Bu Ülke
Puan vermedi·339 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 18:49
Yazar: Cemil Meriç Yayınevi: İletişim Yayınları Tür: Araştırma - İnceleme / Deneme GİRİŞ Cemil Meriç’ in “Bu Ülke” eserinde bizi ilk olarak yazarın kısa not ve günlükleri, bazı alıntılamaları karşılar. Bu notlar yazarın kişisel hayatına, fikir ve düşüncelerine dair okurun önemli ölçüde fikir sahibi olmasını sağlar. Kitabın devamında yazılanlar bir olay örgüsü şeklinde ilerlemez, daha çok yazarın makalelerinden ve tarihsel tespitlerinden oluşmaktadır. Meriç, kitabında çeşitli aydınları ve düşünce adamlarını kimi zaman eleştirmekte kimi zaman takdir etmektedir. Genel olarak vurgulanmak istenen asıl konuysa Türkiye’ nin son iki yüzyıllık batılılaşma serüveninin toplumumuzun zihin dünyasında yol açtığı olumsuzluklar ve bu süreçte kendi kimliğine yabancılaşan Türk aydınının içine düştüğü trajik durumdur. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME Kitapta sıkça kullanılmış olan fildişi kule metaforu, yazarın toplumun sığ fikirlerinden kaçmak ve yüksek fikirlere sığınmak amaçlı kendi kabuğuna çekilmesini temsil eder. Bazen bu kuleye kaçtığı için topluma karşı sorumluluk yükü hissetmekte, bazense bu kule onun düşünce dünyasında mistisizm rüzgarları estirmektedir. Bu mistik eğilim, yazarın medeniyet anlayışında İslam tasavvufunun ve irfanın önemini daha da belirginleştirir. Meriç’e göre Batı’nın sömürgeci bir anlayışla dayattığı "kültür" kavramı toplumu köksüzleştirirken; bizim kendi medeniyetimizden doğmuş olan "irfan" kavramı İslam'ın manevi derinliğini yansıtmaktadır. Batı değerlerini yücelterek toplumu zihinsel çöküşe sürükleyen entelijansiya (aydınlar topluluğu) kitapta sıkça eleştirilmiştir. Bu kesim için de fildişi metaforu kullanılmıştır. Ancak buradaki kullanım onların halka tepeden bakmaları,  halkın değerlerini gericilik olarak görmeleriyle ilişkilendirilir. Meriç, kitabında Batı
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Cemil Meriç | Bu Ülke
Puan vermedi·339 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
205 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 02:43
“Her aklına geleni yazmanın da yazı yazmak demek olmadığını öğrenmiştir bu arada, her filozofun hakikati kendine göre ele aldığını anlamıştır.” (sy.15) Bu Ülke , Cemil Meriç tarafından kaleme alınan ve Türk insanını, Türk aydınını, Türk düşünce hayatını vurgulayan önemli bir eserdir. Kitap ilk olarak oğlu Mahmut Ali Meriç tarafından yazılan bir biyografi ile başlıyor. Böylelikle Cemil Meriç ve hayatı hakkındaki en ayrıntı detayları burada görebiliyoruz. Kitapta bu kısım ikiye ayrılmış ve ilk bölümde Cemil Meriç’in ‘uzun süren bir çıraklık’ dönemi ve hayatının dönüm noktaları ele alınmış. Kendisini yazın hayatına iten şeyin düşman bir çevrede büyümesine bağlıyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Düşman bir çevrede ister istemez kitaplara kaçıyorum. Yani düşünceye ve edebiyata hür bir tercih sonunda yönelmiyorum. Yaşamak için kendime bir dünya inşa etmek zorundayım” (sy. 22). Kitapta Avrupa’dan dilimize, hafızalarımıza kadar giren ve hatta kendi gerçeğimiz haline getirilen her duruma karşı sert eleştiriler olduğunu söyleyebiliriz. Cemil Meriç, Avrupa’dan gelmiş olan izm’lerden rahatsızlık duyduğunu ve hatta bunları ‘idrakimize giydirilen deli gömlekleri’ (sy.97) olduğunu ifade etmektedir. Cemil Meriç, kitabın genelinde Türk aydınını ve aydınlarını eleştiren bir dil kullanmıştır. Avrupa’nın gölgesinde kendi gerçekliğini değiştirmeye çalışan ve hafızalardan silen aydınları yoğun şekilde eleştirmiştir. Bu sebeple günün sonunda insanların ‘yaşanmaz bu memlekette’ minvalinde konuşmalarının sebebinin aydınlar olduğunu söyler. Türkiye’nin insanından şikayetçi olduğunu yani kendilerinden şikayetçi olduğunu söyler ve ekler “…çünkü aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını ‘yaşanmaz’laştıranlardır.” (sy.97) Cemil Meriç’in kitap içerisinde sıklıkla Avrupalılaşmayı
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
5/10
·59 syf.··
2022 34. kitabı
1889 senesinde Stockholm’de yapılmış Şarkiyatçılar Kongresi’ne delege olarak giden Ahmed Midhat efendi, sarayın himayelerinde gözlemlerini gerçekleştirir, ardından Paris’teki Dünya Sergisi’ne gider ve Avrupa’nın birçok şehrini yakından görme şansını bulur. Bu, Evliya Çelebi tarzında değil de, daha çok Osmanlı’yı temsil ve ülkeleri tahlil anlamında gerçekleşir. Kitap özetle ilgili dönemde Batı’nın Doğu’yu olduğundan çok daha hakir görmesi ama bir yandan şatafatına ağzı açık kalması, oryantalizm, oksidantalizm ve ötekileştirme kavramlarını anlatıyor. Findley, kitabın hemen başında Ahmed Midhat Efendi’nin, kendini Oryantalist veya şarkiyatçı olmaktansa müstagrip (batıcı) olarak tanımladığını ifade ediyor, Fransızcayı kusursuz kullanımı, kültür ve sanat konusunda Doğu’daki çağdaşlarının önünde oluşu sözlerinin lafta kalmadığını gösteriyor. Findley’in Ahmed Midhat için “Ahmed Midhat “Batılı olmayan” modern bir Osmanlı kültürü oluşturmayı çok istemişti.” ifadesi gerçekten ilginç, kafayı kuma sokmadan ilerlemeyi ilk sıraya koyan ama kültüründen de (miskinlik vb. değil) tamamen kopmadan bir medeniyetten bahsediliyor. 1908 öncesi dönemde, Batı ile Doğu’yu, “madde” ve “ruh”u dengeli şekilde birleştirmeye çalışan tek önemli Osmanlı düşünürü olarak tanımlanıyor Ahmed Midhat Efendi.
Osmanlı
Ahmet Mithad Efendi Avrupa'daCarter Vaughn Findley · Tarih Vakfı Yurt Yayınları · 19997 okunma
8/10
·493 syf.··
Beğendi
·
2022 41. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2022 17:28
Kitap, diğer Cemil Meriç kitaplarında olduğu gibi Doğu ve Batı ayırımı gözetmeksizin birçok yazar ve düşünürün eserleri üzerinde yaptığı okumalar, araştırmalar ve alıntılar ile bize sunduğu yazılardan oluşuyor. Bunun dışında benim en çok beğendiğim bölümler Cemil Meriç'in kendi düşüncelerini yazdığı yerler oldu. Özellikle Batının Yeniçerileri: Genç Osmanlılar, Dava Bugünü Düne Bağlamaktır (Soru-Cevap şeklinde söyleşi - 2 Haziran 1976), İnanmış Aydının Problemleri (Soru-Cevap şeklinde söyleşi - 9 Temmuz 1983), başlıklı yazılar çok çok iyiydi. Üzerinde düşünmek ve tabi düşündükten sonra da "ne yapmalıyız" aşamasına da geçmek gerekiyor. Diğer tavsiye edeceğim yazıların başlıkları ise şu şekilde; İdeoloji "Fikriyat" mıdır?, Oryantalizm, Sömürgeciliğin Keşif Kolu, İki Düşman Kardeş, Peyami'yi Okurken, Doğulu Kalan Tek Müstağrip, Abelard İle Heloise, Polonya'nın En Büyük Şairi, Gandi'yi Dinlerken, Zora Yok Demek. Cemil Meriç'in tüm araştırdığı yazarlar, düşünürler ve eserlerinden bizlerle paylaştığı tercümeleri evet güzel fakat ben kendi düşüncelerini ve fikirlerini daha çok yazmasını tercih ederdim. Çünkü kitapta en beğendiğim bölümler kendi düşünceleri olan yerlerdi. Önce Televizyon sonra İnternet, Sosyal Medya bizi özellikle "düşünme, tefekkür etme" gibi çok önemli bir şeyden maalesef alıkoymayı başarıyor. Bu söylediğim şeylere salt kötü demiyorum. Bunların faydalı veya zararlı oluşuna bizim nasıl kullandığımız yön veriyor. Fakat insanoğlu maalesef bu ölçüyü tutturamadığı için işin daha çok "zarar" tarafına meylediyor. Düşünme, tefekkür çok önemli. Son olarak bir Hadîs-i Şerif ile bitirmek istiyorum: "Bir saat tefekkür bazen bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır."
Düşünce
Kültürden İrfanaCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 19861,026 okunma
Akif Emre, Yaramızın Olduğu Her Yerde...
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
160 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2022 00:59
Akif Emre hayatımda büyük etkisi olan insanlardan birisi. Vefat ettiğini gazetelerden öğrendiğim gün tanımıştım kendisini, bir başka incelememde anlatmıştım... (#147391339) Kalemin ve kelamın hakkını veren, eğilip bükülmeyen, bildiğinden geri kalmayan bir adam Akif Abi. Mustafa Kirenci'nin de dediği gibi: "Akif Emre, derinliğini ve içindeki ateşin hararetini daima koruyarak söylemesi gerekenleri söyledi." Onu daha çok Yenişafak'taki köşe yazılarından tanıyabilir insanlar. Kendisi hem belgesel hemde fotoğraf çekme konusunda da mahirdir. Kitaplarını okuyanlar şunu çok rahat bir şekilde göreceklerdir ki; Akif Emre son dönemin Evliya Çelebilerinden biridir. "Seyahat Ya Rasullah diye görmüş müdür acaba? Benim gördüğüm kadarıyla Güney Amerika hariç dünyanın her yerine adımı ulaşmış. Bazen gezi yazıları arasında gidip gelirken ulan harbi oraya da mı diyor insan. Yaramızın olduğu her yerde Akif Emre, özellikle onun dönemine damgasını vurduğu için Bosna'da. Filistin meselesi üzerine "Kudüs: Bir Pusula" diye bir kitabı var. Gazete yazılarından oluşuyor. Ne kadar da emek vermiş, ne kadar da dert edinmiş, bizim tökezlediğimiz noktalara -birilerinin gayzını da göz ardı ederek- ısrarla dokunmuş. Gezi yazılarını okuyanlar, meselelere nasıl eğildiğini görenler şunu söylüyor: "Akif'e göre güncel hiçbir olay, sadece o günkü durumdan ibaret değildir. Geçmişteki köklerini, geleceğe dair etkilerini arar eve bunlarla birlikte düşünür." Hüseyin Su diyor bunu, kitaplarına biraz bakanlar hakkını vereceklerdir Hüseyin Su'nun. Ben ilk defa "Mustağrip Aydınlar Yüzyılı" adlı kitabıyla tanısam da siz evvela "İzler" veya "Çizgisiz Defter"den başlayın tanımaya... Muhit Dergisi büyük bir vefa göstererek Akif Emre Abilerine özel bir sayı hazırlamışlar. Ne de güzel
Edebiyat
Muhit - Sayı 5 (Mayıs 2020)Muhit Dergi · Turkuvaz Yayınları · 2020113 okunma