Canzâde Abdullah Efendi

Canzâde Abdullah Efendi
@nakkalAmca
3 kız babası
1109 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Yıldırım Bayezid
Timur harbinin ve netayicinin Osmanlı ve Müslümanlar için kalıcı asıl büyük hasarı hassaten şu husus olmuştur: Doğu Türklüğüyle Batı Türklüğü enerjilerini biribirlerini yok etme uğruna boşa harcamışlar ve sonucunda iki taraf da kaybetmiş ve ara açılmıştır. Tersi durumun söz konusu olması durumunda iki dev güç, bir kapan gibi; dünyayı tehdit eden Haçlı, Çin ve Rus güçlerini enterne edebilecek kudrete sahipken bu büyük imkan ilânihaye heba edilmiştir. Bu elim mağlubiyet ve yukarıda zikredilen gafletin neticesine daha sonra ortaya çıkacak olan çok sayıda menfi gelişmeyi bağlamak mümkündür. Endülüs'ün Haçlılara kaptırılması, Rusların büyük bir güçle tarih sahnesine çıkması bu menafiden bazıları olarak işaretlenebilir.
Sayfa 78 - Lutka Kitap
Canzâde Abdullah Efendi
Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz elden gider. O halde zorluklara sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Enfâl Sûresi(8) 46. Ayet
Reklam

Nurhan Akbaba

, bir kitap okudu
Puan vermedi·5917 syf.·
268 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 11:00
·
2025 154. kitabı
İmam Gazali
9.6/10 · 1.806 okunma
Canzâde Abdullah Efendi
Basımından, tercümesinden memnun kaldınız mı hocam?
Dil be yâr, dest be kâr
Dil be yâr, dest be kâr Kişinin bir yandan gönlünü Allah'a bağlayıp manevi hayatını canlı tutarken, diğer yandan da dünyadaki sorumluluklarını yerine getirerek çalışıp üretmesi gerektiğini anlatan bir hayat ilkesidir.
Hayata Dair
Canzâde Abdullah Efendi
El kârda, gönül yârda
O’ndan Hakkıyla Hayâ Etmek
Allah Resûlü (s.a.s.) bir gün ashabına “Allah’tan hakkıyla hayâ edin!” buyurdu. Ashâb-ı kirâm “Elhamdülillah biz Allah’tan hayâ ediyoruz ey Allah’ın Nebîsi” dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Hayır, ben onu kastetmiyorum. Allah’tan hakkıyla hayâ eden kimse başını ve onda bulunan organları korusun. Karnını ve etrafındakileri korusun. Bir gün ölüp çürüyeceğini hatırında tutsun. Kim âhireti isterse dünyanın süs ve şatafatını terk eder. Kim bu dediklerimi yaparsa işte o kimse Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olur.”[30] Allah Resûlü (s.a.s.), söylediği sözlerle insanların ruhlarında devrimler meydana getiriyordu. Onlara, o güne kadar bildiklerini bir kenara bıraktırıp daha önce akıl ve hayallerine gelmeyen yeni ufuklar kazandırıyordu. Yukarıdaki hadiste de aynı şeyi görüyoruz. Hadisi anlamak için önce hadisteki anahtar kelime olan “hayâ” ifadesiyle başlayalım. Bu kelime “utanma duygusu” anlamına gelir. Bununla kastedilen şey, insanın utanma duygusunun etkisiyle kendisini kötü duruma düşürecek bir şeyden uzak kalmasıdır. Hayâ, insanın bir tür “iç fren mekanizması”dır. Bu mekanizma bizim sınırları aşmamızı, tehlikeli bölgelere girmemizi engeller. Hayâ duygusunu yitirmiş insan, freni tutmayan arabaya benzer. Onun için artık sınır, durak, kırmızı çizgi diye bir şey söz konusu olmaz. Hayâlı insan kötü bir söz söylemez. Ağzından bir şey kaçtığında derhâl yüzü kızarır, vicdanı sızlar, karşısındakinden özür diler, Allah’tan af diler. Allah Resûlü (s.a.s.) başka pek çok hadisinde hayâdan söz etmiştir. Bir hadisinde hayânın imanın şubelerinden biri olduğunu belirterek şöyle buyurmuştur: “İman yetmiş küsur şubedir. Hayâ da imandan bir şubedir.”[31] Bu hadiste imanın diğer şubelerinin belirtilmeyip özellikle hayâdan söz edilmesi, bu hasletin iman açısından ne
Din İslam
Canzâde Abdullah Efendi
“Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim." (Müslim, Zikir 72, Tirmizî, Daavât 72)