t

All i want is the mess around ☆ ⚢/22
Fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı: Olduğundan farklı olma arzusu. Bu bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. Nasılsa öyle olduğu gerçekğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için hayattan övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir; hayır, övgü ya da ödül almayacağını bilmelidir. İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur. Kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır; çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlülüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda; ve son olarak, ki bu bütün görevlerin en zoru, birisinin karakter ya da zekâ yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda.
Sayfa 72
Alıntı
Reklam
"Üzerine yemin ettiğimiz şey artık yok" diyor misafir çok ciddi bir tavırla ve kadehini kaldırıyor. "Herkes öldü, çekip gitti, üzerine yemin ettiğimiz şeyi bıraktı. Onun için yaşamaya ve ölmeye değer bir dünya vardı. O dünya öldü. Yenisiyse beni hiç ilgilendirmiyor. Bütün söyleyebileceğim bu."
Sayfa 51
Alıntı
"Benim vatanımın" diyor misafir, "varlığı sona erdi. Benim vatanım Polonya ve Viyana, bu ev ve şehirdeki kışla, Galiçya ve Chopin'di. Bütün bunlardan geriye ne kaldı? Hepsini bir arada tutan o gizemli tutkal artık etki etmiyor. Her şey parçalara ayrıldı. Benim vatanım bir duyguydu. Bu duygu yara aldı. İşte o zaman çekip gitmen gerekiyor. Tropiklere ya da daha uzağa. "
Sayfa 51
Alıntı
Uzun yıllar sonra insan birinin öldüğü karanlık bir odadan geçer ve birden, yavaş yavaş kaybolan kelimeleri ve denizin uğultusunu duyar. Sanki o birkaç kelime hayatın anlamını ifade etmiştir. Sonrasında ise hep başka şeyler konuşulmuştur.
Sayfa 20
Alıntı
Kocam beni benden iyi tanıyordu. Ben gerçekten de aslında dünyalı mıyım, diye düşünmeye başlamıştım. Pohapipinpobopya'lı olmam, benim kendimi korumak için geliştirdiğim bir akıl hastalığı, o yüzden bu Fabrika'nın kölesi olmaktan başka çarem yok diye düşünmüştüm. Tüm bunları kocam da biliyordu.
Sayfa 173
Alıntı