Toz fırtınalarıyla mahsulün mahvolması, Büyük Buhran da bankaların topraklara el koyması ve sonunda , göçle gelen sefalet... Joad ailesi bir otomobili kamyon yapmış , çıktıkları bu mecburi yolculukta acılarını ve öfkelerini, düşlerini ve açlıklarını da yanlarında götürüyor.
Bu kitapta insanın en çok içini acıtan şeylerden biri, yokluğun ortasında bile bile insanların aç bırakılmasıydı. Halkın yiyebileceği tonlarca yiyecek bilinçli şekilde imha ediliyor, dökülen ürünleri toplamaya çalışan yoksul insanlar ise engelleniyor. Çünkü sistem için önemli olan insanların ihtiyaçları değil, düzenin ve çıkarın korunması. Bir tarafta bir parça ekmek için her işi kabul eden, göç yollarında yaşam mücadelesi veren insanlar; diğer tarafta ise onların çaresizliğinden faydalananlar var.Steinbeck, Büyük Buhran döneminde yalnızca yoksulluğu değil, insanların yavaş yavaş biriken öfkesini, dışlanmışlığını ve hayatta kalma savaşını da hissettiriyor roman boyunca. Joad ailesinin yolculuğu boyunca görülen dayanışma ise bütün bu karanlığın içinde insanlığı ayakta tutan tek şey.
Kitabı okurken sanki bende onlarla yolculuğa çıktım, Al ile araba tamir ettim , kısacası okurken kitabın içindeymiş gibi hissettim. Uzun zaman sonra John Steinbeck okumak iyi geldi doğrusu özlemişim. Bu kitabı mutlaka okuyun. Kitapla kalın.