ATLASIN KIZLARI
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kalıplara Sığmayan Cesur Kadınlar! ​Sokağa tek başına adım atmanın,gemilere binip gitmenin bile kadınlara yasak olduğu o eski, baskıcı zamanları bir hayal edin... İşte bu kitap,o sıkışmış dünyayı hayalleriyle genişleten, tarihin görünmez kılmaya çalıştığı muhteşem kadınların hikayesi.Yıllarca o büyük keşiflerin hep erkeklerin hikayesi olduğu anlatıldı bize.Oysa bu sayfalar, kadınların özgürlükleri için nasıl ama devasa mücadeleler verdiğini anlatıyor. Okurken her birinin inadına ve yüreğine hayran kaldım. ​Öyle isimlerle tanıştımki hangisinden bahsetsem diğerine haksızlık olur. Mesela sırf dünyayı görebilmek için saçlarını kazıtıp erkek kılığına giren,gemilerle dünya turu yapan ilk kadın Jeanne Baret... Onun adı  Plüton’un dağlarında, Madagaskar’ın bitkilerine verilmiş.Ya da o katı manastır hayatını elinin tersiyle itip kaçan, erkek kılığında ordularda görev yapan,zekasıyla kralları ve Papa’yı bile kendine hayran bırakan Rahibe Teğmen Catalina... ​Korsan kadınlar kısmınıysa soluksuz okudum.Kocasının intikamını almak için Manş Denizini Fransız gemilerine dar eden Jeanne de Clisson’dan, koca bir orduyu yöneten korsan kraliçe Ching Shihe kadar hepsi bambaşka bir dünya.Sınırları zorlayan Isabella Bird’ün bitmek bilmeyen yolculuk aşkı, Alexandra David-Néel’in o aşılmaz denilen Tibet yollarını devirmesi... ​Üstelik bugünden de isimler var, Kendini şempanzelerin hayatını korumaya adayan Jane Goodall ve Afrikada milyonlarca ağaç dikilmesini sağlayıp dünyaya nefes olan Nobel ödüllü Wangari Maathai. Tabi bizim topraklarımızda geçen yerler benim için apayrı bir keyifti. Türkiyede en çok vakit geçiren seyyah Freya Stark’ın Likya maceraları ve polisiye kraliçesi Agathanın Mezopotamyadaki arkeoloji kamplarında geçen günleri kitaba çok sıcak bir hava katmış. ​Her sayfada O dönemin
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 202510 okunma
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:57
Bu kitap beni kahretti. Resmen o Eğlence Parkı'nda birebir gezmiş, Mike ile o uçurtmayı uçurmuş, o kumsalda ateş başında oturmuş kadar oldum. Gerçekten harikaydı. Sadece tek eksiği bence Devin'in hayatının ilerleyen kısımlarının aceleye gelmesiydi. Evet geçmişte yaşadıkları çok güzel anlatılmış ama arkadaşlarıyla o olaydan sonra geçirdikleri vakitlerden kısa kesitler okumak isterdim... Arkadaşlık ilişkilerini, sevgililik dönemlerini, yaşanan talihsiz olayları, ergenlik dönemindeki bir erkeğin duygu ve düşünce geçişlerini, bir çocuğun ailesinin eline bakmasındansa kendi parasını kazanmak için verdiği emekleri okumak müthiş bir deneyimdi bence. Hele ki öldürülen kızın hikayesinin tamamlanmasını, cinayetin ardındaki kişinin bulunması için yapılan şeylerin de anlatılması çok güzeldi. Özellikle Mike ile olan sahnelere de bayıldım. Son anlarını yaşayan bir çocuğu sevindirmek için elinden geleni yapması çok hoştu. Kitabın sonu beni ne kadar üzmüş olsa da yine de her sayfası birbirinden güzel ve akıcıydı. Klasik King kitapları gibi korku-gerilim bulamayacaksınız. Sadece bir sahne var ki orada hafiften gerilebilirsiniz. Onun dışında sıcak ilişkiler, hüzün ve dostluktan oluşan oldukça sade bir kitap... Devin Jones, yazın çalışmak için Eğlence Parkı'na gelir. Sevgilisinden uzakta bir yaz geçirmek onu üzse de bu işe ihtiyacı vardır. Çok güzel dostluklar kurar ve yorucu da olsa yaptığı işten oldukça keyif alır. Yazın bitimine doğru sevgilisinden ayrılan Devin, okula ara verip bir yıl daha orada çalışmak ister. Bu esnada arkadaşlarıyla parkın da keyfini çıkartan Devin, anlatılan hikayeden etkilenir. Yıllar önce korku tünelinde öldürülen bir kızın, oraya musallat olduğu ve bazı kişilere göründüğü söylenir. Arkadaşlarıyla tünele girer ancak hiçbir şey göremez. Yine de bu işin peşini
Edebiyat
Eğlence ParkıStephen King · Sayfa6 Yayınları · 2013785 okunma
Reklam
Puan vermedi·360 syf.·
2026 175. kitabı
Bu gün Hakan Günday'dan okuduğum Az kitabından bahsetmeye çalışacağım. Çok fazla yeraltı edebiyatı okumayan biri olarak, Hakan Günday ile ilgili olumlu yorumlarla karşılaştıkça kendisiyle tanışmaya karar verdim. Bu yorumda kitabı ne kadar anlatmaya, ne kadar beğendiğimi ifade etmeye çalışsam da kurduğum cümleler yetersiz kalacaktır. Yani en baştan şunu bilin ki bu kitap benim anlattığımdan çok çok daha güzel. Çünkü spoiler vermeden, kitap da geçen olayları sizlere anlatmadan kitabın ne gibi hisler uyandırdığını ifade etmek çok zor. Okumaya başlar başlamaz 11 yaşında bir kız çocuğunun terör bölgesinde yaşamasının, eğitim görmesinin ne kadar zor olduğu üzerine kurulu bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat olaylar öyle bir yöne doğru aktı ki yazarın kurgu beceresine, oluşturduğu olaylar zincirine hayran kaldım. Aşiretler, cemaatler, çocuk gelinler, tecavüzler, ölümler, mazoşist ilişki içerisinde olanlar derken müthiş bir kitap okuyorsunuz. Kitap iki karakter üzerine kurulu, ikisinin ismi de Derda, biri kadın biri erkek. İlk bölümde kadın olan Derda'nın hikayesini okuyorsunuz ve inanın bu bölümde her sayfada kendinizi çok rahatsız hissedecek, yutkunmakta zorlanacaksınız. 11 yaşında evlendirilen, defalarca tecavüze maruz kalan, şiddetin ve vahşetin içerisinde yaşayan Derda bize bu dünyada ne kadar kötülüğün olabileceğini gösteriyor. 2. bölümde ise açlığın, sefaletin içinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen, mezar temizleyerek ekmek parası kazanmaya çalışan Derda'nın(erkek) hikayesini okuyoruz. Bu bölümde Derda sırf Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını okuyabilmek için okumayı öğreniyor. Oğuz Atay'ı o kadar sahipleniyor, o kadar seviyor ki Oğuz Atay'ı zamanında anlamayan, onu insanlara tanıtmayan gazeteci ve yazarlardan intikam almaya çalışıyor. Bu bölümleri okumak bir Oğuz Atay
İnceleme
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·564 syf.·
2026 216. kitabı
Okuduğum ilk Haruki Murakami kitabı ile karşınızdayım. Herhangi bir yazarla tanışma kitabının önemli olduğuna inanır, ilerleyen dönemde yazarın farklı eserlerini okumak adına ilk okunan eserin çok etkisi olduğunu düşünürüm. Ben de Murakami okumadan önce bir süre araştırdım ve yazarla tanışma kitabı olarak Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu eserini seçtim. Bitirdiğim an iyi ki de bu kitabıyla başlamışım dedim. Daha en başından kitabı çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. Çok fazla bilim kurgu, fantastik öğeler içeren kitaplar okumuyorum. Fakat bu kitap fantastik, büyülü gerçekçilik tarzının yanında edebi anlamda da gayet doyurucu. Hele kitapta Turgenyev'den Stendhal'e, Albert Camus'un Meursault'dan Dostoyevski'ye kadar bir çok kitaba, yazara yapılan atıflar ve bir çok şarkıya yapılan göndermeler çok hoşuma gitti. Okuru farklı kitaplara yönlendiren kitapları seviyorum. Kitabımızda anlatılan hikaye iki farklı evrende geçmektedir. İsmini bilmediğimiz karakterimizin yaşadığı, günlük yaşantısını devam ettirdiği haşlanmış harikalar diyarı ve aynı karakterimizin bilincinde oluşturduğu dünyanın sonu evreni. Kitapta bir o evreden bir diğer evrenden oluşan bölümleri okuyarak ilerliyorsunuz. Tek boynuzluların kafataslarından rüya okumalar, karanlık karaları, insanın gölgesinden ayrılması, hesapçılar, şifreciler derken yazarın ne kadar müthiş bir hayal dünyasına sahip olduğunu gözlemliyorsunuz. Gayet akıcı bir dille kaleme alınmış, gerilimin, heyecanın hiç düşmediği, gerçekle kurgunun birbirine geçtiği, masalsı bu eseri zevkle okudum. Sanırım bundan sonraki Murakami serüvenim Sahilde Kafka ile devam edecek. Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın SonuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20113,387 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 371. kitabı
Müthiş bir kişisel gelişim rehberi olan Hayır Diyebilme Sanatı, başkalarını memnun etme çabasıyla kendi sınırlarını ihlal eden insanların içsel özgürlüklerini nasıl geri kazanabileceklerini anlatıyor. Kitap, suçluluk hissetmeden "hayır" diyebilmenin aslında bir bencillik değil, kişisel haklarımızı koruma ve kendimize duyduğumuz saygıyı inşa etme yöntemi olduğunu pratik örneklerle gözler önüne seriyor.
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Kör Baykuş'un Mistik Kibri ve İnsan Olma Beceriksizliği
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:15
Kör Baykuş bitti bitmesine ama insanın burnunun direğine o mezar kokusu, o odadaki afyon dumanıyla karışık çürüme hissi yapışıp kalıyor işte. Kitabı kapatınca, bu kitabı sadece güzelleme yaparak yorumlayan, incelemesini yazan insanların bana kızacağını düşünüyorum; çünkü burada o körü körüne yapılan güzellemelerin tamamen dışına çıkıyorum. Fakat tüm bu sert eleştirilerime rağmen bu kitabın ruhuma bıraktığı o tekinsiz tadı, o her cümlesindeki muazzam doygunluğu ve entelektüel doluluğu asla inkar edemem; çünkü bu satırların arkasında müthiş bir akılcılık, insanı çarpan muazzam bir zeka ve muazzam bir kurgu dehası var. İşte o odadaki lambayı yakıp o yoğun karanlığı biraz dağıttığımda karşıma çıkan şey, sadece dış dünyanın sahteliğinden kaçan yaralı bir kurban değil; meşru bir yalnızlığın ürettiği o narsisistik kibir ve "tanrılaşma" krizidir. Anlatıcı o fildişi kulesinden dışarıya öyle bir tiksintiyle bakıyor, o insanları "ayak takımı" diyerek öyle bir yaftalıyor ki, aslında o insanların sadece hayatı ıskalamadan, o acı-tatlı dengesiyle, yani basitçe insan olmanın o en yalın doğasını yaşadıklarını gözden kaçırıyor. Kendini o kadar yukarıda, o kadar benzersiz bir acı eşiğinde konumlandırıp çevresinin sığlığına o kadar odaklanıyor ki, bir süre sonra kendi içindeki o meziyetleri besleyecek somut bir alan bile bırakmıyor ve ortada sadece devasa bir başkalarından iğrenme seansı kalıyor. Kaldıramadığı, o ağır buhranın altında ezildiği asıl ikilem de tam burada düğümleniyor zaten; ya o nefret ettiği kalabalık gibi yalın ve filtresizce insan olmayı beceremiyor, o hayata katılamıyor ya da o sığ çevrede entelektüel olarak gerçekten tek ve nadir bir yerde durduğu için bu benzersiz yalnızlığın yarattığı o narsisistik hapishanede kendi kendini imha ediyor. Kozmik bir sonsuzluğu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Reklam
Reklam