Asıl, dünyanın acımasızlığına karşı duramayışına sinirleniyordu. Bu acımasızlığı, mahallenin çete olmuş çocuklarının onu ezen tavırlarında görüyordu. Buna karşı bir silahı yoktu.
Onu en çok üzen, bu dünyanın aptalca, anlamsız zalimliğiydi asıl. İnsanlar sebepsiz yere, sadece laf olsun diye yaralıyordu birbirini. Savunmasız birinin acı çektiğini görmek mutlu ediyordu insanları; sırf bunun için, en zayıf noktalarını bulup çıkarıyorlardı birbirlerinin.
Tanrı kimilerine elektriği, kaloriferi olan güzel evler vermiş. Pahalı mobilyalarla döşeli. Ama beş para etmez. Tanrının oğlunun şu dünyada dikili bir tek ağacı yoktu, oradan oraya sürüklendi durdu. Tanrı mobilyayı falan önemsemez. O bana katıksız pür asmayı bahşetti. Gücümü ondan alıyorum ben. Sonsuz hayatın kaynağını. Ben de, o oğlanın anası da, günü gelince Tanrının önüne çıkacağız nasılsa.