"Hayır, kul Nakata, hayır, burada ağırladığınız şair ve bilgelerin şu salonun tavanında asılı kalmış seslerini duyabiliyor olsaydınız ' gören bir adama ', yalnızca 'hakikati gören bir adama' derdiniz. Çünkü hakikat cevheri ancak hakikat aynasına yansır. Hayıflanmam odur ki, keşke bana hesap soran muhafız değil, benimle münazara yapan bir bilge olsaydı karşımda. O vakit hesap yerine cevap verebilme mutluluğunu birlikte yaşardık. Keşke şu salon altın tavanlar yerine altın düşüncelerle süslenseydi. Bir sarayın süsü ve imarı altından evvel düşünce ve sanat iledir çünkü."