Leyla Erbil’in okuduğum ilk kitabı mektup aşkları ile karşınızdayım. Kitapta bahsi geçen mektupların hepsi Jale isminde bir kadına aşıkları Reha, İhsan, Ahmet ve Zeki ve yakın arkadaşları Sacide ve Ferhunde tarafından yazılmış. Bir adet de Zeki’nin babasının Jale’ye kin ve nefret kustuğu bir mektup var.
Leyla Erbil sanki okura birer aşk mektubu örneği sunmaktansa mektubu yazan insanlar aracılığıyla çevremizde bulunma potansiyeli yüksek insan profillerini örneklemiş. Hepsi hakkında minik açıklamar not etmek istiyorum. En kıl olduğum aşık İhsan’dan başlamak istiyorum. Anladığım kadarıyla gemide çalışan, bilindik gemici zamparalığını tam anlamıyla taşıyan, ama Jale’ye aşık olduktan sonra tamamen değişen, aşkını Allah aşkıyla harmanlayan, Jale’yle aralarındaki şeyi ilahi bir şeymiş ve ne olursa olsun hiç bitmeyecekmiş gibi gören ama Jale’yle olumlu bir sonuca varamayınca da gururlu pozlarına girip soğuk yapan, ülkücü bir arkadaş bu İhsan. Bununla olmadığına çok sevindim.
Bir diğer kıl olduğum aşık Ahmet. Maalesef Jale gerizekalısı bununla evleniyor arkadaşlar. Ahmet tam bir kaypak. Mühendis. Entelektüel takılan müzikle ilgilenen, Jale’yle evlenene kadar sürekli ağlak alttan alan mıymıntı Ahmet maalesef gözünde büyüttüğünü cepte sayınca aldatma gafletinde bulunuyor ve terkediliyor Jale tarafından.
Jale’nin bir diğer aşığı Zeki, muhafazakar bir ailenin seküler kıza aşık depresif oğlu. Şiir yazıyor. Varoluş sancıları çekiyor, sürekli sorguluyor ve sonuç maalesef intihar. İntihar olduğu mektuplardan anlaşılmıyor ama ben intihar olduğuna karar verdim. Jale arkadaşlarının mektuplarından anlaşıldığı üzere Ahmet’le merhametten birlikte oluyor ama bu aşk çokgeninde merhamet edilesi tek insan Zeki. Yani Jale de boş yapıyor bakmayın. Merhamet falan yalan hep. Zeki’den bahsetmişken