Bir romanın yarısına gelip de beğenmediğinizi fark ederseniz onu bir kenara bırakıp yenisini bulabilirdiniz. Aynısı filmler ve diziler için de geçerliydi. Öyle yaptınız diye kimse sizi yarılmazdı, vicdan azabı duymazdınız, siz söylemek istemeğiniz taktirde kimse bilmezdi bile. Ama insanlar söz konusu olduğunda sonuna kadar gitmek zorunda kalırdınız ve ne yazık ki herkes sonsuza dek mutlu yaşamazdı
Mal ve servet,hayatımızı kolaylaştıran ve güzelleştiren bir araç olabilir.Fakat her şeyi çözebilecek bir sihirli değnek değildir.Gerçek mutluluk ve huzuru, manevi değerlerde, insan ilişkilerinde ve kendimizde aramalıyız. Hepimiz sonsuz bir âlemin fani yolcularıyız. Atalarımız ne güzel demiş:"Gözünü toprak doyursun."Tabii ki anlayana...
Ey Peygamber! Farz ve sünnetleri eda etmek suretiyle salih ameller işleyen müminleri, yeşil bahçelerle bezeli cennetlerle müjdele. Onlar öyle nimet ve bahçelerdir ki, ağaçlarının ve köşklerinin altından ırmaklar akar.
Her ne zaman olgun meyvelerle rızıklandırılsalar, “Bu, daha önce de bize verilen rızıktır.” derler. Çünkü kendilerine ikram edilen meyveler; renk, hacim, görünüm, lezzet ve koku bakımından dünyadaki meyvelere benzer. Fakat o meyveleri ve nimetleri tattıklarında, onların dünyadakilerden çok farklı olduğunu görürler.
Cennette onlar için her türlü maddi ve manevi kirden arındırılmış, tertemiz zevceler vardır. Cennet ehli olan müminler, kesintisiz ve ebedî nimetler içerisinde, mutluluk ve huzur dolu bir hayat sürdürürler.
Yapılan başka bir çalışmada da insanların, ortaya bir şeyler koyma şansı olan işlerde (örneğin çömlek yapımı), rutin ve yaratıcı olmayan işlere göre (örneğin veznedarlık) çok daha düşük ücretlere çalışmaya razı oldukları gösteriliyor. Yani insan için işin sonundaki para, doğrudan bir amaç değil. Her ne kadar bu illüzyona inanmış olsak da, yapılan birçok çalışma aynı sonucu ortaya koyuyor: Asıl önemli olan, kendinizi gerçekleştirebileceğiniz bir amacı bulmak. Ve bu amaca ulaşmanın getirisi sadece mutluluk değil, daha çok huzur oluyor.
Ki ünlü şarkıcımız Teoman tüm bu anlatılanların özünü tek bir cümlede çok güzel özetliyor: "Hiç çalışmak istemiyorum, ama çalışmayınca da çok sıkılıyorum.
Gabriel onunla tepeyi tırmanırken, Aşağı Weatherbury Çiftliği'ndeki görevinin ayrıntılarını ona açıkladı. Böyle eski arkadaşlar arasında tatlı sevgi cümleleri belli ki gereksiz olduğundan, ikisinin de hissettiği şey hakkında pek az konuştular. Onlarınki, iki kişinin önce birbirinin kötü yanlarını öğrendiği, iyi özelliklerini sonradan gördüğü, aşkın sert ve sıkıcı gerçekliğin çatlaklarının arasından büyüyüp serpilmesiyle ortaya çıkan (eğer çıkarsa) büyük bir sevgiydi. Genellikle ilgi alanlarının benzerliği sayesinde ortaya çıkan bu iyi arkadaşlık-dostluk-ne yazık ki karşı cinsler arasındaki aşka nadiren eklenir, çünkü erkekler ve kadınlar genellikle iş konusunda değil, yalnızca zevk konusunda bir araya gelirler. Bununla beraber, mutluluk verici koşullar bunların gelişmesine izin verdiğinde, ortaklaşılan duygu, ölüm kadar kuvvetli tek aşk türüne dönüşür; böylesi bir aşkı ne sular söndürebilir ne de seller boğabilir ve bu aşkın yanında adına tutku denilen şey bir buhar gibi uçucudur.