Savunulacak bir şeyim yok. Yaşayışımla övünecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor. İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm.
Hiçbir şey olmasa bile, okumak için şüphesiz ki; yaşamaya değer.
Bir anlamda devletin iyi ve yeterli eğitim sağlayamayarak GülenCemaati'ne ittiği çocukların 15 Temmuz'da "darbeci" durumuna düşmesi, devletin eğitim meselesinde boş bıraktığı alanın ne kadar büyük ve önemli olduğunu ortaya koyar.
Günümüzün meslekleri sabit becerilerden çok, değişen teknolojiye ve koşullara uyum sağlayabilen ve kendini sürekli geliştirebilen bireylere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle geleneksel olarak ortaöğretim düzeyinde üç ya da dört yıl olarak verilen mesleki eğitimin geçerliliği azalmıştır.
Öğretmen adayları sözlü sınavda alanları dışında ilginç sorularla karşılaştıklarını, "Gezi'de ne hissettin? Alevi misin Sünni misin? İnsan kopyası iyi mi kötü mü? Terör örgütlerini sayınız? Yılbaşında kutlama yaptınız mı? Oruç tutuyor musun? Reis deyince aklına kim geliyor? "Sayın Öcalan" ifadesi hakkında ne düşünüyorsun? Hangi gazete ve köşe yazılarını takip ediyorsun? Hangi dershaneye gittin? 15 Temmuz sürecini değerlendirin? gibi sorular sorulduğunu belirtmiştir.
1982'den itibaren ortaöğretim düzeyinde okutulan, Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında, "Atatürk'ün kesinlikle dinsiz olmadığı" hiçbir dönemde Cumhuriyet dönemindeki kadar cami yapılmadığı" belirtilerek laik ve Müslüman bir rejim profili çizilmiştir.
Althusser'e göre, önceki yüzyıllarda doğal ve vazgeçilmez görülen kilisenin yerini artık okulun aldığını, okulun ve okul-aile çiftinin egemen devletin ideolojik aygıtı olarak üretim tarzının ve üretim ilişkilerinin yeniden üretiminde belirleyici rol oynadığını savunur.