• 195 syf.
    ·1 günde
    Hiçbir eseri çöp olarak nitelemekten hep kaçtım, kaçmaya çalıştım. Bu esere ! de çöp dememeye çalışıyorum. Tarih ilminin, biliminin tanımında objektiflik de vardır fakat bu her ülkenin tarihçileri ya da araştırmacıları için zordur. Bu eserde o zorluk içinde, Abdülhamid II, ekseninde yazılan bir tarih ve ona saldıran, eleştiren vs. herkesin hain ilan edildiği veyahut yahudilere, masonlara hizmet ediyorlardı takısı. Alenen localara kayıt olanlar zaten kuyruklu hain kayıt olmayanlar ise gaflette.... İçindeki her başlığa çok net ve açık cevaplar mevcut fakat bunun gibi eserler yüzüne koskoca kaç nesil zehirlendi bilmiyorum. O kadar etkili eserler ki bunlar bununla etkilenen nesiller kendi çocuklarını da etkilediler/ devam ediyorlar. Osmanlı'nın 1876-1918 arasını ciddi eserler okuyarak altyapı yapmayan kişiler bu kitapları öncelik olarak almamalarını öneriyorum. Hele ki, İttihat ve Terakki'yi araştırmak, öğrenmek isteyenlere asla önermiyorum. Önce daha iyi eserler okunup sonrasında bu döneme ya da cemiyete karşı olan kitapları okumanızı öneriyorum.
  • "Azeri, Türk, Türkmen... Var mı ayrılık?
    Nerden doğdu bu imansız gayrılık?"
  • Naima'ya göre: "Karakter ve kabiliyet bakımından dedesinin dedesinin dedesi olan Yavuz'a fevkalade benzeyen IV. Murat, Yavuz'un tahta geçtiği zaman bulduğu vaziyeti bulmadı. Ordu nizamsız, asayiş bozuk, maliye perişandı. Yavuz gibi en olgun yaşta (42 yaşında) değil çocukken tahta geçti. Yavuz'un o yaşa kadar kazandığı tecrübelerden mahrumdu. Onun için bir cihangir olamadı. Fakat her sahada büyük başarılar kazandı. Büyük kumandan, büyük devlet adamı, büyük diplomattı. Çok defa zulüm derecesinde sertlik gösterirdi fakat haklı söze gücenmez değerli mütalaalardan faydalanırdı. Bu hususta pek çok misal gösterilebilir. Şakaya, nükteye, eğlenceye düşkündü. Etrafındaki devlet adamları eskiler derecesinde kıymetli şahsiyetler değildi. Eğer öyle olsaydı kendisinden önce gelen Osmanlı hükümdarlarını geride bırakabilirdi."
  • Afrika'daki faaliyet gösteren bir İngiliz misyonere, ihtiyar bir Afrikalının söylediği şu söz ne kadar manidardır!
    İhitiyar Afrikalı İngiliz misyonere diyor ki:
    —Siz memleketimize geldiğiniz zaman, bizim toprağımız; sizin mukaddes kitabınız vardı. Şimdi ise bizim mukaddes kitabımız, sizin de toprağını var!
    Misyonerliğin esası budur, gerisi laf-u güzaftır.
  • Eski Türkler Osmanlı İmparatorluğu'nu üç kıtanın birleştiği çevrede kurmadan evvel milli vicdanlarında kurmuşlar ve bütün siyasi ve askeri hamlelerinde işte o büyük ülkünün gidildikçe uzaklaşan hududuna doğru atılmışlardır. Anavatanı her tarafından genişleten manevi bir harita çizilmiş gibidir. Gönüllere giren bu vicdani haritanın muhtelif istikametlerdeki büyük merkezlerine hep "Kızıl Elma" ismi verilmiştir.
  • "En yakın hâdiseler TÜRKİYE'de TÜRKten gayrisinin dost olmadığını gösteriyor."
  • ÖTÜKEN
    15 Ocak 1964 ile Kasım 1975 tarihleri arasında 143 sayı yayınlanan Ötüken, bu özelliğiyle Atsız’ın dergileri
    arasında en uzun ömürlüsüdür. İlk 11 sayısında, yayıncıları tarafından, “Her Ayın Onbeşinde Çıkar, Fikir ve Ülkü
    Dergisi” olarak nitelenen Ötüken’in bu düsturu 11 sayıdan sadece 6’sında tutturulabilmiştir (Bu sayılar şunlardır: 1, 2, 5, 6, 8, 10. Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 8; Ötüken, I/10 (15 Ekim 1964), s. 8). Kalan sayılar farklı tarihlerde basılmış ve yayınlanmıştır (Ötüken, I/3 (16 Mart 1964), s. 8;Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 8;Ötüken, I/7 (16 Temmuz 1964), s. 8; Ötüken, I/9 (12 Eylül 1964), s. 1; Ötüken, I/11 (14 Kasım 1964), s. 8). 26. sayıda ayın 15’in çıkma taahhüdünün yerine “Her Ayın Ortasında Çıkar, Aylık Fikir ve Ülkü Dergisi” gelecektir (Ötüken, I/12 (15 Aralık 1964), s. 1). Bundaki amaç her ayın 15’inde çıkma gibi bir vaatte bulunup bunun tutturulamamasının okuyucu üzerinde bırakacağı menfi tesirin önüne geçmektir şüphesiz. 27. sayıda bu ibare de biraz değişikliğe uğramış ve “Fikir ve Ülkü Dergisi” kısmı kaldırılmıştır (Ötüken, III/27 (27 Mart 1966), s. 1). Dergi, her ayın ortasında çıkma prensibinin uygulandığı 12-28. sayılar arasında ayın 15’i ile 30’u arasında 11 farklı tarihte yayınlanmıştır (Meselâ: Ötüken, II/15 (22 Mart 1965), s. 1; Ötüken, II/22 (20 Ekim 1965), s. 1; Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966), s. 1). Zaten bu sayıdan sonra derginin yayınlandığı günün yazılması uygulaması kaldırılarak sadece ay ve yıl yazılmıştır. 29. sayıda yayın günü açısından daha serbest olmak, aksaklıkları daha az belli etmek amacıyla ayın hangi gününde veya neresinde yayınlanacağı yazısı kaldırılarak “Aylık Türkçü Dergi” ibaresi getirilmiştir ve son sayıya kadar bu şekilde devam etmiştir (Ötüken, III/30 (25 Haziran 1966), Kapak; Ötüken, XII/143 (Kasım 1975), Kapak). Ötüken’e “Aylık Türkçü Dergi” demenin yayın tarihlerinde daha serbest olmayı ve dergiyi belli bir güne yetiştirmek için niteliğinden taviz vermek gibi durumları da engellemeyi beraberinde getireceği muhakkaktı. Fakat yine de yayın zamanındaki aksaklıkların önüne geçilemedi. Günü gününe yayınlanan sayılar olduğu gibi ayın son günlerinde yayınlanan sayılar da vardı. Meselâ Aralık 1966 tarihli sayısının baskı tarihi 1 Aralık’tı (Ötüken, III/36 (Aralık 1966), s. 16). Buna karşın 42. sayı 27 Haziran’da basılmıştı (Ötüken, IV/42 (Haziran 1967), s. 16). Hatta, zarurî durumlar ortaya
    çıktığında derginin yayını birkaç ay ileriye atılıyordu. Atsız 1973’te hapse girdiğinde Kasım ve Aralık sayıları birlikte
    yayınlanacak ve ancak 23 Ocak 1974’te basılabilecekti (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), s. 32). Bu
    aksaklıkların bir diğer sebebi de, bir dönem, İstanbul’da hazırlanarak Ankara’da basılması ve derginin provalarının
    bazen birkaç defa iki şehir arasında gidip gelmesiydi (Atsız’ın Mektupları, s. 257). Derginin kapak düzeninin, 143
    sayılık bir dergi için, büyük değişiklikler gösterdiği söylenemez. Ufak biçimsel değişiklikler sayılmazsa standart
    kapak düzenleri kullanılmıştır. İlk 26 sayıda kapak düzeni hep aynıdır (Tek istisna 19. sayıdır. Kerkük katliamı
    sebebiyle özel olarak hazırlanan bu sayının kapağında bir Kerkük fotoğrafı ve “Kerkük Katliamının Altıncı
    Yıldönümü Özel Sayı” yazısı bulunmaktadır. Ötüken, II/19 (16 Temmuz 1965), Kapak). Aynı zamanda 1. sayfa
    vazifesi gören kapağın en üstünde büyük puntolarla “Ötüken” yazısı, altında ayın hangi gününde çıkacağını belirten yazı ve sahibi, sorumlu müdürü, tarih, fiyat gibi ibareler bulunuyordu (Ötüken, I/1 (18 Ocak 1964), s. 1; Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966), s. 1). 27-29. sayılarda ortada Türklük ve Türkçülükle ilgili dizeler, altında ise “Bütün Türkler Bir Ordu Katılmayan Kaçaktır” yazısı vardı (Ötüken, III/27 (27 Mart 1966), s. 1; Ötüken, III/29 (28 Mayıs 1966), s. 1). En çok kullanılan kapak resmi kurttu. Çeşitli şekil ve boyutlardaki kurt resmi derginin birçok kapağını süslemekteydi (Kapağında kurt figürü bulunan sayılar şunlardır: 30-33, 44-86, 88, 89, 93, 95-97, 100-104, 106, 107, 111, 114, 116, 119-120, 122, 123, 129-131). Derginin 34 ve 35. sayılarında bir Türk süvarisi görülmektedir (Ötüken, III/34 (Ekim 1966), s. 1; Ötüken, III/35 (Kasım 1966), s. 1). 36 ve 37. sayılarda da başka bir süvari resmi vardır (Ötüken, III/36 (Aralık 1966), s. 1; Ötüken, IV/37 (Ocak 1967), s. 1). 38, 40-43. sayılarda Türklerin Ergenekon’dan çıkışını temsil eden bir resim bulunmaktadır (Ötüken, IV/38 (Şubat 1967), s. 1; Ötüken, IV/43 (Temmuz 1967), s. 1). 87, 90, 94, 98, 103, 108, 112, 118, 126. sayılarda Türk süvarileri temalı bir kapak kullanılmıştır (Ötüken, VIII/87 (Mart 1971), s. 1; Ötüken, XI/126 (Haziran 1974), s. 1). 99, 105, 117 ve 124. sayıların kapağında Tanrı Dağları resmi vardır (Ötüken, IX/99 (Mart 1972), s. 1; Ötüken, XI/124 (Nisan 1974), s. 1). 133, 134, 136-143. sayıların kapağını Kür Şad ve çerileri süslemektedir (Ötüken, XII/133 (Ocak 1975), s. 1; Ötüken, XII/143 (Kasım 1975), s. 1). Gündemdeki meselelere göre kapak belirlendiği de görülmektedir. Meselâ, 128 ve 131. sayıların kapağında Kıbrıs’la ilgili fotoğraflar kullanılmışken (Ötüken, XI/128 (Ağustos 1974), s. 1; Ötüken, XI/131 (Kasım 1974), s. 1), Türk
    diplomatların Asala tarafından öldürülmeleri üzerine 110. sayının kapağına “Ermeni Meselesi” yazılmış ve iç
    sayfalarda bu konu işlenmiştir (Ötüken, X/110 (Şubat 1973), s. 1). Derginin yeni bir yaşa girişinin okuyuculara
    kapakta yazmak suretiyle duyurulduğu da vakidir (Ötüken, X/109 (Ocak 1973), s. 1; Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), s. 1). Bir kişi veya olaya hasredilmiş sayılar da vardır. Meselâ, Zeki Velidî Togan’ın vefatı münasebetiyle bir özel sayı hazırlanmış ve kapağa “Ord. Prof. Zeki Velidi Togan (1890-1970) Özel Sayı” yazılmıştır (Ötüken, VIII/91 (Temmuz 1971), s. 1). Aynı şekilde Nejdet Sançar için de bir özel sayı hazırlanarak bu durum kapakta belirtilmiştir (Ötüken, XII/135 (Mart 1975), s. 1). 3 Mayıs 1944’ün 39 ve 40. yıldönümü için de özel bir sayı ve kapak hazırlanmıştır (Ötüken, X/113 (Mayıs 1973), s. 1; Ötüken, XI/125 (Mayıs 1974), s. 1). 27. sayıdan itibaren kapaklara farklı resimler, o sayıda yazısı olanların listesi eklenmiş; sayı ve sayfa numaralarıyla yıl, fiyat gibi belirteçler yer değiştirmiş olsa da kapakların genel kompozisyonunun aynı kaldığı söylenebilir. “Bütün Türkler Bir Ordu” ibaresi neredeyse her sayıda vardır. Bununla beraber birçok sayının kapağında Ziya Gökalp, Namık Kemal, Ömer Seyfeddin, Gazi Mustafa Kemâl, Rıza Nur, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Hüseyin Nihâl Atsız, Mahmut Esat Bozkurt, Nejdet Sançar, Refet Körüklü, Tevfik Fikret, Enis Behiç Koryürek, Cenap Şahabeddin, Abdülhak Şinasi Hisar, Abdülhak Hamid Tarhan, Fethi Tevetoğlu, Mehmet Emin Yurdakul, Arif Nihat Asya, Edip Ayel, Serdaroğlu Emin Bülent, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Hasan Ferit Cansever gibi Türk siyaset ve edebiyatının önemli isimlerinin Türklük ve Türkçülükle ilgili sözlerine yer verilmiştir. Ötüken, maddî kazanç sağlamak için yayınlanan bir dergi değildi şüphesiz. Gelir kaynağı, büyük oranda, satışlardan elde ediliyordu. Bunu, yok nispetindeki reklamlardan anlıyoruz. Tanıtımı yapılan kitap ve dergilerle Ötüken’in idarecilerinin kurduğu Afşın Yayınları’nın ilanlarını saymazsak çok az reklam vardır, ki onları da reklam kategorisine sokmak biraz zordur. Meselâ 7 ve 59. sayılarda “Ötüken” adlı bir terzinin ilanı vardır (Ötüken, I/7 (16 Temmuz 1964), s. 8; Ötüken, V/59 (Kasım 1968), s. 16). Ancak bu ilanın ücret karşılığında verildiğinden çok sahibinin Türkçü olduğu ve Türkçülerin de bu terziyi kullanmaları için tanıtımının yapıldığı akla yatkındır (Terzinin sahibi Hikmet Soyyiğit aynı zamanda Türkçüler Derneği Üsküdar Ocağı’nın yönetim kurulu üyelerindendir. bkz. “Türkçüler Derneği Üsküdar Ocağının Faaliyetleri,” Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 6). Başka bir ilan bir kitabevine aittir (Ötüken, II/21 (24 Eylül 1965), s. 4). Terzi için söylediklerimizi bu kitabevi için de söylersek yanılmış olmayız. Zaten, hemen bir sayı sonra, Ötüken’in bu kitabevinde satıldığı yazmaktadır (Ötüken, II/22 (20 Ekim 1965), s. 6). Dergide, dergiye veya Türkçüler Derneği’ne gelir temin etmek için üretilip satıldığı anlaşılan Ergenekon’dan çıkış tablosu veya bozkurtlu tabak gibi ürünlerin de tanıtımı yapılmıştır (Ötüken, IV/40 (Nisan 1967), Kapak; Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966), s. 12). Söyleyebileceğimiz son ilan Bostancı’da yapılacak olan bir apartmanla ilgilidir. İlanda dileyenlerin buradan daire sahibi olabilecekleri belirtilmektedir (Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966), s. 24). Bu binanın Atsız’ın daha sonra taşınacağı bina olması kuvvetle muhtemeldir. Görüldüğü üzere Ötüken reklama ihtiyaç duymadan yayınını sürdürmüştür. Böylece reklam verenlerin yayın politikasına tahakküm etmeleri gibi bir durumdan söz etmek imkânsızdır. Dergi toplamda 6 defa matbaa değiştirmiştir (13, 25, 30, 33 ve 124-143. sayıların nerede basıldığı hakkında bir bilgi yoktur. Ancak 124-143. sayıların İstanbul’da Erdoğan Saruhanoğlu’na ait bir matbaada basıldığı tahmini yapılabilir). 1-3. sayıları İstanbul’da Türkiye Basımevi’nden çıkmıştır (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 8; Ötüken, I/3 (16 Mart 1964), s. 8). 4 ile 31-32. sayıları arasında kalan sayılar yine İstanbul’da bulunan Sinan Matbaası’ndan çıkmıştır (Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 11; Ötüken, III/31-32 (Temmuz-Ağustos 1966), s. 2). 34. sayıyla beraber tekrar Türkiye Basımevi’nde çıkmaya başlayan Ötüken 49. sayısına kadar bu matbaadan çıkmıştır (Ötüken, III/34 (Ekim 1966), s. 16; Ötüken, V/49 (Ocak 1968), s. 16). Daha sonra 9 sayı İstanbul’daki Özdemir Basımevi ile çalışılmıştır (Ötüken, V/50 (Şubat 1968), s. 16; Ötüken, V/58 (Ekim 1968), s. 16). 59. sayıyla beraber Ötüken Ankara’ya taşınmış, burada basılmaya başlamıştır. Önce Yargıçoğlu Matbaası’ndan iki sayı çıkmış (Ötüken, V/59 (Kasım 1968), s. 16; Ötüken, V/60 (Kasım 1968), s. 16), hemen ardından uzun yıllar işbirliği yapılacak olan Ayyıldız Matbaası’na geçilmiştir. 61 ile 119-120. sayılar arasında kalan bütün sayılar burada basılmıştır (Ötüken, VI/61 (Ocak 1969), s. 16; Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), s. 2). Dergi 11. yılına girdiğinde İstanbul’a dönmüştür. 121-123. sayılar Murat Matbaacılık’tan çıkmıştır (Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), s. 2; Ötüken, XI/123 (Mart 1974), s. 2). Ötüken’in kalan sayılarının nerede basıldığı hakkında dergide herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Dergi, 8 sayfa olarak yayınlanmaya başlamıştır. Daha sonra 12, 16, 18, 20, 24 ve 32 sayfa olarak çıktığı da vakidir. Uzun yıllar 16 sayfa yayınlanmıştır. 1-3, 5, 8, 10, 11, 16, 20,
    22, 25. sayılar 8 sayfa (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964); Ötüken, III/25 (17 Ocak 1966)); 4, 6, 7, 9, 12-15, 17, 24, 26. sayılar 12 sayfa (Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964); Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966)); 18, 21, 23, 27, 34-118, 141-143. sayılar 16 sayfa (Ötüken, II/18 (16 Haziran 1965); Ötüken, XI/143 (Kasım 1975)); 19. sayı 18 sayfa; 30-33. sayılar 20 sayfa (Ötüken, III/30 (25 Haziran 1966); Ötüken, III/33 (Eylül 1966)); 28, 29, 121-140. sayılar 24 sayfa (Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966); Ötüken, XII/140 (Ağustos 1975)); tek sayı olarak yayınlanan 119-120. sayı ise 32 sayfa olarak yayınlanmıştır (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973)). İdarecileri Ötüken’in fiyatıyla pek oynamamışlardır. Derginin ücreti ilk 89 sayıda sadece 100 kuruştur (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 1; Ötüken, VIII/89 (Mayıs 1971), Kapak). Yani dergiye, neredeyse 8. yayın yılını doldururken zam yapılmıştır. Dergi 90. sayıda %50 oranında zamlanmış ve 118. sayıya kadar 150 kuruştan satılmıştır (Ötüken, VIII/90 (Haziran 1971), Kapak; Ötüken, X/118 (Ekim 1973), Kapak). Zamma sebep olarak PTT’nin dergi postalama ücretlerine %500 zam yapması gösterilmektedir (Ötüken, VIII/90 (Haziran 1971), s. 16). Birlikte çıkan 119-120. sayılar, çift sayı olarak kabul edilmiş olmalı ki, 300 kuruştan satılmıştır (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), Kapak). 121. sayıdan itibaren bir kez daha zamlanan Ötüken, son sayısına kadar 250 kuruştan yayınlanmıştır (Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), Kapak; Ötüken, XII/143 (Kasım 1943), Kapak). Dergiye abonelik ücretleri ise ilk 30 sayıda standart değildir. Kaç ay abone olacağına okur karar verecek ve kaç sayı abone olmak istiyorsa bunun bedelini para veya posta pulu olarak gönderebilecektir.