1000Kitap Logosu
188 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Kaçış yalnızca bir uzaklaşma değil, bir varıştır aynı zamanda.
"Hanna'yı yadsıyarak ona ihanet mi etmiştim, ondan nasıl kurtulur, nasıl kopabilirdim ve bunu yapmalı mıydım?" Yaşantımız pişmanlıklarla biten ilişkiler, keşkelerle başlayan cümlelerle dolu. Fakat bunlar bizi biz yapan yaşanılması gereken olaylardır aslında. Eksikliklerimiz utancımız olmamalı. Tamamlayıcı unsurlar herzaman vardır. Kahramanımız Hanna'nın en büyük eksikliği okur yazar olmamasını saklamasıydı malesef. Başından geçen tüm kötü hikayenin asıl sebebi de buydu. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde aşkı anlatırken, ikinci bölümde Michel'in üniversite öğrencilik yıllarını ve son bölümde Michel'in meslek arayışının sonunda, hukuk tarihçisi olarak karşımıza çıkmasını. "Tarih yazmak, geçmişle şimdiki zaman arasında köprüler kurmak, her iki sahili de gözlemlemek ve her iki kıyıda da etkin olmak demektir." Kitabı okurken bu kadar düşündüreceğini tahmin etmemiştim. Yazar 188 sayfada neleri sığdırmış neleri? Başarı işte budur. Nazi soykırımından, bir öğrencinin dönüm noktalarına, bir kadının hayatının en güzel anlarından, en dip noktalarına. Ben keyifle okudum tavsiye ederim. Kitabı kızıma hediye eden
Kitap.o.kurdu
Kitap.o.kurdu
dostumun sözleriyle bitireyim "Bir kitap, insanın diline, ruhuna, düşünce yapısına çok şey katar." Keyifle okumalar.
Okuyucu
8.6/10 · 1.799 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Bugün Berlin polisi Filistin’e destek gösterilerini engellemek için her şeyi yaptı. 170 kişi tutuklandı. Suçları, Filistin’i anımsatacak semboller taşınaları. Filistin puşisi taktığı için tutuklananlar bile var! Almanya, Yeşiller/Sol hükümeti ile Nazi geçmişine dönüş yapıyor.
72 syf.
Ben bir Zweig hayranıyım. Bu kitapla birlikte neden hayran olduğumu bir kez daha anladım. Bu adam, kısacık öykülerle dünyayı anlatabiliyor. "Sahaf Mendel", adını kitaba da veren bir uzun öyküyle başlıyor. Zweig'ın "Satranç"ta kullandığı güçlü hafızalı fakat entelektüel dünyadan uzak karakterin bir benzerini Sahaf Mendel olarak görüyoruz bu uzun öyküde. Gene bir Nazi zulmü ve gene bir kaybolan yaşamlar silsilesine, bu kez vahşi kapitalizmin de katkısıyla şahit oluyoruz. Son metnin adı "Unutulmayacak Bir İnsan: Yaşanmış Bir Olay" ve öykünün ana karakteri olan Anton, modern bir Diyojen misali yaşayan bir çağdaş filozof. Diyojen'in hayatına benzer bir yaklaşımla yaşayan Anton'un mesel dolu öyküsü... Özetle Zweig gene kısa ama güzel yazmış. İkinci uzun öykü "Görülmeyen Koleksiyon" adında ve gene edebiyatla, sanatla ilgili. Ve tabii ki savaşla. Ve tabii yoksullukla... Bir insanın sanata olan aşkının onu nasıl dünyanın her türlü çirkinliğinden soyutlayabileceğinin güzel bir gösterisi.
Sahaf Mendel
8.3/10 · 3.362 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Yahudilerle seks hemen her yerde yasaktı. Onların şeytan kokusu taşıdıkları ve keçi ile domuz doğurduklarına inanılıyordu. 1215'te Yahudilerle Hristyanların kazara cinsel ilişkiye girmelerini önlemek için kilise, Yahudilerin rozet takıp, özel kıyafetler giymelerini emrediyordu. (Nazi Almanyası'nın adı kötüye çıkmış sarı yıldızları, bu geleneğin sonradan dirilmiş halidir.)
Sabahın Yüzünde Filistin Yarası
Bir gece sabaha karşı Gökyüzünü bombardıman ederken şafak Çılgınca yazdım bu dizeleri Ağlayarak Çocuklar koşuyordu göğsümün kırlarında Gözleri çöl Bakışları Kızıldeniz çocuklar Gecenin sularını Geçerken şafağın atları Binlerce kurşun sıkıldı göğsüme Kırıldı rüzgârın kanatları Tam da kuşlar ötmeye durduğu zaman Ey vah kuşların sesinde kan Benimse kollarım bağlı Tan vakti ufuklarda bir akşam Sakaklarım suskun Zulüm düşlü uykular içinde bütün yaşam Ey sönmüş ateşlerde tutuşan öfkeler Yanmışın yakması buna mı derler Şu anda dünyanın gözleri önünde Kan sıçrarken yaşamın yüzüne Bu lekeyi tarihten kimler siler Bu katliam utancını kimler Nazi kamplarındaki fırınlarda Bitmediyse yakılan Yahudiler Ya vurulan Filistin nasıl biter Bu gece sabaha karşı Filistin mevzilerinde patlayan şafak Şafak değil bir silah Her ölüm bir destan Her yürek dünyayı tutan bir ah Ve bütün gecelere inat Karanlığa dişleriyle saldırırken sabah Ey vah sana dünya-ey vah
260 syf.
·
6 günde
·
9/10 puan
Piyanist
2. Dünya savaşını görüp geçirmiş yetenekli piyanist Wladyslaw Szpilman'ın otobiyografi niteliğindeki kitabı: Piyanist. Yahudi soykırımını konu alan okuduğum 3. kitap. Piyanist'i diğerlerinden farklı yapan olayların bizzat yaşayan 1. Kişi tarafından bize aktarılması. Bu tarz kitapları okumak bana o kadar korkunç geliyor ki okuduklarıma inanmakta güçlük çekiyorum çoğu zaman ama açıkçası gerçeklerden kaçmak da doğru gelmiyor. Szpilman kitap boyunca Nazi Almanya'sının zulümlerini, en yakınındakilerin nasıl ölüme gidişini, çektiği acıları ve tüm bunlara karşın hayatta kalma çabasını anlatıyor. Tüm bunları donuk duygusuz (duygularını kitaba tam olarak geçiremediğini düşünüyorum) bir dille bize aktarmış nedenini son sözü okuduğumda psikolojik durumundan dolayı olduğunu öğrendim. Kitabın Son sayfaları ise Szpilman'ın savaşta hayatını kurtaran Alman yüzbaşı'nın günlüğünden oluşuyor . O kadar etkileyiciydi ki kitabın orta sayfalarında resmi de eklenmişti son sözde onun da başından geçenleri öğrendikten sonra açıp tekrardan resmini görünce tüylerim diken diken oldu. Asla unutmayacağım bir kitap kesinlikle. Çoğu kişi ilk filmini izlemiş ben de hazır yeni bitirmişken şimdi izleyeceğim.
Piyanist (Bez Ciltli)
Okuyacaklarıma Ekle
135 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitap yorumum
#mayısayıüçüncükitap ‼️Simon kitabının yorumuyla sizlerleyim. Kitaptaki olaylar yazarın anlatımıyla beni derinden etkiledi. 2. Dünya Savaşı'nda Avrupa'nın orta yerimde Yahudiler'e yapılan korkunç işkencelerin hikayesi anlatılıyor. Bu bir insanlık dramı ve kan donduran olayları okurken gözümde canlandıkça yüreğim burkuldu. İncir Kuşları tadında bir kitaptı diyebilirim. ‼️Simon kitabından bahsedecek olursam; Simon ve ailesinin Nazi kamplarında gördüğü işkenceler ve ailesinin vahşice katledilmesi anlatılıyor. Simon'un başına gelen olaylar, Almanya'da ve Polonya'da yaşayan çoğu Yahudi'nin başından geçmiş olmalı. Simon ve Alex'in yaşadığı korkunç işkenceler çok ürkütücü idi. Üstelik ikisi dr daha çocuk yaşta bu işkencelere maruz kalmıştı. ‼️Simon bir şekilde kamptan kurtulmayı başardı. Polonya'ya geri döndüğünde ailesi ile yaşadığı evin harabeye dönmüş olduğunu gördü. Simon'un yoluna devam etmekten başka bir çaresi kalmıştı, açtı ve bitap düşmüş bir haldeydi. İşte tam da bu sıra Solomon adındaki yaşlı adam Simon'a yardım elini uzattı. Simon'a hem aş hem iş hem de kalacak yer verdi. Solomon'un güzeller güzeli kızı Emma ile Simon harika bir ikili olmuştu. Simon'un, yüreğinde Emma'ya karşı derin duygular beslediği ve bunu kendine açıklamakta güçlük çekse de Solomon anlaşmış olmalıydı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim dostlarım. Kitapla kalın dostlar
Gülçin Babacan
Gülçin Babacan
  moderatörlüğünde
Zafer Değirmenci
Zafer Değirmenci
kaleminden
Dionysos Yayın Group
Dionysos Yayın Group
yayınlarından #SİMON kitabını  #glcnkitaplığı ve #masalkitapligii ile okuyoruz. #kitapyorumu #okudumbitti #kitaptanalıntıları #arkakapak #erdeminkitapligi #SİMON #zaferdeğirmenci #dionysosyayıngroup #sayfa 138
Simon
9.6/10 · 16 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
248 syf.
·
Puan vermedi
1. Tecer, şiirlerinde halk için edebiyat yapıp; sanatı milletin hayat damarlarından biri olarak görür. Bir yazısında “Ömrümün sonuna kadar Anadolu’yu dinleyeceğim ve onun sesini dinletmeye çalışacağım.” ifadesi buna kanıttır. 2. Ortaya koyduğu şiirlerin merkezine insanı - özellikle de Anadolu insanını- koyan Tecer, bu insanların yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla izlemiş, dinlemiş, içlerinde bulunarak tecrübe etmiş ve onların hayatlarında yer edinen tüm duyguları ürünlerinde yine onlara yansıtmış bir sanatçıdır. Yani Tecer, duygusal bağlamda halktan aldığını halka vermiş, onların hislerine tercüman olmuş bir kişidir. Her şeyden önce kendisinin de halkın bir bireyi olduğunu unutmadan yaşamış, ülküsünün sonuna kadar peşinden gitmiş ve bu sebeple geniş kitlelerce sayılmış ve sevilmiş bir halk adamıdır. 3. Tecer’in şiirlerinde yer alan tüm temalar şu şekildedir: “Aşk ve Sevgi”, “Hayat, Yaşlılık ve Ölüm”, “Tabiat Güzellikleri ve Tabiat Sevgisi”, “Yaşama Sevinci”, “Uzak Diyarlara Duyulan Özlem”, “Yalnızlık ve Gurbet Duygusu”, “Yurt ve Toprak Sevgisi”, “Yiğitlik ve Kahramanlık Duygusu”, “Yoksul ve Çaresiz İnsanlar”, “Çocuk ve Anne” 4. Benim beğendiğim şiirleri: "Nerdesin" Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki, ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgarlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana ''Gel'' desin. Şairin aşk ve sevgi temasında yazdığı şiirlerden belki de en önemlisi ki bu şiiri tüm şiirleri içinde de önemli bir yere sahiptir, “Nerdesin?” adını taşıyan şiiridir. Yüceltilmiş aşk duygusunun hâkim olduğu, beşeri aşktan ziyade başka kutsal değerlere karşı olan aşktan da söz edilebilecek bu şiirde insanın istediği değeri büyük bir özlemle bekleyiş duygusu bütün benliğini sarar. Mutlaka elde edilmesi gereken değere ulaşmak için kişi her şeyi yapmaya, elindeki her şeyi vermeye, gerekli bütün fedakârlıklara katlanmaya razıdır. Şiirde yer alan gaipten gelen ses motifi, belli belirsiz de olsa beklenen bir ses vesilesiyle insanların umutlarını diri tuttuğunu, bekledikleri her ne ise daha güçlü, daha sabırla beklemeye devam ettiklerini gösterir. "Neyleyim?" Sevgilerle geçti bütün bir ömür, Kimi ben sevildim, kimi sevdim ben. Gönlüm, daldan dala, bir kuş gibi hür, Durmadan baharı, yazı sevdim ben. Çiçekler içinde gülü, çiğdemi, Yemişler içinde narı, bademi, Güzellerle geçen her gün, her demi, Sohbeti, meclisi, sazı sevdim ben. Kelebeği gördüm, uçtum güneşe, Pervaneyi gördüm, koştum ateşe, En sonra gönlümü verdim bir eşe Neyleyim? Edayı, nazı sevdim ben Bu şiirde şairin bir ömür muhasebesi yaptığı, bu muhasebe sonucunda ömrünün çoğunu sevmek ve sevilmekle geçirdiği sonucuna vardığı görülür. “Neyleyim?” şiiri, şairin aşk ve sevgiye ne kadar yakın yaşadığını, bu duyguları benliğinde ne denli sık hissettiğini göstermekle kalan bir şiir değildir. Bu şiir, Tecer’in aşk hikâyesinin son durağı, gönlünün son ve ebedî sahibi olan eşi Meliha Tecer’i de andığı bir şiirdir. Şiirde divan şiiri mazmunlarından mum ile pervane mazmunu gözümden kaçmadı. "Eğer Birgün Ölürsem" Eğer bir gün ölürsem gençliğime doymadan Kumral başımı senin dizlerine koymadan Eğer bir gün sönerse gözlerimin ateşi Parlamazsa başımın üstünde aşk güneşi Ölürsem bir gün eğer, Kalbimi kemirip de yiyinceye kadar yer Aşkımın başı için silme beni yadından An beni seherlerde bir kuşun feryadından! An ki, ben ilk aşkımın demlerini yaşadım, Ölürsem bu son aşkım olacak diye şadım. Bir gün gelir yolunun üstündeki serviler, Sana, bu ilk aşkımın mısralarını söyler. Dudaklarım toprağın altında çürüse de, Ruhum sarhoş gibidir ezeli bir busede. Görünmez ellerimden ürpersin diye tenin, Bırak mehtabı olsun omzunda bir tül senin. Aç pencereni ılık bahar akşamlarında, Benim öksüz ruhumdur çırpınan camlarında! Beni an, senden başka yok beni anacak, Yanmazsan sen de eğer, gençliğim hep yanacak. İnan senden başka yok gönlümde kimseye yer, Fakat, sen de anlamazsan beni, ölürsem eğer... Anlamazsan, ölürüm de gençliğime doymadan, Kumral başımı senin dizlerine koymadan, Dağılırsam bir avuç toprak gibi sellerle, Gönlünde en samimi en coşkun emellerle Kuracağım türbeyi günahın devirmesin. Bana vereceğini Allah sana vermesin. Fakat düşün ki, sen de kalbimde gömülüsün, Ben ölürsem demek ki sen de artık ölüsün, Kim senin gözlerini mehtapta yad edecek? Kim sana bu feryadım gibi feryad edecek? Kim senin saçlarını övecek uzun uzun? Korkum budur ki bir gün sen de unutulursun! Eğer bir gün ölürsem gençliğime doymadan Kumral başımı senin dizlerine koymadan Eğer bir gün sönerse gözlerimin ateşi Parlamazsa başımın üstünde aşk güneşi Ölürsem bir gün eğer, Kalbimi kemirip de yiyinceye kadar yer Aşkımın başı için silme beni yadından An beni seherlerde bir kuşun feryadından! Tecer, bu şiirinde aşık-maşuk-rakip imajını çok ince işlemiştir. Burdaki rakip bir şahış değil ölümün ta kendisidir. Şair ölünce sevdiği kadın tarafından unutulmaktan, aynı zamanda gençliğine doyamadan ölmekten ve aşk güneşinin sönmesinden endişe duymaktadır. Aklıma getirdiği şarkı: Ölünce Sevemezsem Seni youtube.com/watch?v=Pk1yca_Hn28
Bütün Şiirleri
Okuyacaklarıma Ekle
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.