Hər insan müəllim olmağa qadirdir
6/10
·208 syf.··
2024 8. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 20:58
Universitetin mənə qatdığı yeganə faydalı şeylərdən biri ola bilər bu kitab. İxtisasımla bağlı olaraq əvvəlcə "məcburiyyət" qarşısında qalıb, sonra isə sevərək oxuduğum bir kitab oldu. Düzdür, bir sıra cəhətdən əksiklikləri olduğunu düşünürəm, amma oxumağa dəyər. Əslində 5 səhifəlik rəy yazmışam bu kitaba, lakin istədim ki, burada da öz rəylərimdən qeyd edim və kitabın məzmunu haqqında məlumatlar verim. Deməli, təhsil və onun tədrisi ilə bağlı aktual olan fikirlərini bir-biri ilə bölüşmək üçün bir araya gələn iki dost – Doğan Cüceloğlu ilə İrfan Erdoğan 2011-ci ildə "Öğretmen Olmak" kitabını yazmaq qərarına gəlir. Bu iki dost təxminən 1 ili əhatə edən müddət ərzində sadəcə İstanbulda yox, birlikdə səyahət etdikləri digər şəhərlərdə də söhbətlər edərək müəllimlik mövzusunu ələ alırlar. Müxtəlif konfranslarda iştirak edib, məktəbləri ziyarət edən, müşahidələr aparıb bunları müzakirə edən Doğan Hoca ilə İrfan Hoca bu müddət ərzində apardıqları söhbətləri səs yazıcı ilə qeydə alaraq bir araya gətirib, bu gözəl əsəri ərsəyə gətirirlər. Hər ikisinin də mütəfəkkir şəxslər olduğunu nəzərə alsaq, həqiqətən, keyfiyyətli söhbətlər oxuduğumu deyə bilərəm. Yerindəcə və düşünülərək verilmiş suallar və mövzudan kənara çıxmadan bu suallara verilən cavablar həqiqətən mənə çox xoş təsir bağışlayır və kitabı daha maraqla oxumağıma imkan yaradırdı. Belə ki, kitabın adından da göründüyü kimi burada əsas məsələ "Öğretmen Olmak", yəni müəllim olmağın nə demək olduğunu açıqlamaqdan ibarətdir. Daha doğrusu, əsasən, "müəllim olmaq" və "müəllimlik etmək" qavrayışları arasında olan fərqlər müzakirə edilir. Doğan Cüceloğlu'na görə "müəllimlik etmək" — qayda-qanunlara, üst təbəqələrdən verilən əmrlərə itaət etmək və müəllimlik peşəsinə uyğun gələn tapşırıqları yerinə yetirməkdən ibarət
2024 Okuma Raporları
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Gerçek korkak, mutluluktan bile korkar
9/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2023 103. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 12:12
İncelemeye kitabın giriş cümlesi ile başlayacağım. Son cümlesi ile de bitireceğim. "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Hayatta birçok an yaşıyoruz. Çoğunlukla da o anların kıymetini bilmiyoruz bu bir gerçek. Peki o "an" hayatta yaşadığınız en güzel anıysa ve bir daha karamsar bir şekilde devam edeceksek hayata.. Zaman Evet doğru zaman yanlış insan veya yanlış insan doğru zaman kavramına da değinmek istiyorum bu kitapta. Eskiden buna inanırdım ve kendimi avuturdum. "Doğru insan ama zaman yanlış" derdim mesela ama o iş öyle olmuyormuş. Zaman da doğruydu insan da. Bazı hayat tecrübelerini öğrenmek için doğru zamandı ve doğru insandı. Kemal ile Füsun birbirleri için doğru insanlardı evet karşılıklı bir aşka sahiptiler ama bir şeylere hep geç kalındı. Kemal'in korkaklığı, sonradan gelen ve hiçbir halta yaramayan cesareti. "Ben seni değil, resmini seviyorum" klişesinde yer aldığı gibi: "Ben seni değil eşya toplamayı seviyorum be kızım. Bak bunlar elinin değdiği kapı tokmakları, bunlar dudağının dediği sigara izmaritleri..." Ah be Kemal ah be Kemalim kadının kendisi karşında duruyor takıntılı bir şekilde şuna gözü değdi, şuna kulağı... Ortada karşılıksız bir aşk da yok sonuçta. Evet hoşa giden de bir durum ama takıntılı derecesinde. Aşk da bir takıntılı olma hâli değil mi zaten? Nermin Yıldırım'ın Unutma Dersleri'ni okuduğumda orada bir alıntı vardı aşkı obsesif kompulsif bozukluğa benzetiyordu yazar işte durum tam olarak bu, bir hastalık. Umut Bir diğer değinmek istediğim kavram ise "umut". İnsan neden umut eder ve bunu en fazla ne kadar sürdürebilir. Bu umudu bir insana karşı besliyorsanız bunu bir ömür boyunca yapabilir miydiniz? Ona dokunamadan sadece gözlerinin içine bakarak 8 yıl boyunca elbet bir gün kavuşacağız diyerekten haftada neredeyse dört gün evlerine
Aşk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 200860,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2023 80. kitabı
Seyyid Ahmed Arvasi / Türk- İslâm Ülküsü 1. Seyyid Ahmet Arvasi (d. 15 Şubat 1932 / ö. 31 Aralık 1988), Yazar, Öğretmen, Mütefekkir. Seyyid Ahmet Arvasi, aslen Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı Doğanyayla (Arvas) köyündendir. Altı çocuklu bir ailenin ikinci erkek çocuğu olarak Doğubeyazıt/Ağrı’da doğmuştur. Babası ünlü mutasavvıflardan Abdülhakim Arvasî olup, soyu Hz. Peygamber’e dayandığı için “Seyyid” sülalesindendir. Van’da başladığı ilkokulu Doğubeyazıt’ta, Ağrı’da başladığı ortaokulu Erzurum’da bitirdi. 1952 yılında Erzurum Öğretmen Okulu'ndan mezun olduktan sonra Konya Doğanbeyli ilkokulunda üç yıl öğretmenlik yaptı. 1958'de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'nden mezun oldu. Balıkesir, Bursa ve İstanbul Eğitim Enstitüleri’nde öğretmenlik yaptı. 1979 yılında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel İdare Kurulu'na seçilmesine müteakiben emekli oldu. Bu görevi 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti. 12 Eylül darbesinden sonra, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'ndan yargılanıp bir müddet Mamak Cezaevi’nde kaldı. İlk kalp krizini burada geçirdi. Cezaevi öncesi ve sonrasında çeşitli gazete ve dergilerde “Türk-İslam Ülküsü” başlıklı ve içerikli yazılar yazdı. 6 çocuk babası olan Arvasî, 31.12.1988 tarihinde İstanbul Erenköy’deki evinde daktilosu başındayken vefat etti. Edirnekapı mezarlığına defnedildi. Yazarın ölümünden önce çeşitli konularda yayımlanmış pek çok kitabı olduğu gibi vefatından sonra, çeşitli makalelerinin bir araya getirilerek onun ismini taşıyan neşriyatlar da mevcuttur. Ayrıca, Arvasi'nin düşünce dünyasını konu edinmiş kitap, makale ve tebliğler de çeşitli yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. Eser, üç ciltlik setin, birinci cildidir. Neden Türk İslam Ülküsü? ve Türk İslam Ülküsünü Yoğuranlar makaleleri ile başlamaktadır. Dört bölümden meydana
Türk-İslam Ülküsü 1. CiltSeyyid Ahmet Arvasi · Burak Yayınları · 1992317 okunma
Dar Ağacında Üç Fidan
Puan vermedi·222 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 20:51
Bu bir inceleme yazısı değildir. Bu bir, Kendime Notlardır. Kendimi ilgilendirir. Ama ilgilenmek isteyen olursa da ilgilenebilir. * “İnançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranları, var olalı beri tanır dünyamız. Çünkü bazı ölüler dünyanındır.” Sayfa:2 Evet, BAZI ÖLÜLER DÜNYANINDIR. Mesela Gandhi, Lulumda, Mandela… (Daha birçok isim sayılabilir, Atatürk gibi) * -Vedat Demircioğlu- ismi karşınıza çıkıyor 4.sayfada. Merak ediyorsunuz haliyle kimmiş bu Vedat? Google’da aratınca şöyle bir şey çıkıyor: Altıncı Filo'yu Protesto Olayları sırasında ölen öğrenci. 17 Temmuz tarihinde Altıncı Filo'yu Protesto Olayları sırasında polisin İTÜ Gümüşsuyu öğrenci yurduna yaptığı baskın sırasında ikinci kat penceresinden atıldı ve sonrasında Taksim İlk Yardım Hastanesine kaldırıldı. Komaya giren Demircioğlu 24 Temmuz'da öldü.[1][2][3] Türkiye'de 68 Kuşağının ölen ilk ismi sayılmaktadır.[2] Yaşar Kemal, Fethi Naci ve Doğan Özgüden tarafından kurulan Ant dergisi, Vedat’ı; “İkinci kurtuluş savaşının ilk şehidi” olarak anmıştır. tr.wikipedia.org/wiki/Vedat_Demi... * “Bir an vardır, uğruna ölüme gidilir.” s.6 İşte “o an”da ölüme gidenler ölümsüzlüğe, uğruna gittikleri şey de sonraki nesillere dava olabiliyor. İşte ondan sonra da “Deniz olduk astınız okyanus olduk geliyoruz” derler adama… “Onların inandıkları yolun değerlendirilmesi ne kadar tarihin sorunuysa, onların yargılanış biçiminin değerlendirilmesi de o kadar bugünün sorunudur…” s.6 Ne bizler tarihi anlayabildik ne de onların yargılanışlarının haksızlığı düzeltilebildi. Hatta daha başka yargılanış biçimleriyle nice hayatlar çürüdü o günden bugüne. Tarihin tekerrür ettiği rezillikleri günümüzde de seyrediyoruz. * Yakalandıkları yer ve tarih Deniz Gezmiş (1947 Erzurum doğumlu – Hukuk Fakültesi son sınıf
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
10/10
·423 syf.··
2020 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 16:57
Mahmut Esat Bozkurt (1892- 1943) Atatüɾk'ün yakın çalışma aɾkadaşlaɾından ve Tüɾkiye'de hukuki temelleɾinin atılmasında katkılaɾda bulunmuş biɾ devlet adamıdıɾ. 1892'de o dönemde İzmiɾ'e bağlı biɾ kaza olan Kuşadası'nda doğdu. Babası Kuşadası'nın ileɾi gelen aileleɾinden Hacımahmutoğullaɾı'ndan Hasan Bey'diɾ. İki yıl İzmiɾ İdadisi'nde okuduktan sonɾa, II. Abdülhamid yönetimine kaɾşı mücadeleye katılan dayısı Ubeydullah Efendi ile biɾlikte İstanbul'a gitti. 1911'de İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun olan Mahmut Esat Bozkuɾt, İsviçɾe'de Lozan ve Fɾeibuɾg üniveɾsiteleɾinde öğɾenim göɾdü ve kaρitülasyonlaɾ konusunda doktoɾa yaρtı. İzmiɾ'in Yunanlılaɾ taɾafından işgalinden sonɾa Kuɾtuluş Savaşı'na katılmak üzeɾe yuɾda döndü ve Ege Bölgesi'nde Kuvayı Milliye teşkilatının iςinde yeɾ alaɾak, önemli yaɾaɾlıklaɾ gösteɾdi. TBMM 1. Dönemi'nde İzmiɾ'den milletvekili olaɾak Meclis'e giɾdi. Meclis'te Anayasa Komisyonu ve Dışişleɾi Komisyonu'nda çalıştı. 12 Temmuz 1922'de Rauf Bey'in (Rauf Oɾbay) başkanı olduğu IV. İcɾa Vekilleɾi Heyeti'nde İktisat Vekilliği'ne seçildi. 11 Ağustos 1923'de başlayan TBMM 2. Dönem'de İzmiɾ'den tekɾaɾ milletvekili seςildi. Ali Fethi Bey'in (Ali Fethi Okyaɾ) başkanlığında kuɾulan V. İcɾa Vekilleɾi Heyeti'nde ikinci kez İktisat Vekilliği'ne seçildi. 20 Nisan 1924'te kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Кanunu'nun (Anayasa) hazıɾlayıcılaɾı aɾasında yeɾ alan Mahmut Esat Bozkuɾt, 22 Кasım 1924'de Ali Fethi Bey'in 3. hükümetinde Adliye Vekilliği'ne atandı. 5 Кasım 1925'te Ankaɾa Hukuk Mektebi'nin açılmasında büyük payı oldu. *** Bozkurt, 3. ve 4. İsmet İnönü Hükümetlerinde de Adliye Vekili olarak görev yaρtı. Türk Medeni Кanunu (17 Şubat 1926), Türk Ceza Кanunu (1 Mart 1926), Кabotaj Кanunu (19 Nisan 1926), Borçlar Кanunu (22 Nisan 1926), Ticaret Кanunu (29 Mayıs
Atatürk İhtilaliMahmut Esat Bozkurt · Kaynak Yayınları · 2014276 okunma
7/10
·648 syf.··
2019 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2019 11:54
·
Yazarın diğer kitapları Boleyn Kızı ve Boleyn Mirası'na göre biraz daha sıradan buldum. Kraliçenin Soytarısı da daha iyiydi. Konu Robert Dudley'in üzerine kurulu ve karısının yaşantısı da çok detaylı anlatılmış. Biraz sıkıcı geliyor henüz bitirmedim ondan olabilir. İlerledikçe göreceğiz. Bu kitapta bölümler arası geçişler hiç güzel yapılmamış; bir paragrafta Robert Dudley'in iç sesi ile konuşurken aynı bölümde birden karısı Amy ya da Cecil'in iç sesi konuşmaya başlıyor. Bölümler biraz daha ayrı ele alınabilirdi. Boleyn Mirası'nda bu fazlasıyla vardı. Üç ayrı kadının iç sesinden hikaye ele alınmıştı. Sonuna doğru biraz daha ili çekici geldi ama yüzyıllardır çözülemeyen sorular hala duruyor. Serinin diğer kitaplarına göre biraz daha sıkıcıydı.
Bakirenin AşığıPhilippa Gregory · Artemis Yayıncılık · 20111,866 okunma