Puan vermedi·724 syf.··
2026 21. kitabı
Kitap, somutluktan ziyade soyut bir anlatımı tercih etmiştir. Anlatımın çok soyut olması kitabı anlamayı zorlaştırmıştır. Bu yüzden de Türkiye’de en çok yarım bırakılan kitaplar arasındadır. Kitap her ne kadar tartışmalara neden olsa da bazı edebiyatçılar için Türk edebiyatının dönüm noktası olarak sayılmıştır. Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın bilinçli olarak yazdığı ilk postmodernist eserdir. Bu eseri eşsiz yapan birçok özelliklerinden biridir. Atay’ın konuyu alaycılıkla anlatması dahil tüm özellikleri kitabın birçok eleştiri alabileceğini göstermektedir. Ancak her ne kadar eleştiri alsa da Türk edebiyatı için oldukça önemli bir eserdir.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
"Bir özür dilememek için kırk takla atanların dünyası... Neden, diye düşündü Ali Nazik. Bir başkasından özür dilemek, hata yaptığını düşündüğünde bir adım atabilmek, birilerine yardım etmek, nazik olabilmek... Bunun nesi kötü olabilirdi?" Bu soru aslında yalnızca Ali Nazik'in değil, hepimizin sorusu. Çünkü günümüzde özür dilemek çoğu zaman bir zayıflık, hata kabul etmek bir yenilgi gibi görülüyor. Oysa Ali Nazik, tam tersine, insanı güçlü yapan şeyin nezaket ve empati olduğunu gösteriyor. Roman boyunca Ali Nazik'in yolu Bela Hüsnü, Çiçek, Aysel, Vefa, Hasan, Hazan, Zamir ve Munis Öğretmen ile kesişiyor. Onları bir araya getiren şey tesadüf değil; her şeye rağmen iyi kalabilmeleri, birbirlerine destek olmaları ve umudu kaybetmemeleri. Bu yönüyle kitap, dostluğun ve dayanışmanın gücünü etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. "En çabuk kirlenen ellerimiz değil, kalbimiz oluyor. " Kitabın belki de en çarpıcı cümlesi bu. Çocuklara yönelik yazılmış olsa da bu söz yetişkinlerin de üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir gerçeği hatırlatıyor. İnsan bazen dış görünüşüne, başarılarına ya da sahip olduklarına önem verirken kalbini ihmal edebiliyor. Kırgınlıklar, önyargılar, bencillikler ve öfke zamanla kalbi kirletebiliyor. Ali Nazik ise okuruna kalbini temiz tutmanın, iyi kalmanın ve vicdanını korumanın önemini anlatıyor. Ali Nazik, nezaketin zayıflık değil güç olduğunu anlatan, dostluğu, umudu ve vicdanı merkeze alan değerli bir çocuk romanı. Çocuklara yalnızca okumalık bir hikâye sunmuyor; hayat boyunca yanlarında taşıyabilecekleri değerleri de kazandırıyor. Modern dünyanın karmaşasında kalbini temiz tutmak isteyen tüm çocuklar ve içindeki çocuğu inceliklerle büyütmek isteyen yetişkinler için…
Ali NazikAnıl Basılı · Timaş İlk Genç · 202655 okunma
10/10
·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:45
Genel olarak motivasyon kaybı yaşadığım bir dönemde karşıma çıkan ve bana iyi gelen kitaplardan biri oldu. Okurken yazarın anlatım dili bana sık sık Aykut Oğut'u hatırlattı. Özellikle düşünce gücü, inanç kalıpları ve hayata bakış açısıyla ilgili anlatılan bazı konular iki yazar arasında benzerlikler kurmama neden oldu. Ancak bu benzerlikler, daha önce okuduğum bir kitabın tekrarıymış hissini vermiyor hatta tam tersine tanıdık gelen fikirler farklı örnekler ve farklı bakış açılarıyla ele alınıyor. Bu da anlatılanları üzerinde düşünerek benimseyerek hayatıma katmamı kolaylaştırdı diyebilirim. En sevdiğim yanı ise okurken üzerimdeki zihinsel yorgunluğu hafifletmesi oldu. Sayfalar ilerledikçe olaylara daha olumlu ve sakin yaklaşmaya başladığımı farkettim. Sen Yeter ki İste Pierre Franckh Kesinlikle bu kitabı doğru zamanda en ihtiyacınız olan bir dönemde okuyacaksınız buna eminim çünkü enerjisi çok başka.
Sen Yeter ki İstePierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 2025323 okunma
Okurken Hüzünden İçimin Burkulduğu Bir Şaheser: Piyâle
8/10
·88 syf.··
2026 64. kitabı
Ahmet Haşim’in 1926 yılında yayımlanan ikinci ve en olgun şiir kitabı Piyâle, dürüst olmak gerekirse beni okurken derin bir hayranlık, edebi bir büyülenme ama aynı zamanda tarifsiz bir hüzün içinde bırakan muazzam bir başyapıt oldu. "Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek" ilkesiyle hareket eden Haşim'in bu ölümsüz eserinde, şairin yalnızlığı ve mısralara sinen o yoğun melankoli beni derinden üzdü, okurken resmen içim burkuldu. Kitabın girişinde yer alan ve şairin şiir felsefesini özetleyen "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" makalesi ile Yakup Kadri’nin sunuş yazısı, bizi bu efsunlu dünyaya hazırlayan harika birer kılavuz niteliği taşıyor. Türk edebiyatının hafızasına kazınan, ritmiyle insanı uzaklara götüren meşhur "Merdiven" ve şairin hayal zenginliğini yansıtan "Şi'r-i Kamer" serisi gibi kültleşmiş şiirlerin yer aldığı bu eserde, parnasizmin biçimsel kusursuzluğu ile sembolizmin anlam kapalılığı dâhice birleşiyor. Her bir dizede ilmek ilmek işlenen ağır ve alaturka kelimeler, günümüz okuru için ilk başta göz korkutucu görünse de benim için kelimelerin ötesinde, insanın ruhuna dolan saf bir estetik ziyafete dönüştü. Hakkını vererek okumak ve o gizemli dünyanın tadına varmak için her dizede arkadaki küçük sözlüğe bakmak gerekse bile, o kapalı anlatımın ardındaki saklı hazineyi keşfetmenin hazzı her sayfa başında misliyle yaşanıyor. Haşim; dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi ruh prizmasından geçirerek akşamın kızıllığı, suların sararması, sonbaharın hüznü ve yalnızlık gibi temalarla insanın içine işleyen muazzam bir atmosfer inşa ediyor. Zamanında bu mistik mısralar yüzünden acımasızca eleştirilen şairin, aradan geçen yüz yıla rağmen neden hâlâ Türk şiirinin mihenk taşlarından biri olarak dimdik ayakta kaldığını bu eserde çok daha derinden
Şiir
PiyâleAhmet Haşim · Yapı Kredi Yayınları · 2023763 okunma
Handan... Yine Handan... Yine Handan...
6/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:18
Bu bir buhran, bu bir ihanet bu bir cinayet... Güzel olan her şeyin ölümünü izliyorsunuz bu kitapta; Eş sevgisi, evlat sevgisi, okuma sevgisi, sanat sevgisi, güven, sadakat... Neriman'ın abartılı bir şov halini alan Handan sevgisi , Refik Cemalin basiretsizliği ve Handan' ın çalkantılı ruhu. Kim iyi kim kötü kim haklı kim haksız karışmış bir halde kitap bitti. Geriye nedenini bilmediğim bir öfke bıraktı. Neriman , hastalık halini almış Handan sevgisini ilk günden itibaren eşine bulaştırmıştır. O kadar Handan' ı övmüştür ki o kadar onu anlatmıştır ki Handan eşi ile arasında yaşıyor gibidir adeta. Handan dan bir duvar örmüştür aralarına. Neriman rahatsız edici bir saflıkla Handan ile Refik Cemal'i birbirine itmiş gibidir. Sürekli onları yalnız bırakır, gezmelere gönderir gece erken yatıp saatlerce sohbetlerine izin verir. E ne olacaktı sonunda Neriman ? Sonu baştan yazıldı bu işin. Refik Cemal ise karısını sevmiştir sevmesine ama kibar sözlerle onu yavan bulduğunu da inkar etmez. Güzeldir, safdır, temizdir falan filan ama fikirleri sığdır entelektüel anlamda ona yetmez. Onu sever güya ama karısını aldatmaktan da çekinmez. Kendi elleri ile adım adım ördüğü bu hapishane için kim ona acıyabilir ki. Güya kalbini Neriman ile aklını da Handan dolduruyormuş. Oldu paşam, başka? Handan... Yaşını sonradan öğrenince biraz ona acımadım desem yalan olacak. 17 yaşında evlenmiş. Sevdiği adamı reddederek ölümüne neden olmuş ve son zamanlarda tanıdığım en pislik en zampara adamlardan biri olduğu adının geçtiği ilk anda belli olan Hüsnü Paşa ile evlenmiş. Hüsnü Paşa onu aldatmalara doymamış, bunu açıkça anlatmaktan çekinmemiş. Hatta kadın sohbetlerini Handan ile bile yapmış. Handan bu kadar akıllı bu kadar kendini geliştirmiş bir kadın olmasına rağmen kocasına hep göz yummuş.
1000Kitap
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma