darcy'nin yanındayken annesinin her yaptığından utanan elizabeth'in tepkileri, hepimizin ergenken yaptığı şeylerdendi. çok gerçekçiydi.
lizzy ile babasının diyaloglarına bayıldım. umarım günün birinde ben de kızımla atışırım.
arada bir kızların aşk acısı çekmesi iyidir. üzerine düşünecek bir şeyleri olur ve arkadaşları arasında bir seçkinlik kazanır. sıra sana geldi lizzy, collins'i reddettin. şimdi bir sevgili bulup terk edilme sırası sende. bay wickham, iyi bir adam ve bu işi layıkıyla yerine getirir. :) tabi birde sevgi dolu annen de var. bu işin tadını en iyi şekilde çıkaracak olan.
yazarın kendi yaşantısından esinlendiğinden olsa gerek, aşkın anlatması en zor evrelerini dahi akıcı şekilde kotarmış
sırf kitabın sonuna doğru oluşan aşk yoğunluğu için dahi okunur.
Aşk ve GururJane Austen
okumaya bir hafta önce başladığım, dün bitirdikten sonra filmini de izlediğim toplum ve felsefe üzerine yazılmış bolca aşk biraz cinsellik ve rusya'nın çekoslavakya'ya yaptığı zulmü içeren milan kundera eseri.
savaşın da aşk kadar yıkıcı olduğunu gösteren, aşkın hemen hemen bütün hallerine değinen, üslubu ile kendine hayran bırakan, hikayenin akıp gittiği bir eser.
kitaptaki flashbacklere, flashforwardlara bayıldım. filmi izlerken bazı sahnelerde şu yüzden böyle yaptı aslında diye ukala ukala iç sesimle konuşmalarım çok hoşuma gitti. keşke bütün filmlerin öncesinde kitabını da okuma şansımız olsa. karakterin o anki işlerini yaparken aslında kafasında neler olduğunu, neler kurguladığını neler istediğini bilsek. keşke...
Milan KunderaVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği
"İstediğin kadar saksağanı vur vura bilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." - Kitabın arka kapağından alıntı.
Bülbül öldürülmemeli çünkü bülbül "masumiyeti" temsil ediyor. İlla ki bir kuşu öldüreceksek bu; saksağan olmalı çünkü saksağan "mahsullerimizi" talan ediyor.
Bu konuda hem fikiriz değil mi?
#yenidendüşün
Bence olmamalıyız, eğer bu kitabı okuduysak, anladığımızı ve hazmettiğimizi düşünüyorsak bir kez daha düşünmeliyiz.
Bülbüle kıyamazken saksağanın gözünün yaşına neden bakmayız?
Sonra da kitaptan mahkeme bölümünü okurken jürinin vicdansızlığından dem vururuz. Biz ne kadar âdiliz?
Yaşama hakkı konusunda, zencinin beyazdan farkı neyse saksağanın da bülbülden farkı odur bence. Fark yok tabi ki; ikisi de "can" taşıyor ve ikisi de yaşamayı sonuna kadar hak ediyor.
#BülbülüÖldürme hakkını yahut birinin (zenci ya da değil) yaşama hürriyetine son verme hakkını bize kimin verdiğini sormak istiyorum. Öğrenmeye niyetim yokken hemde...
Okuduktan sonra kolay kolay etkisinden kurtulamadığım hatta üzerinde aylarca düşündüğüm ilk öykü denememe başlama cesareti veren kitapcık. Ben SARAMAGO'nun yerinde olsam kitabın adını DELİ CESARETİ koyardım. Koyardım ki ardımdan gelen delilere de cesaret versin.
Ben olsaydım kitabın adını tavşanlar koyardım. Sadece tavşanlar, boy boy renk renk çeşit çeşit tavşanlar... "Lennie Small ve onun aslında hiç var olmayan tavşanları"