Yukarıda bulutlar vardır ama kimse uçaktaki bulut manzaralarından yeterince bahsetmemiştir. Hiç kimse, okyanusun üzerinden geçerken gördüğümüz o bembeyaz ve koskocaman keten helvasını andıran bulutlara hakettikleri önemi vermez; Piero della Francesca’nın tablolarındaki meleklere hatta Tanrı’ya taht görevi gören o güzelim bulutlardan bahsetme gereği duymaz. Uçaktayken de hiç kimse, ayağa kalkıp bulutların hakettiği bir coşkuyla haykırmaz: “Pencereden dışarı bakın! Şu anda bir bulutun üzerinden geçiyoruz!” Oysa Leonardo, Poussin, Claude ya da Constable bu manzara karşısında şaşkınlıktan dilini yutardı herhalde.