Bizim küçük kerkenez kuşu Feryat etsem duyarmısın sesimi Adın dilimde dua sevgilim Günlerden sen,sen ertesi En güzel günüydün sen mevsimlerin Şevki Usta Küçük kerkenez kuşu meşhurdu Yirmi beş cm lik bir boya İki yüz gram bir ağırlığa sahipti Bir seferde altı adet yumurta yumurtlardı Allah Tealayı zikrederek yaşar Feryat etse gökyüzünde duyulurdu sesi Görmek isterdi cemalini sevgilisinin Hep sevgiliyi arardı dua ve güzel niyet ile Ne güzel yaratmıştı onu yaratan Kahramanlık ve yiğitlik katmıştı hamuruna Her bir renginde ne güzel bir sanat vardı Biraz küçükte olsa eşsizdi özellikleri Ve şu şekilde konuşur zikrederdi Allahı Ey küfredenler ve siz hakkı inkâr edenler Küfrünüzle biraz oyalanıp zevk edin Çünkü ateşgedesiniz ve pişeceksiniz Ne güzel bir kahraman ve yiğitti
Şiir
Risalet-i Ahmediye | 19. Sözden İlhamla
(Bestelenmiş halini YouTube kanalımdan ve tüm müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.) İsmi geçse güzelleşir, bütün şiir nesirler. Methedemez hiç bir edip, hepsi nefse esirler. Risalet-i Ahmediye, sözler içinde gözde. On dört reşahatı havi, on dokuzuncu sözde. Rabbimizi tarif eder, tam üç külli muarrif. Açıklamış teker teker, özetlemiş müellif. Her suale mukni cevap veriyor görüyorsun. Necisin, nereden geldin, nereye gidiyorsun? Hatem-ül Enbiya, Kur’an, şu kitab-ı kainat. Duyan tasdik eder onu, aruz amik mâruzat. Tevâtürle teyit eder, hem incil hemi Kur’an. Mucize irhasat gibi, yüzler binler irhasat. Hatifler kahinler şahit, yüksek şecâyasına. Fevkalâde takvasıyla, sadık O davasına. Gel gidelim biz seninle, Ceziret-ül araba. O’nun ezeli hutbesi, inse cinne turaba. Her suale mukni cevap veriyor görüyorsun. Necisin, nereden geldin, nereye gidiyorsun? O’nun neşrettiği nurla bakarsan kainata.
Risale-i Nur
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Saat 22:22 ve ben seninle girdiğimiz iddayı kaybettim diye hiç üzülemedim.. Adını koymamıştık aslında ama ikinizin de isteyeceği şey en başından belliydi aslında.. “Bir kere sarılalım” yeter dediğinde yanılmadım ve şike yapmak yok desem de üzülmedim.. Sen klasik bir galatasaraylı ben pis bi fenerli nasıl güzel olurdu seninle birlikte derbi izlemek.. Dün yazarken yarım kalmıştı onun gibi öfkememi yenik düştüm yoksa vicdanımamı yenildim bende bilmiyorum. Hani derler ya naparsam yapayım elime yüzüme bulaştırıyorum diye. Öyle işte benimkide. Naparsam yapayım elime yüzüme bulaştırıyorum. Neye ağladığımı bende bilmiyorum suan. Yeniliyor oluşuma desem bu ilk kez olmuyor, Çaresizliğime desem elimden geleni yapıyorum, Zorunda bırakıldıklarım desem ona da alıştım sanırım, İçim çıkarcasına yakıp yıkıp gitmek istiyorum buralardan. Sustukça kendimi daha da tanıyamaz hale geliyorum. Bu sadece ona kestiğim bir hesap değil en başından beri biliyorum. Onunla birlikte kendime de en ağır hesabı kesiyorum ve sonra durup düşününce elim avucum bomboş kalıyorum. Yetmez gibi oturup birde halimize ağlıyorum işte. Haksız olduğumu kabul ettiğim zamanlar pek nadirdir aslında. Öyle zamanlarda ettiğimi düşünmek istemem pek. Kaçarım. Bu benim kendimle yüzleşmek istemeyişimden sanırım. Korkarım çünkü. Neyden dersen de kaybetmekten derim. Şimdi dönüp madem kaybetmekten korkuyorsun neden haksız olacağın şeyler yapıyorsun diyeceksin biliyorum. İşte orda her şey kapkara. Bunu kendime bile acıklayamıyorken sana açıklamam pek mümkün değil gibi. Sanırım bu benim en büyük eksikliğim.. Canım yandığında susup bir köşede kaldığım çok zamanlar oldu. Kimse canın yanıyor mu sende bir kalp taşıyorsun demedi sesim hep kısıktı. Güçlü olmak zorunda kaldığım zamanlarda burnumu hiç indirmezdim. Beni acıtanın canı
🧠 Akıl cephesinde (idrak ve mânâ ihtiyacı) “Her şeyde O’na giden bir yol bulmak… mevcudatın ‘Nereden – necisin – nereye’ suallerine cevap” İnsanın aklı, sebep zinciriyle tatmin olmaz; ilk fail ve son maksat ister. Tevhid, aklın içindeki şu üç boşluğu doldurur: ❓ Nereden geldim? → Tesadüften değil, iradeli bir kudretten ❓ Ne için buradayım? → Başboş değil, hikmet için ❓ Nereye gidiyorum? → Yokluğa değil, huzura ➡️ Enfüsî planda tevhid, aklı dağılmaktan ve manasızlıktan kurtaran merkezdir. ❤️ Kalp cephesinde “Her şeyin üzerinde O’nun sikkesini görmek” Kalp, çok şeye bağlanınca yorulur; tek bir mutlak sevgiye muhtaçtır. Tevhid kalpte şunu yapar: eşyayı kalpten düşürmez, fakat kalbin tahtına oturtmaz. ➡️ Kalbin iç düzeni kurulur: Sevgi dağınıklıktan toplanır. Bu yüzden: Tevhid en halâvetlidir. Çünkü kalp, fâniye bağlanmanın acısını bırakır; Bâkî’ye yönelmenin huzurunu tadar. 🫀 Ruh cephesinde (bekâ ve ebediyet ihtiyacı) “İnsan, Tevhid sayesinde hadsiz ihtiyaçlarının elemlerinden kurtulur” Ruhun en derin yarası şudur: Bitmek istemeyen bir yaşama arzusu. Tevhid ruhun içine şu mânâyı yerleştirir:
Tüm ezberler bozulsun artık!
Tanışma fasıllarına "Sen kimsin, kimlerdensin, nesin, necisin?" diye değil; "Ben kimim, kimlerdenim, neyim, neciyim?" diye başlansın!
Kişisel Gelişim
-Yalnız Sokak Lambası
Virane olmuş köyün tek yana sokak lambası gibiyim, Yalnızlıkla yanar olmuşum söndü tüm umutlarım, Sabah vaktine denk ibibikler ötüşür dibimde bin umut gibiydi, Umutlarım asılıyordu urgana takılan gözlerim gibi Hakkımda bir ferman çıkar mı diye çok düşündüm, Paylar paylanmış devran döner dedim unutuldum gittim, Adıma yazılan “yalnız sokak lambası “şiiri gibiyim artık, Ne hatırımı soran var ne göz yaşımı döktüğüm yarim Kala kaldım şimdi böyle yapayalnız bu dağlar ardında, Ey koca şehir çıkart artık maskeni göreyim necisin, Eğilmezdi şu başım ölümsüz sanardım kendimi, Düşlerimde ölümü anar oldum başım eğik yaman haldeyim “Gün gelir sazın mızrabıda adımıza yanık türküler söyler” -turna 01.02.2026
Şiir