Hani derler ya, yaşamak ve görmek gerek, bu zamana bağlı bir sorundur ve bazı şeyleri görmek nasip olmazsa eğer, bu sadece yeterince yaşamadığımızdan olacaktır.
"Tanrım, eğer onu bana nasip etmeyeceksen ya canımı al ya aklımı ki başkasının olacağını bilmeyeyim. Ama eğer nasip edeceksen ya gönlünü bana düşür ya da yolunu ki onu beklerken ömrümü hiç etmeyeyim."
Keza suda boğulan, ateşte yanan, bina altında kalan, veba, tâun, ishal, sıtma, zatülcenp hastalıklarından biri ile veya akrep sokması ile, nifas halinde veya gurbet ilinde veya ilim yolunda veya cuma gecesinde vefat eden bir müslüman şehiddir. Keza sevabını Allah'tan bekleyen bir müezzinin, doğru muameleli bir müslüman tâcirin, ailesinin nafakasını meşru yoldan kazanma neticesinde ölen herhangi bir müslümanın vefatı da hep bu gruba girer. Bütün bunlara âhiret ahkâmı itibariyle şehid denir. Bunlar diyanetleri tam idiyseler ahiret itibariyle hakîki şehid olurlar, ancak kendilerine dünya ahkamı itibariyle şehid muâmelesi yapılmaz. Diğer müslümanlara yapılan mûtad muamele yapılır.