Öncelikle Kötü Haber: Kitabı anlayabilmek için iki kere okumanız gerekiyor.
DFW, okuyucusundan belli bir okuma disiplinine sahip olmasını bekleyen bir yazar. Infinite Jest de öyle yorucu bir günün ardından headshot yemiş vaziyette evinize gelip koltuğunuza yaslanıp ayaklarınızı uzatarak çayınızı kahvenizi vs. yudumlarken okuyabileceğiniz/okumak isteyeceğiniz bir kitap değil; dikkatinizi vermediğinizde sizi cezalandıran bir kitap.
Nasıl cezalandırıyor diye sorabilirsiniz; söyleyeyim, ama öncelikle bir kötü haber daha: Kitabı okumak ve anlayabilmek için çok çok çok iyi düzeyde İngilizce bilmeniz gerekiyor. Aksi takdirde sayfalarca uzanan paragrafların, flashbacklerin, dipnotların, kalabalık cümlelerin, ve zaman atlamalarının içinde kaybolup gidiyorsunuz. Çeviri meselesine ise girmek bile istemiyorum.
Evet cezalandırma demiştik, oraya geliyorum: Infinite Jest çok sayıda karakterin ucundan kenarından birbirine bağlandığı, pek çok mekana ve uzun bir zamana yayılan karmaşık bir kurguya sahip. Buna bir de Wallace'ın inanılmaz kelime dağarcığı ve az önce bahsettiğim upuzun paragrafları ve karmaşık cümleleri eklenince ufak bir dikkatsizlik anında bile hikayeyle ilgili önemli bir detayın bir satır arasında yok olması işten bile olmuyor.
Bunun dışında kitap inanılmaz bir mizah anlayışıyla yazılmış. O kadar ki Wallace'ın kitap hakkında "üzgün bir şeyler yazmak istedim" demesi, anlaşılabilir olmakla birlikte insanı şaşırtıyor. Bazı yerlerde engel olunamaz biçimde bağıra bağıra gülmek istiyorsunuz.
Kitap ne hakkında? Cevap: Pek çok şey. Ama bu kitabı okuyacak kadar çılgın olanlarınız Kuzey Amerika, bağımlılık, kaçış, "iki"lik gibi temalarla sıkça karşılaşacak. Ayrıca belli belirsiz bir Hamlet motifi de dikkatli okuyucunun gözünden kaçmayacaktır (tabii eğer bunu okuyorsanız