Bu gün Hakan Günday'dan okuduğum Az kitabından bahsetmeye çalışacağım. Çok fazla yeraltı edebiyatı okumayan biri olarak, Hakan Günday ile ilgili olumlu yorumlarla karşılaştıkça kendisiyle tanışmaya karar verdim. Bu yorumda kitabı ne kadar anlatmaya, ne kadar beğendiğimi ifade etmeye çalışsam da kurduğum cümleler yetersiz kalacaktır. Yani en baştan şunu bilin ki bu kitap benim anlattığımdan çok çok daha güzel. Çünkü spoiler vermeden, kitap da geçen olayları sizlere anlatmadan kitabın ne gibi hisler uyandırdığını ifade etmek çok zor.
Okumaya başlar başlamaz 11 yaşında bir kız çocuğunun terör bölgesinde yaşamasının, eğitim görmesinin ne kadar zor olduğu üzerine kurulu bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat olaylar öyle bir yöne doğru aktı ki yazarın kurgu beceresine, oluşturduğu olaylar zincirine hayran kaldım. Aşiretler, cemaatler, çocuk gelinler, tecavüzler, ölümler, mazoşist ilişki içerisinde olanlar derken müthiş bir kitap okuyorsunuz.
Kitap iki karakter üzerine kurulu, ikisinin ismi de Derda, biri kadın biri erkek. İlk bölümde kadın olan Derda'nın hikayesini okuyorsunuz ve inanın bu bölümde her sayfada kendinizi çok rahatsız hissedecek, yutkunmakta zorlanacaksınız. 11 yaşında evlendirilen, defalarca tecavüze maruz kalan, şiddetin ve vahşetin içerisinde yaşayan Derda bize bu dünyada ne kadar kötülüğün olabileceğini gösteriyor. 2. bölümde ise açlığın, sefaletin içinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen, mezar temizleyerek ekmek parası kazanmaya çalışan Derda'nın(erkek) hikayesini okuyoruz. Bu bölümde Derda sırf Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını okuyabilmek için okumayı öğreniyor. Oğuz Atay'ı o kadar sahipleniyor, o kadar seviyor ki Oğuz Atay'ı zamanında anlamayan, onu insanlara tanıtmayan gazeteci ve yazarlardan intikam almaya çalışıyor. Bu bölümleri okumak bir Oğuz Atay