Nurten

Nurten
@n_okur1
Psikoloji ve Rehberlik (Çocuk Psikolojisi)
20 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı

Nurten

, bir kitap okudu
8/10
·344 syf.··
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 11:40
·
2026 5. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
8.2/10 · 53bin okunma
Reklam
Yorgunluğun Sessiz Hikâyesi
8/10
·344 syf.··
2026 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 11:40
Bu kitabı okurken Hayri İrdal’a tek bir duyguyla bakamadım. Ona bazen güldüm, bazen içim burkuldu, bazen de onu anlamaya çalışırken kendimi sessiz bir yorgunluğun içinde buldum. Çünkü Hayri’nin hikâyesi büyük felaketlerin değil, insanı yavaş yavaş aşındıran hayatın hikâyesiydi. Onun hayatında beni en çok etkileyen şey, eşini kaybettikten sonra yaşadığı görünmez kırılmaydı. Eşi hayattayken başına gelen tüm talihsizlikler aşılabilir görünüyordu. Çünkü onun hayatında anlam vardı. Zorluklar vardı ama yalnızlık yoktu. Hayat ona ne kadar sert davranırsa davransın, tutunabileceği bir bağ vardı. O bağ, onu güçlü kılıyordu. Ama eşini kaybettikten sonra Hayri’nin asıl kaybettiği şey düzen değil, anlamdı. Hayatında yeni bir evlilik, yeni bir düzen olsa bile içindeki direnç artık yoktu. Önceden aşabildiği şeyler şimdi onu yormaya başlamıştı. Küçük olaylara bile tahammül edememesi, aslında onun zayıflığından değil, tükenmişliğindendi. Bu yüzden Hayri’ye bakarken onu yargılayamadım. Onu zayıf biri olarak değil, yorulmuş biri olarak gördüm. Çünkü insan bazen yenilmez; sadece yaşamanın ağırlığı altında yavaş yavaş tükenir. Hayri İrdal’ın trajedisi de buydu. Büyük bir çöküş yaşamamıştı; sadece sessizce, fark edilmeden silinmişti. Onun hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan hayatını ayakta tutan şey düzen değil, anlamdır. Bir insanın dayanma gücü çoğu zaman sahip olduğu imkânlardan değil, kalbindeki bağlardan gelir. O bağlar koptuğunda, en sağlam görünen hayat bile içten içe çözülmeye başlar. Hayri İrdal’a bakarken içimde aynı anda üç duygu vardı: şefkat, hüzün ve yorgunluk. Ona üzülüyordum ama kızamıyordum. Çünkü onun hayatı, aslında birçok insanın sessizce yaşayabileceği bir hayatın yansımasıydı. O sadece başına gelenlerle sürüklenmiş bir insan değil; hayatın tuhaflığı karşısında yavaş
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202453bin okunma
Adın Yükü, Ateşin Hükmü...
6/10
·336 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 14:15
Bu kitabı okurken çok yoruldum. Kitapta iki ayrı tema farklı kısımlarla anlatılıyor. Bu yüzden okurken kafa karışıklığına sebep oluyor. Bu yüzden kitabı iki defa okudum. İkinci okumamda daha net anladım. Kitapta isim, insanın dünyaya tutunma biçimidir. Karakterler, adlarıyla anılır, adlarıyla yüklenir ve çoğu zaman adlarının ağırlığı altında ezilir. İsim, burada bir kimlikten çok bir sorumluluktur. Ateş ise bu sorumluluğun sınandığı yerdir: yakar, arıtır, dönüştürür. Kimileri ateşten kül olarak çıkar, kimileri ise geride bıraktığı küllerle yeniden anlam kazanır. Romanın tarihsel arka planı, bireysel acıların ve iç çatışmaların derinliğini artırır. Güç, itaat, aşk ve sadakat; aynı çizgide ama farklı yönlerde ilerler. İnsan, hem devlete hem aşka hem de kendi vicdanına bağlı kalmaya çalışırken parçalanır. Bekiroğlu, bu parçalanmayı yüksek sesle değil, derin bir sükûnetle anlatır. Çünkü bu romanda asıl gürültü, insanın kendi içindedir.Metnin ritmi, okuru tarihin içine değil; insanın içine çeker. İsimle Ateş Arasında, insanın kendisiyle yaptığı en eski yüzleşmenin romanıdır. Kim olduğumuzu, neye sadık kaldığımızı ve hangi ateşlerden geçerek bugüne geldiğimizi sorgular. Bu eser, tarihten çok insana; olaydan çok anlama yaslanan, derin ve kalıcı bir anlatıdır.
Duygu ve Düşünce
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,366 okunma

Nurten

, bir kitap okudu
6/10
·336 syf.··
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 14:15
·
2026 4. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.3/10 · 3.366 okunma
"Kül olan şeyler değil, anlamını yitirenler unutulur."
Timaş Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam