·
Okunma
·
Beğeni
·
260
Gösterim
Adı:
Kan Çiçekleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143864
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Kenya’da kavurucu sıcak ve kuraklığa terk edilmiş yoksul, geri kalmış bir köy: Ilmorog. Masumiyetin ve unutulmuşluğun simgesi Ilmorog... Ve Ilmorog’u kendilerine yurt edinmek üzere gelen dört yabancı: Abdulla, Wanja, Munira ve Karega. Herkes gibi onların da bir hikâyesi var. Onlar kendi hikâyelerini, gerçekleşmemiş hayallerini, yarım kalmış düşlerini, en çok da kendilerini geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Binbir güçlük ve mücadeleyle sömürgeciliği topraklarından defetmiş ve bağımsızlığını kazanmış bir Afrika ülkesinin, Kenya’nın “tutunamayanları” onlar... Ilmorog ise hem bir sığınak hem de bir son durak...Ancak el değmemiş hiçbir şey bırakmamaya ant içmiş kapitalizmin, bu saklı cenneti keşfetmesi de uzun sürmeyecektir. Nitekim, sahne hızla değişir. Saflığın ve kendi kaderine terk edilmişliğin sembolü eski Ilmorog gitmiş, yerine, kapitalizmin açgözlüce yağmaladığı, masumiyetini yitirmiş yeni bir Ilmorog gelmiştir. Yeni Ilmorog’da her şey mümkündür. Cinayet de...

(Tanıtım Bülteninden)
480 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
çok güzel bir livaneli şarkısıdır malum ama aynı zamanda, anadilde yazılmış bir (bkz: ngugi wa thiong'o) şaheseridir. merkeze aldığı hikaye yanında anlattığı afrikadan insan hikayeleri, yoksulluğun, sömürgeleştirilmenin tarihi müthiş detaylarla kendine yer bulmuş.

alkolle aranız iyiyse, okurken istemsizce bira içmek isteyeceksiniz :)
Kan diye bir renk yoktur. Aslında kırmızı demek istiyorsun. Anladın mı? Gökkuşuşağındaki yedi rengin adlarını öğrenmelisiniz. Çiçeklerin farklı türleri, farklı renkleri olur.
Servet; keçi ve inek olarak tanımlandığında, artık servet olmaktan çıkıyordu. Servet, toprakta ve insanın kendi elleriyle yaptığı üründeydi. "Servet insanın alınteridir" sözünü hiç mi duymamışlardı? Beyazlara bir bakın derlerdi, önce toprağımızı, sonra gençlerimizi, sonra inek ve koyunlarımızı almışlardı...
Okul, kırık dökük kerpiç duvarları, delik deşik tenekeden çatısı, bolca örümcek ağı ve ölü sinekleri ile dört odalı bir kulübeden ibaretti. Öğretmenlerin ilk bakışta kaçıp gidiyor olmalarında şaşılacak bir şey yoktu. Öğrencilerin çoğu, genellikle bir dönemi tamamlayamayan, hayvanları için yeni çayırlar ve su arayan babalarını izleyen çoban çocuklarıydı.
Ama munira kalmaya devam etti, Bir ay sonra hepimiz fısıltıyla birbirimize şöyle diyorduk: biraz kaçık olmasın sakın? Pek de yaşlı değil gibi. Uğursuzluk getirmese bari!
Neden sömürgeci yerleşimciler ve onların polis gücü gençlerin peşine düşmüşlerdi? Tarlalarını ekip biçsin, ineklerine göz kulak olsunlar diye. Avrupa'dan gelen yabancı kurnazdı. Topraklarını alın terlerini ve servetlerini almış, onlara da, yanında getirdiği yenilip içilemeyen paranın gerçek servet olduğunu söylemişti.
Munira onu fahişe diyerek aşağılamak istediğinde, Karega ona fahişeliğin tanımının değişmiş olduğunu hatırlatır: "Hepimiz fahişeyiz" der.
"Toprağına bir kez olsun ayak basmamış bir adamın, New York ya da Londra'daki ofisinde oturup ne yiyeceğime, ne içeceğime, ne okuyacağıma, ne düşüneceğime ve ne yapacağıma, sırf yeryüzündeki yoksulların elinden alınmış milyarlar yığının tepesinde oturuyor diye karar verebildiği bir dünyada, evet, böylesi bir dünyada, hepimiz fahişeyiz."
Gasp, talan, eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine inşa edilmiş bir dünyada, birileri yiyebiliyorken birilerinin yalnızca ırgatlar gibi çalışabildiği; insanlar açlıktan kıvranırken yada kafalarını kilise duvarlarına vurarak açlıklarına son verecek ilahi bir kurtuluş umarken; bir prensin, bir monarkın, bir işadamının milyarların tepesinde oturabildiği bir dünyada, toprağına birkez olsun ayak basmamış bir adamın, Newyork yada Londra'daki ofisinde oturup ne yiyeceğime ne içeceğime ne okuyacağıma ne düşüneceğime ve ne yapacağıma, sırf yeryüzündeki yoksulların elinden alınmış milyarlar yığınının tepesinde oturuyor diye karar verebildiği bir dünyada artık hepimiz birer fahişeyiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kan Çiçekleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143864
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Kenya’da kavurucu sıcak ve kuraklığa terk edilmiş yoksul, geri kalmış bir köy: Ilmorog. Masumiyetin ve unutulmuşluğun simgesi Ilmorog... Ve Ilmorog’u kendilerine yurt edinmek üzere gelen dört yabancı: Abdulla, Wanja, Munira ve Karega. Herkes gibi onların da bir hikâyesi var. Onlar kendi hikâyelerini, gerçekleşmemiş hayallerini, yarım kalmış düşlerini, en çok da kendilerini geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Binbir güçlük ve mücadeleyle sömürgeciliği topraklarından defetmiş ve bağımsızlığını kazanmış bir Afrika ülkesinin, Kenya’nın “tutunamayanları” onlar... Ilmorog ise hem bir sığınak hem de bir son durak...Ancak el değmemiş hiçbir şey bırakmamaya ant içmiş kapitalizmin, bu saklı cenneti keşfetmesi de uzun sürmeyecektir. Nitekim, sahne hızla değişir. Saflığın ve kendi kaderine terk edilmişliğin sembolü eski Ilmorog gitmiş, yerine, kapitalizmin açgözlüce yağmaladığı, masumiyetini yitirmiş yeni bir Ilmorog gelmiştir. Yeni Ilmorog’da her şey mümkündür. Cinayet de...

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Ümit Paktaş
  • Yunus CAN
  • melisa coşkun
  • birokurgunlugu
  • Çiğdem yaman
  • ilknur
  • Goknur Gursoy Safi
  • herdaim
  • Nurefşan
  • Rukiye Çalışır

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (1)
9
%8.3 (1)
8
%66.7 (8)
7
%16.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0