Sen necisin?" diye sormuşum.
"Ben müfettişim," dedi. Bilmezden geldim: "Müfettiş nedir? Memur mu?" dedim. Biz mahpus damında müfettişi çok gördük. Niyetim gönül eğlemek ... "Müfettiş demek memur düşmanı ... " de di, "yani memur takımından milletin bir şikayeti olursa ben daireyi apansız basar, kağıtları teftiş ederim. Köylüye bir haksızlık yapıldı mı, rüşvet yenildi mi ceza veririm. Senin anlayacağın ben memura karşı her zaman eşkiyanın hakkını ararım. Eşkiya dostuyum," dedi. Herifteki ağza bak! Cevabı cebinde bir herif. .. "Eyi miş öyleyse beyefendi," dedim, "sen memur takımı üstüne müfettiş isen ben de umum dağlar üstüne müfettişim."
Bütün ukûlü hayret içinde meşgul eden üç müşkil ve müdhiş sual-i azîm olan "Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?" suallerine mukni, makbul cevab verir.
Bir kadın geldi yanıma, benden yaşlı. Kimsin, necisin diye sormaya fırsat kalmadan, "Huzurevine yazıldık ya bu gün kızım" dedi. "Af buyur, anlamadım" dedim. "Huzure vine yazıldık" dedi tekrar. Başka da konuşmadı. Ne anlatsın başka? Diyeceğini dedi zaten. Ben de bir şey demedim. Ne de nir? Geçmiş olsun mu, hayırlı olsun mu? Her şeye de bir ke lam edecek değiliz ya... Bazı şeylere de susulur. Buna susulur mesela. Susulmak.
“İnsanın fıtrat-ı zîşuuru olan vicdanı, saadet-i ebediyeye bakar, gösterir. Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse “Ebed! Ebed!” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek o vicdan, o ebed için mahlûktur.” Bundan dolayıdır ki, hiçbir insanın, vicdanından gelen “Necisin? Nereden geliyorsun ve nereye gidiyorsun?” gibi müthiş suallerin cevabını düşünmemesi ve onların cevabını bulmadan huzur ve rahata kavuşması mümkün değildir. Bazı kimseler zaman zaman vicdanlarını rahatsız eden bu gibi suallerin cevabını düşünmeden işi halletmeye çalışırlar. Hâlbuki inanma hissi in-sanın fıtratında ve vicdanında dercedilmiştir. Bazıları da bu fıtrî hissi teslis inancı gibi bâtıl inanışlara saparak bulmaya çalışmışlardır. Bir kısmı da insana ulûhiyet isnat etmiş, kimisi de kendileri gibi mahlûk olan güneşe, ateşe, nehire, yıldızlara ve sığıra taparak dalalete sapmışlardır.