7/10
·120 syf.·
2026 23. kitabı
“Sevgi her eksiği tamamlıyor, her kusuru onarıyormuş meger.” Serinin 4. öyküsünde Bikes öğretmenle Erzurum’a, onun geçmişine ve hayatına misafir oluyoruz.. Her şey öğrencisinin isminin anlamını sormasıyla başlıyor. Bikes öğretmenin hayatı isminin anlamında gizli… En yakınları bildikleri, zanları, hayatının sırlarla örülmüş olması, yüzleşmeleri kabullenmeleri, kırgınlıklarına misafir ediyor okurunu.. Önceki üç öyküde ortak plan karakterlerle olay örgüsü birleşmese de keşisiyor… Önceki öykülerden hayatlarına aşina olduğumuz kişilere Bikes penceresinden de bakabiliyoruz. Anlatım dramatik olarak çok yoğun. Türk sinemasındaki acıklı filmler gibi hissettiriyor. Bazen aynı olayda, olayı anlatan kişi farklı olunca farklı duygulara kapılırız ya.. Yazarın dramatikleştirmesi çok başarılı olsa da bazen ne bileyim anlatımı boğmuş hissi verdi. Diğer üç kitapta bu boğan his çok yoktu. Tek günde bitecek eseri dört gün sürdürecek sebep bu zannediyorum. Kitapla ve sevgiyle…
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026146 okunma
Hasta Adam
8/10
·176 syf.··
2026 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:11
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Kireç Ocağı anlatacağım. Yaşını başını almış Konrad adındaki adam, hasta eşiyle beraber işitme üzerine bir inceleme yazmak için çocukluğundan beri bildiği, sürekli içinde vakit geçirdiği kireç ocağını kuzeninden satın alıyor ve kireç ocağında yaşamaya başlıyorlar. Kireç ocağı dış dünyadan izole, kimsenin onları rahatsız etmediği bir yer. Böylece Konrad incelemesini yazabileceğini düşünüyor fakat adam hasta tamamen. Karısının üstünde değişik bir deney yapıyor kadını her gün saçma saçma cümlelere maruz bırakıp yorumlamasını istiyor. Kadın da engelli olduğu için garibim mecbur katlanıyor bunlara. Ortada bir inceleme var mı derseniz o da yok çünkü Konrad incelemeyi yazcam yazcam diyip hiçbir şekilde başlayamıyor, acayip takıntıları var. Kadıköy Boğası gibi bi adam ne bileyim aklına bişey esiyor bütün gün onu düşünüyor falan. Hem karısının hayatını hem kendi hayatını mahvediyor, eşiyle de hastalığını bilerek evlendiğini kendine itiraf ediyor. Hasta olduğu için kendisine muhtaç olacağını düşünmüş. Böylece deneyini hayata geçirecek ve dolayısıyla incelemeyi yazabilecek gibi düşünmüş ama tabi bunlar gerçek olmuyor. En son kendi işitme, görme ve konuşma duyularını zaman zaman kaybediyor ve eşinin katili oluyor... Kitap yorucu biraz, okuması zor, cümleler çok uzun ama yazarın tarzı kendine has. Pek buna benzer kitap okumamıştım benim hoşuma gitti. Puanım 8.
Edebiyat
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025411 okunma
Reklam
Tanıştığıma memnun oldum bay Atsız.
Puan vermedi·308 syf.·
2026 8. kitabı
Toplam bir gün olmadan biten bu eseri kaleme alan ruhu şad ederek düşüncelerimi yazıya dökmeye başlayayım. Atsız'a dair ne olumlu ne olumsuz bir fikrim yoktu. Eserini öneren kuzenimin tavsiyesine uyacağım bir hali ruhiyete denk gelince bir gün dolmadan akıp gitti. Akıcı eserleri sevmemeye ne hacet? Akademik yazılarla sıkılmış ruhuma iyi geldi. Atsızın türk mitini zamanın karakterlerine işleyişi özgündü. Kağanların isimlerini görünce bir hoş olmadım değil. Hayalperest bir canlı olduğumdan dolayı geçmişe dair kağanlarla daha çok şey olmasını bekledim lakin olmadi(kendi zihnimle o arzumu tatmin ettim, merak etmeyin). Yine de dönemine göre kurgusu, kalemini döktürmesi... Üstad yazdığım yazılara karşı beni daha da hüzünlendirdi. Bir çok cümleyi alıntılamak isteğime direnerek, her haliyle tatlı bir eserdi, her cümlesi bir düşünce münazarasına davetiye çıkarıyordu. Vesselam, okuduğuma ve Atsız beyle tanıştığıma gayet memnun oldum. (40+ lı yaşlardaki erkek bireylerin genç kıza aşık olması meselesini ele almasının yanında bir başka eserde de benzer yaş farkına rağmen bu hislerin olmasını anlamakta zorlandım. Yani neden bu arzuya sahipler bilebilmem çok güç. Bir arkadaşım kız neşesi, yaşlı/olgun erkeklerin ilgisini çekiyor yorumunu kabul edemeyeceğim gibi. Ah kafam çok karışık. Oturun oturduğunuz yerde hanımızı sevin onun için çabalayın abi. Yani hanımına susup kıza saplantılanmakta ne bileyim. Korkak avuntusu gibi geliyor. Bu da Selim pusat'a ve onun temsil ettiği erkek abilerin zihnine dair naçizane düşüncem.)
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Günahlarımızı Bağışla
6/10
·312 syf.··
2026 29. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:47
Öncelikle bu kitabı okumamam için beni ikna etmeye çalışan irem , Berilsezer , Gizem ve Kararsız bir yıldız ya çok teşekkür ederim.El birliği ile çok çabaladınız ama goruyorsunuz ki ben bu kitabı okudum ve bitirdim.Ve beğendim.Tamam yani o kadar güzel değildi.Ama ne bileyim.Neyse ben nereden puan kırdığımı ve kitabı anlatınca anlarsınız umarım. Öncelikle kitap kilisede rahip olan Tyler Bell ile Poppy'nin günah çıkarma kabininde denk gelmesiyle başlıyor.İlk eleştiri buradan gelsin.Bu bir smut kitap olsa da kadının sesinin bile adamı azdırması gerçekten de berbat bir şey.Bu bu kitap ile ilgili en basit eleştirim.Sürekli bir azgınlık. Bu kitap ile ilgili ilk artım erkek karakterin -smut sahneleri gelmeden önce- çok kibar olmasıydı.Yani "uzun hikaye" diyince vaktim var diyen birine kim hayır diyebilir ki?Ayrıca Britney dinleyen ve Walking Dead izlemiş birine(ben izlemedim ama olsun)Bir de adam Latince sözler söylüyordu ki bu mukemmel bir sey.Her neyse her şey ilk elli sayfada gayet güzeldi. Sonra smut sahneleri gelince takdir edersiniz ki bu adam biraz korkunçlastı.Aslında bu adam ile ilgili bir şey değil yazar ile ilgili bir sorun bence.Kadın aynı anda hem kibar sekste de kaba biri yazmak istemiş.Yani hem centilmen bir kişi hem de odun kadar kaba.Ancak bu ikisinin birlikte yurumesi pek imkanli bir şey degil.Tyler benim gözümde okurlara göre şekillenmiş bir karakter.Yani bir karakteri yok sadece istenilen her şey bulunan bir adam. Kitaptaki vaaz sahneleri ve Tylerin son vaazi gerçekten harikaydı.Ben bu kitaptan bu kadar kaliteli alıntılar beklemiyordum.Ayrıca Poppy'nin kendi istediği hayati yaşaması mukemmel bir şey.Yani kim mukemmel ve zengin bir hayati varken dans etmeyi sevdiği için striptizci olur ki?Hayallerimizin peşinden kosmamizi çok iyi ozetleyen bir kitapti.
RahipSierra Simone · Pukka Yayınları · 2024717 okunma
Yazım değil klavyem bozuk.
Puan vermedi·%80 (402/501 syf.)··
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,683 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 99. kitabı
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3 / Kübra Kiraz Berk "Bin kez var olsam, bin kez Rans beni bulurdu. Bin kez Evera olsam, bin kez Rans'ın olurdum." Merhaabalar, bugün biraz içim buruk geldim. Seri kitapları okumayı evet çok seviyorum ama final kitabında içim parça parça oluyor, karakterlerden hiç ayrılmak istemiyorum. Sizde benim gibi karakterlere böyle bağlanıyor musunuz? Unutulmuş Kuşlar Göğü serisinin son kitabını bitirmiş bulunuyorum. Güzel bir yolculuk oldu benim için Rans'a Evera'ya oldukça alışmıştım. Özellikle Evera'nın her kitapta biraz daha güçlenmesini okumak beni çok keyiflendirdi. Kadın karakterlerin güçlenmesini okumak gibisi yok. Rans ise tam bir green flag bir karakterdi. Evera'yı beklemesi onun için mücadele etmesi ne bileyim işte okunası kıldı kitabı. Böyle kadınını koruyan erkekler bir adım önde biliyoruz. En azından benim için öyle olduğunu biliyorsunuz... İlk iki kitapta da değindiğim gibi yazardan okuduğum ilk seriydi, daha önce kalemiyle tanışmamıştım. Evreni nasıldır acaba alışabilir miyim gibi düşüncelerim vardı ama alıştım. Yuva adıyla yaratılan bir düzen ve bu düzenin getirdiği sırlar kurguyu taşıdı diye düşünüyorum. Distopya okuyanlar bilir ki diğer kitaplardan ayrılan parçalar olması gerekiyor. Seride ise karşımıza elmas gen gibi diğer distopya kitaplarından ayrılan kısımlar vardı. Bir yerden sonra kurguya fantastik unsurlar girmesi tam benim sevdiğim tarz bir hareket. Fantastik severler bu kısımlara bayılacaktır. Burada spoiler olabilir. Rans ve Evera'nın o finalinde hani Evera'nın son satırlarda gözünden bir yaş aktı ya valla ben de çok duygulandım. Tüylerim diken diken oldu. Bu ikilinin birlikte aynı pencereden bakması seri boyunca istediğim şeylerden birisiydi. -Tamamlanmış Seri -3 Kitap - Distopya
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 202626 okunma
Reklam
Reklam