"Sokrates şöyle diyordu: "Ne istiyorsunuz? Düşünebilen varlıların ruhuna sahip olmak mı yoksa düşünemeyenlerin mi?" Düşünebilen varlıkların ruhuna. "Peki hangi düşünebilen ruhuna, sağlıklı olanların mı yoksa kötücül olanların mı?" Sağlıklı olanların. "Öyleyse niye aramıyorsunuz onu?" Çünkü ona sahibiz. "Öyleyse neden tartışıp çekiyorsunuz?"
Alıntı
Bu millet neden birbirini sevmeyi beceremedi?
Sayfa 132 - Doğan Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mike Tanrı'yı seviyor ve kiliseyi kutsal bir yer ola­rak görüyordu, ama ona hep kendisinin bir çobanı takip eden bir koyun olduğu söylenmişti. Hiçbir dini öğretmen ona kendisinin bu güce ( yaşamını planlama gücüne) sahip olduğunu söylememişti. "Eflatun, eğer bu böyleyse, kilisede bize bunu neden öğ­retmiyorlar?" "Kilise sana Tanrı hakkında her şeyi söylemeyecektir, Mic­hael. Bazen o sana insanlar hakkında ve onların Tanrı hakkında ne düşündükleriyle ilgili epey şey söyler." Eflatun herhan­gi bir insanı eleştirmiyor veya yargılamıyor, sadece olgulardan ve gerçeklerden söz ediyordu. "Kilise yanılıyor mu?" diye sordu Mike. "Michael, gerçek daima gerçek olarak kalır ve tüm dini sistemlerinizde gerçeğin parçaları bulunur. Tanrı gerçeğini ara­dığınız için size çok saygı duyulur. Sevgi, mucizeler ve bazı evrensel gerçekler ibadet yerlerinizde belli bir derecede temsil edilir. İşte bu yüzden sen oraya gittiğinde Tanrı'nın Ruhu'nu hissediyordun. Ruh, tüm olgular bilinmese bile, arayışı onur­landırır. Şimdi, gerçeği işitirken bile kendi gerçek varoluşunu göremediğini, onun bir perdeyle senden gizlenmiş olduğunu hatırla. Senin kilisene ve dünyadaki tüm spiritüel arayışlara çok saygı duyulur, çünkü onlar Tanrı'yı -ve ruhsal gerçeği­ arayışı temsil ederler. Burada üzücü olan tek şey, insanların bu arayışı kontrol etmeleri, onu sınırlayarak güçlenmesini engellemeleri, kontrolleri altında bulunanları korku ile diğer in­sanlardan ayırmalarıdır."
"Neden geçmişte kalmış bir yenilginin tutsağı olmak zorundayım? Neden hep yüzüme vurulmak zorunda?"
Sayfa 327·Kitabı okuyor
İnsanların,saçları döküldüğü halde vücutlarındaki kıllar neden artıyor?
Sayfa 73·Kitabı okudu
Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güçlü. Hüzün insanı insan yapar. Yenilgi mütevazı. Tanrı'ya asla 'neden ben?' diye sormayın. Ne olacaksa olur.
Sayfa 28 - Arthur Ashe·Kitabı okuyor