum. Alevilik hakkında daha kapsamlı bir okuma yapacağım için o bölümleri üstünkörü okudum. Kitabı okuyunca temelde şunu anlıyorsunuz. Şiilik tamamen eskatoloji, mehdinin gelişi ve Batıni bilgiler üzerine kurulu. Çok fazla bölünme var. Kimi grup on iki imama inanıyor. Kimisi dördüncü imamdan sonrasını tanımıyor (Zeydiler). Kimisi Cafer Sadık'un oğlu İsmail'den sonrasını tanımıyor (İsmaililer). Ve herkes kendi imamının Mehdi olarak geleceğine inanıyor. Takiye kavramını çok sık duyuyoruz. Sünnilerden ve diğer devletlerden zulüm görmemek için kendi inançlarını gizleme olgusu. Şiilik ile Sünnilik arasındaki mücadele sadece siyasi olarak değil, itikadi olarak da çok derin ayrılıklara sebep olmuş. Oruç ayları, namaz vakitleri, inanç ritüelleri, halifelere olan bakış açısı... Özellikle İslam'ın ilk yüzyılı hakkında günümüze gelen çok az yazılı kayıt var. Bu yüzden Şiilik ve Sünnilik arasındaki ayrışmaların temel sebeplerini daha detaylı bilemiyoruz. Bu yüzden de yüzlerce yıldır uzlaşma sağlanamıyor.
Tarih
Şii İslam TarihiFarhad Daftary · Alfa Yayıncılık · 201646 okunma
7/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
AKP, Kadınları Nasıl Kazanıyor kitabı bir oturuşta bitirdim. Altına çizeceğim cümle ya da alacağım notlar olur diye düşünüyordum ama aslında çevresinde olup bitenleri gözlemleyen herkesin üç aşağı beş yukarı duyduğu ve şahit olduğu şeyler yazıyor kitapta. AKP'nin neredeyse 6 milyona yakın kadın üyesi var. Tabii kitabı okurken Türkiye'nin yakın geçmiş tarihini, sosyolojisini ve özellikle son 25 yıldaki muhafazakarlaşma eğilimini bilmek lazım. Eminim ki hepimizin evlerinde benzer konuşmalar geçmiştir. Başörtülü kadınların eğitim hakkının kısıtlanması, ikna odaları, sokakta ve kamusal alanda dışlanıp hor görülmeleri aradan yıllar geçse de ilk günkü gibi sıcaklığını koruyor. Diğer yanda hastanelerdeki kuyruklar, yoksulluk, tankerlerle su taşınması, bozuk ve asfaltsız yollar, çamurlu sokaklar, dağ gibi olmuş çöp yığınları... Bu manzaralar Türk insanın hafızasından silinmiyor. Toplumun mağduriyetini ve kanayan yarasını 25 yıldır kapamayan ve seçim dönemlerinde tekrar tekrar kanatıp oy devşiren bir parti var. Halbuki 1950 yılından beri Türkiye'yi sağ ve muhafazakâr partiler yönetiyor. Tüm bunları bir kenara bırakacak olursak belki de dikkat edilmesi gereken en önemli husus; siyasi partilerin halkla olan iletişimleri. AKP toplumun acılarını, mağduriyetini, umutlarını ve hayallerini çok iyi okuyor. Hikaye anlatıcılığı muhalefetten daha iyi. Seçmenini yaşananlar ne olursa olsun, memleketin ekonomik ve toplumsal durumu ne olursa olsun günün sonunda konsolide edip ikna etmeyi başarıyor. Bunun üzerine istediğimiz kadar bilimsel araştırma yapalım. Akıl ve mantık dışı olduğunu söyleyelim. Farketmez. Demokrasinin alamet-i farikası da budur işte. Akıl-dışı olanın üstünlüğü...
Araştırma-İnceleme
AKP, Kadınları Nasıl KazanıyorNur Sinem Kourou · İletişim Yayınları · 20257 okunma
8/10
·611 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:33
Rabıta çok uzun zamandır kitaplıkta duruyordu. Uğur Mumcu'nun eserlerini düzenli bir şekilde okuyamasam da yıllar içinde dolaylı yoldan anlattığı her şeye bizzat yaşayarak vakıf olduk. Tıpkı bugün de Uğur Mumcu'dan anlattığı kadar vahim olayları ve haberleri okuyor, görüyor ve yaşıyoruz. Değişen bir şey olmadı. Eskiden belki de bu tür haberler meclisin gündemine taşınıyor, geç de olsa araştırılıyordu. Bugün ise MHP ve AKP'nin oyları ile kamuoyuna mâl olmuş tüm günahlar ve yasadışı eylemler oy çokluğu ile örtbas ediliyor. Kitap tuğla gibi olmasına rağmen o kadar hızlı okunuyor. Okurken gazete başlıkları ve o günlerin kahramanları film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor. Cemalettin Kaplan, Süleyman Hilmi Tunalı ve Süleymancılar, Rabıta örgütü, Milli Selamet Partisi, Erbakan hoca, 80 darbesinin cuntacıları, Almanya'daki gurbetçiler... Türkiye'de düşünce, inanç ve toplumsal olarak nerede bir boşluk oluşursa, o boşluk bir şekilde dolduruluyor. Bu bazen önemli siyasi şahsiyetler oluyor, kimi zaman kurumlar, dernekler ya da tarikatlar oluyor. İnsanlara propaganda yapılıyor. Para toplanıyor. Özellikle Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bu durumlar artık ülkenin makus talihi olmuş. Yıllar yılı aklı, bilimi, kamu vicdanını ön plana almak yerine insanların fakirliği, çaresizliği ve dini duyguları siyasi bekââlar uğruna sömürülüyor. Gelinen noktada muasır medeniyetler yolculuğunda bir milim ilerleyebildiğimizi düşünmüyorum. Sadece mağdur edenlerin siyasi kimliği ve ideolojisi değişti. Dünün mağdurları bugünün zulm edenleri olmuş.
Araştırma-İnceleme
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020543 okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 09:36
Vaclav Smil 'in kitaplarını okumak için birkaç senedir bekliyordum. Rakamlar Yalan Söylemez kitabı Kindle'a düşünce hemen okuyayım dedim. Bu tarz istatistiksel verilerle desteklenen, güzel hikaye anlatıcılığıyla süslenmiş kitapları seviyorum. Okurken kafamda canlandırıyorum. Kitapta özellikle enerji sektörü ile ilgili verdiği bilgiler çok ilgimi çekti. Çünkü bende enerji şirketinde çalışan bir finansçıyım. Ve dediklerini kendi tecrübelerimle kontrol edebildim. Bilim tarihini anlattığı bölümde bir kez daha şunu gördüm. Daha önce okuduğum birçok bilim tarihi kitabından olduğu üzere Türklerin, Müslümanların ya da komşumuz olan ülkelerin hiçbirinin esamesi okunmuyor. Tesadüflerle başlayan süreç, birikimli olarak birkaç yüzyılda dünyanın seyrini değiştiriyor. Doğaya hükmetmek, şekillendirmek, öldürmek ve yeniden yaratmak... Bilim tarihini okuduğumda aklımın almadığı o kadar çok şey var ki; hayranlık duyuyorum. Ama aynı zamanda henüz başarılmamış, denenmemiş, keşfedilmemiş bir o kadar şeyin daha olduğunu bilmek canımı da sıkmıyor değil. Kıtalar arası uçan uçaklardan tutun, bisikletin kauçuktan yapılan lastiğine, rüzgar türbinlerine, nükleer reaktörlere, içten yanmalı motorlara, elektrik enerjisinin üretimi, depolanması ve transferi, cep telefonlarının içindeki çipler, bilgisayar teknolojisi, yapay zeka... Saymakla bitmez. Günlük hayatımızda çok kolayca kullandığımız şeylerin üretim aşaması hakkında en ufak bir şey bilmiyor olmak canınızı sıkmıyor mu?
Bilim
Rakamlar Yalan SöylemezVaclav Smil · Pegasus Yayınları · 20253 okunma