Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zamanı bilmiyordun. Zaman terk etmişti seni, zamansızlığın içine girmiştin. Dakika, saat, gün ve haftalar nereye gitmişlerdi? Yoksa zaman yerinde mi duruyordu? Neden akmıyordu, neden seni de kendisiyle götürmüyordu, neden hep aynıydı? Kırık bir plak gibi aynı şey kanını, içindeki gücü emiyor, seni güçten takatten düşürüyordu.
"Paula ancak gece olduğunda, kocasının korkusunun ne kadar canlı olduğunu hissetti. Ferdinand sanki o korkudan kaçmak ister gibi, karısının yumuşak ve ılık bedenini sıkıca tuttu, vücudunu tir tir titreyerek kendininkine bastırdı. Ama biliyordu ki aşk değildi bu, bir kaçıştı. Bir kramptı adeta. Kocasının öpücükleri altında gözyaşlarının tadını alıyordu, acı ve tuzlu. Sonrasında yine suskun bir hale bürünüp öylece yattı. Ferdinand. Kadın arada onun inlediğini duyuyordu. O anlarda elini kocasına uzatıyor, o da bu eli sanki kurtuluşu oymuşcasına sımsıkı tutuyordu. Hiç konuşmadı kadın; sadece bir kez, kocasının hıçkırarak ağladığını duyduğunda onu avutmaya çalıştı: "Daha sekiz gün var. Düşünme şimdi bunları." Ama başka şeyler düşünmesini tembihleyince utandı, çünkü kocasının elinin soğukluğundan ve kalbinin çılgınca atışından, onu ele geçiren ve ona hükmeden tek bir düşüncenin olduğunu hissetti. Ve onu kurtaracak bir mucize falan da yoktu."