Yapılan başka bir çalışmada da insanların, ortaya bir şeyler koyma şansı olan işlerde (örneğin çömlek yapımı), rutin ve yaratıcı olmayan işlere göre (örneğin veznedarlık) çok daha düşük ücretlere çalışmaya razı oldukları gösteriliyor. Yani insan için işin sonundaki para, doğrudan bir amaç değil. Her ne kadar bu illüzyona inanmış olsak da, yapılan birçok çalışma aynı sonucu ortaya koyuyor: Asıl önemli olan, kendinizi gerçekleştirebileceğiniz bir amacı bulmak. Ve bu amaca ulaşmanın getirisi sadece mutluluk değil, daha çok huzur oluyor. Ki ünlü şarkıcımız Teoman tüm bu anlatılanların özünü tek bir cümlede çok güzel özetliyor: "Hiç çalışmak istemiyorum, ama çalışmayınca da çok sıkılıyorum.
Sayfa 137 - Kronik Yayıncılık
Geç Gelen Mutlu Son
Gabriel onunla tepeyi tırmanırken, Aşağı Weatherbury Çiftliği'ndeki görevinin ayrıntılarını ona açıkladı. Böyle eski arkadaşlar arasında tatlı sevgi cümleleri belli ki gereksiz olduğundan, ikisinin de hissettiği şey hakkında pek az konuştular. Onlarınki, iki kişinin önce birbirinin kötü yanlarını öğrendiği, iyi özelliklerini sonradan gördüğü, aşkın sert ve sıkıcı gerçekliğin çatlaklarının arasından büyüyüp serpilmesiyle ortaya çıkan (eğer çıkarsa) büyük bir sevgiydi. Genellikle ilgi alanlarının benzerliği sayesinde ortaya çıkan bu iyi arkadaşlık-dostluk-ne yazık ki karşı cinsler arasındaki aşka nadiren eklenir, çünkü erkekler ve kadınlar genellikle iş konusunda değil, yalnızca zevk konusunda bir araya gelirler. Bununla beraber, mutluluk verici koşullar bunların gelişmesine izin verdiğinde, ortaklaşılan duygu, ölüm kadar kuvvetli tek aşk türüne dönüşür; böylesi bir aşkı ne sular söndürebilir ne de seller boğabilir ve bu aşkın yanında adına tutku denilen şey bir buhar gibi uçucudur.
Sayfa 484·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yaşam sürekli bir değişimdir, ona boyun eğeriz. Rastlantının ani darbesinin ne yandan geleceğini asla bilemeyiz. Felaketler ve mutluluklar, davetsiz şahıslar gibi girerler ve çıkarlar. İnsanın dışında yer alan bir yasaları, yörüngeleri, çekim alanları vardır. Erdem illa mutluluk getirmez, suç illa sefalet getirmez; vicdanın bir mantığı, kaderin bir başka mantığı vardır, aralarında hiçbir örtüşme yoktur. Hiçbir şey öngörülemez. Karmakarışık, darbe üstüne darbe alarak yaşarız. Vicdan, düz bir hatta ilerler;hayat ise burgaçtır.Bu burgaç insanın başına hiç beklenmedik bir anda simsiyah bir kargaşa veya mavi bir gökyüzü getirebilir. Kaderin geçiş aşamaları yoktur. Bazen çark öyle hızlı döner ki insan bahtının nereden nereye döndüğünü, dünü ve bugünü arasındaki bağı güçlükle seçer.
Sayfa 423 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. //·Kitabı okudu
Edebiyat
Keşke insanlar da kitaplar gibi olsalardı. Bir roman yazısına gelip de beğenmediğinizi fark ederseniz onu bir kenara bırakıp yenisini bulabilirdiniz. Aynısı filmler ve diziler için de geçerliydi. Öyle yaptınız diye kimse sizi yargılamaz, vicdan azabı duymazdınız, siz söylemek istediğiniz takdirde kimse bilmezdi bile. Ama insanlar söz konusu olduğunda sonuna kadar gitmek zorunda kalırdınız ve ne yazık ki herkes sonsuza dek mutlu yaşayamazdı.
"Câhil şehir öyle bir şehirdir ki, halkı, saadeti ne tanırlar ne düşünürler. Kendilerine öğretilse bile ne onu kabul ederler ne de ona inanırlar. Onlar ancak sıhhat, servet, şehvet, serazad olmak, saygı ve itibar kazanmak gibi zevahire, hayatın gayesi nazariyle bakarlar. İşte bu şeylerin her biri cahil şehir halkınca birer saadet sayılır. Onların en büyük saadetleri de bütün bu şeylerin bir arada toplanmasıdır."
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Ne var ki baharı hep sürecek sanmak ahmaklıktır. Bizim de gark olduğumuz bu mutluluk elbette çok devam etmeyecekti. Çünkü mümkün dünyalarda, normal, her şeyin kötüye gitmesidir. Çünkü hangi hazların, iktidarların, bahtiyarlıkların, neşelerin, sarhoşlukların içinde olursak olalım, vaktiyle o bilge körün söylediği gibi, seyrettiğimiz sarhoş ve çılgın bir fecir değil, şaşaalı bir guruptur. Çünkü vaka silsilesi birsamdır, her olay akıbetten ibarettir. Baş yoktur, baş da sondur, son da sondur. Yaşananlar sonundan başlar, sonuna varır. Hatta hiçbir şey yaşanmaz, âlem bir noktadır, nokta da zaten nihayetin ta kendisidir. Nihayetse hiçtir. Hiç.
Sayfa 23·Kitabı okudu