Ayşe

Ayşe
@murtecell
telaşsız, sakin, âsude bir yaşam...
10/10
·232 syf.··
2025 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 00:27
Bu romanı incelemek istersek sırasıyla şöyle başlayabiliriz aslında ; Romanın baş kahramanı Giovanni Drogo, genç bir subay olarak Bastiani Kalesi’ne atanır. Bu kale, görünürde büyük bir düşmanı “Tatarlar’ı”beklemektedir. Ancak yıllar geçer, o beklenen saldırı hiç gelmez. Bu durum insanın kendini beklemekle nasıl tüketebileceğini gösterir. İnsan zihni umutla oyalanmaya çok yatkındır: Gerçekleşmeyecek bir beklenti bile yaşamı anlamlı kılar. Drogo için bu umut, yaşamın boşluğunu örten bir perde gibidir. Aslında bu kale, onun iç dünyasının bir metaforudur: Yalıtılmış, hareketsiz, donmuş. Kale her şeyden uzaktır; Drogo ve diğer askerler burada bir tür zaman hapishanesine tıkılmış gibidir. Zaman akıp giderken Drogo gençliğini, fırsatlarını, aşklarını, hayallerini birer birer yitirir. Bu durum, insanın ölüm korkusunu ve zamana yenik düşme endişesini gösterir. Kale, insanın ölüme doğru ilerleyişinin simgesidir. Drogo aslında orada düşmanı değil, kaçınılmaz sona, yani ölüme hazırlanır. Boş bekleyiş, insanın ölümle yüzleşmek yerine kendini oyalama biçimidir. Drogo kale yaşamının monotonluğunu görür, bazen oradan ayrılmak ister ama yapamaz. Çünkü orada kalmak, bilinmeyene gitmekten daha az korkutucudur. İnsan çoğu zaman mutsuz olduğu düzeni bile değiştirmeye cesaret edemez. Bu, insanın alışkanlıklara bağımlılığı ve güvenlik arayışını anlatır. Psikolojide buna öğrenilmiş çaresizlik de denebilir. Drogo, özgürlüğe kapısını kendi elleriyle kapatır çünkü kalede kalmak, zihninde bir tür konfor alanıdır. Romanın sonunda Drogo hastadır ve kaleden ayrılır. Ölümü beklerken Tatar Çölü’nün gerçek ya da hayali varlığı fark etmez artık. Yalnızca kendi sona erer. Sonunda insan, evrenin kayıtsızlığıyla baş başa kalır. Tatarlar gerçek olsa da olmasa da fark etmez; önemli olan insanın kendi
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·210 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2025 01:11
Yu Hua nın, Yaşamak, adlı kitabı okudum. Beni derinden etkiledi demek isterdim ama maalesef yani beklentimin fazlalığından mı bilmiyorum ama bana bayağı geldi. Akıcı olduğu doğru evet ama cin ali okusam daha faydalı olurdu gibi. Akıcı olmasının sebebi de zaten bundan kaynaklı basit ve okuması kolay bir kitap. Ve ana karakterine gelecek olursak her haltı yiyip sonra hatasının sonucuna şaşıran küçük çocuklar gibi geldi bana açıkcası. Tüm bunlara rağmen Havva ‘nın da dile getirdiği gibi tüm bu saçma sapan hareketleri yapıp, çocuklarının ve eşinin hayatını kabusa çevirdikten sonra sonuçlarının böyle olacağını nerden bilebilirdi ki :D
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK VE ARTIK HİÇBİR YER EV DEĞİL
Puan vermedi·392 syf.··
2024 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2024 21:56
Çizgili Pijamalı Çocuk adlı çocuk romanı ve devamı niteliğinde olan Artık Hiçbir Yer Ev Değil adlı romanı. Evet, hepimizin edebiyat tercihleri ve zevki birbirinden farklı. Bazen okurken ve yorumlarken bunları bir kenara bırakmak gerekebilir. Özellikle gerçeğe bire bir uyan sadece acı ve ardından gelen suçluluk duygusunu ensende bir nefes gibi hissettiğin kitaplarda. Çizgili Pijamalı Çocuk ve Artık Hiçbir Yer Ev Değil romanları susarak ortak olduğumuz kötülükleri, içimizdeki öldüremediğimiz erkleri bize göstererek bizi rahatsız ediyor. Masum olmadığımızı yüzümüze vuruyor. Kurgusuyla okuru ters köşeye yatıramasa da (yani en azından benim için öyle oldu) konusuyla tedirgin ediyor,  okura ayna tutuyor ve akıcı anlatımıyla kendini bir solukta okutuyor. Birbirinin devamı olan bu iki kitabın içeriğine değinecek olursam ilk yıllarda ( Çizgili Pijamalı Çocuk) savaş zamanlarını, Nazilerin yaptığı Yahudi katliamını, Bruno ve Shmeul'in arkadaşlıklarını, savaşı bu iki çocuğun gözünden tel örgülerin arasındaki gerçekliği okurken Artık Hiçbir Yer Ev Değil kitabında ise Gretel'in Annesi ile Paris'e sığınmasını ve ekabinde peşini bırakmayan acıları, vicdan azabını, suçluluk duygusunu, kardeşinin ölümündeki payından uzaklaşma çabasını okuyoruz Seriyi okuduğum süre zarfında hep aklımda şu yankılanıyordu; Nasıl oluyor da bu kadar katlima, acıya, zulme uğramış bir millet şuan da aynısını Filistindeki masum insanlara entegre edebiliyor. Kendine yapılan bu zulümü ne çabuk unuttu? Ne ara bu kadar empati yoksunu oldu? Ve ayrtıyen bu zulmü destekleyen ve ardında duran onca Avrupa ülkesi? Bir ara mazlum olan millet nasıl şuanda zalim konumunda kendini görmekten kaçınmıyor? Bu nasıl bir çıkar ilişkisi insan anlam veremiyor. Artık Hiçbir Yer Ev Değil Çizgili Pijamalı Çocuk
Artık Hiçbir Yer Ev DeğilJohn Boyne · Delidolu Yayınları · 2023980 okunma
9/10
·430 syf.··
2024 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2024 01:17
Dostoyevski'nin bir kitabında dostlardan başkasına anlatılmayacak şeyler vardır, diyor ; hatta bazıları dostlara bile anlatılmamalı; bunların arasında bir de insanın kendisine bile anlatamadığı şeyler vardır. Ama bastırdığımız duygular eninde sonunda açığa çıkıyor. Bazen bir gözyaşı ile bazen de ağır bir melankoli haliyle. Bunu konu alan kitabımızda gelecek olursak; Doktor Breuer o dönemin teşhis dehasıdır ve ünlü bir çok şahsın doktrudur. Bir gün Salome adında bir kadın onun yanına gelir ve bir yakınını tehşis etmesini ister. Durumunun çok vahim olduğunu hatta "yaşamasının buna bağlı" olduğunu vurgular. Doktor Breuer bunu kabul eder. Hastamız migren ağrıları çekerken bir yandan da ihanetin ağır darbesini almış olan Nietzsche'dir. İki karakterimizin birbirine hem doktor hem de hasta olduğu karşılıklı bir terapi yolculuğu başlar. Kısaca bu kitapta iki insanın bir birine nasıl şifa olduğu, saplantılarından nasıl kurtulduğunu bir bir görüyoruz. Karşılıklı itiraflar, birbirini kamçılayan ihanetler.... Dilinin akıcı olmasına ve ağır olmamasına karşın bence kesinlikle yavaş yavaş sindire sindire okunması gerekiyor. Kendini keşfetmek isteyen her insanın okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve kitabın ana teması niteliğinde olan Niestzche'nin sözü ile kapatıyorum "Yaşamak, acı çekmektir. Hayatta kalmak ise bu acı da anlam bulmaktır."
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
Puan vermedi·419 syf.··
2024 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 02:06
Alıklar Birliği ile ilgili tek kelime söyleme şansım olsa bu kesinlikle "değişik" olurdu. Bugüne kadar okuduğum en farklı romanlardan biriydi. Okuma listeme sevdiğim ve okuma tarzına güvendiğim bir okurdan görüp ekledim. Birazcık hakkında araştırma yaptığımda ön yargı ile başlamama sebep oldu. Hem bu yüzden hem de yazarın "mahalle ağzı" tarzıyla yazmasından kaynaklı olayları ilk başlarda biraz kavrayamadığımdan ilk 100 - 150 sayfasında bırakıp bırakmama konusunda kararsızlık yaşadım. İçeriğine gelecek olursak İgnatius Reilly daha önce de bahsettiğim gibi okuduğum en ilginç karakterlerden biri. Tembel, obur, her şeyi eleştiren, toplumla bir türlü anlaşamayan, düzgün ilişkiler kuramayan biri. Yani kapak resmindeki değişik görünümlü adam. Otuzlu yaşlarında, annesiyle yaşayan hatta bütün gün odasından çıkmayan, yaşadığı çağın her şeyini eleştiren bir adam aynı zamanda. Tüm saçma denilebilecek "olsa olsa ancak bu adamın başına gelir" dediğimiz olaylar ardı sıra geliyor kahramanımız başına romanda. Bu olayları hem komik bir dille anlatıyor hem de bir yandan toplum eleştirisi yapıyor.
Alıklar BirliğiJohn Kennedy Toole · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20141,121 okunma