Acaba şiir mi okuyorum, yoksa Nurullah Genç bana bir şeyler mi anlatıyor? diye düşündüm. Tamam duygusu var, samimiyeti de var ama şiirin bende bıraktığı o çarpıcı etkiyi pek bulamadım açıkçası.
Birçok yerde dizelerden çok anlatılan düşünceler öne çıktı. Belki de sorun bende; ben şiirde biraz kaybolmayı seviyorum, bu kitap ise sürekli elinden tutup bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. pek anlaşamadık bu konuda ama yine de içtenliği sayesinde son sayfaya kadar kendini okutmayı başardı.
Genç Kız Kalbi beni o derin yalnızlık hissine hapsetti. Kalabalığın içinde anlaşılmamak, duygularını dile getirememek...
Mehmet Rauf bunu öyle naif ve içten anlatmış ki okurken kendimi huzurlu bir yağmur sabahında, tesadüfen rafta gözüme çarpan eski bir günlüğü okuyormuş gibi hissettim.
Bazı kitaplar heyecanıyla akılda kalır, bazılarıysa bıraktığı hisle. Bu kitap bende his bırakanlardan oldu.
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,2bin okunma
Falaka kitabını okurken kendimi biraz ikiye bölünmüş hissettim. Bir yanım kitabın samimiyetini sevdi, bir yanım ise bazı bölümlerde yoruldu.
Ama Ahmet Rasim’in anlatımında sanki bir yazar değil de çocukluğunu özlemle ve biraz buruklukla anlatan biri konuşuyor.
Kitapta beni en çok etkileyen şey, çocuk olmanın ağırlığını hissettirmesiydi. Okulun bir öğrenme yeri olmaktan çok korkuyla anılması insanın içini burkuyor. Falaka sadece bir ceza değil, çocuk ruhunda kalan bir iz gibi duruyor.
FalakaAhmet Rasim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,424 okunma
Belki de Can Yücel’ i sevmek biraz ruh meselesi. Ben saygı duyarak okudum ama tam anlamıyla içine giremedim sanırım.
Yine de herkesin içinde kendinden bir parça bulduğu bir kitap gibi anlatılıyor ya ben o kapının biraz dışında kaldım sanki.
Bazı dizeleri gerçekten çok güzel, çok kırgın, çok gerçek… ama kitabın geneli bende öyle derin bir iz bırakmadı.
Belki de sorun kitapta değil zamandadır bilmiyorum ama okurken çoğu yerde sadece bir şairi okudum, bir duyguyu değil.
Yine de Can Yücel’ in o yorulmuş, hayatla kavga etmiş ama hala dalga geçebilen hali bazı satırlarda insanın içine dokunuyor.
Bitirdiğimde iyi ki okudum dedim ama tekrar tekrar döner miyim? kısmında çok emin olamadım.
Yine de belki doğru zamanda rastlaşmak dileğiyle.
Sevgi DuvarıCan Yücel · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,2bin okunma
Ruhunun güveni kırılmıştı ama kendisine mi, topluma mı yoksa nesnelere mi?
Ahh keşke şuan Cemil Süleyman’ ın yanına ışınlanmış olsaydım…
Seven böyle mi yapar ya hu? diye sitem edip sevgi tanımını değiştirmek isterdim. Kendilerine verdikleri etiketlere sahiplenirken kendi duygularını etiketlerinin önüne koymalarındaki çaresiz tesellilerini anlayamadım.
Ama Siyah Gözler'i okurken sevginin önüne toplumun yargısı, korkular, alışılmış yalnızlıklar giriyor. Ve insan en çok da buna üzülüyor çünkü bazen karakterlerin mutsuzluğu kaderden değil, kendi içlerinde büyüttükleri korkulardan kaynaklanıyor.
Alışmış olduğu bu yalnızlık ve sarsılan güven tahtını kırmak istemiyordu çünkü kendisi bu sevdanın sürmeyeceğine o kadar emin ki kendini böyle bir sevginin içinde hayal edemiyordu...
Korkuyordu.
Kitap bittikten sonra olaylardan çok hisler kalıyor akılda. Sessiz bir hüzün, geç kalmışlık hissi ve insanın kendi duygularına bile güvenememesi…
Peki bu son neden yazıldı onlara biliyor musunuz? Çünkü onlar bugünün duyguları ile geleceğin duygularını satın alıyordu. Ama keşke mümkün olsaydı... Çünkü şüphe duyguların gölgesini sevgi nedeniyle katletmişti.
Bu sonu sevmedim gerçi sevgi tanımını da sevmedim neyse yine de Cemil Süleyman'ın naif ve zarif duyguları ile tanışmayı çok sevdim. Umarım daha güzel sonlarda tekrar görüşürüz.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma