wattpad
“Sana yenilmek, bu hayatta kazandığım en büyük zafer. Bırak vursun nefretin, kalbim bu ölüme çoktan hazır bir nefer.” Yazar: Sevinç Rami Kitap: Saklı Tutku
MEHDİ GELİNCE DERTLER BİTECEK Mİ?
İnsanlarda hep bir anda "sihirli dokunuş gibi aniden düzelecek her şey" beklentisi var. "Mehdi gelecek her şey düzelecek" ya da "Halifemiz başımızda yok, hilafet gelecek tüm dertler bitecek" zihniyeti var. Biz vazifemizi yapmıyorken kim gelirse gelsin ne her şey düzelecek ne de tüm dertler bitecek! Üstâd Bediüzzaman Said Nursî'nin ifadesiyle: "Hâl-i âlemin salahını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum, çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; çünkü ne vazifemdir ne de iktidarım var." (Mektubat, s. 69) Israrla Mehdilik meselesini soran birisine Zübeyir Gündüzalp Ağabey'in şu cevabı gayet mânidârdır: "Kardeşim sen hizmetini yap! Mehdi gelsin, seni vazife başında görsün!" (Zübeyir Gündüzalp, s. 344) Mehdi ile ilgili bir soruya da Mehmed Feyzi Efendi şöyle hikmetli cevap vermiştir: "Mehdi'yi ne edeceksin?! Dün geçti, yarın da ne olacağı belli değil. Elimizde Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler var. Ona göre șu andaki görevin ne ise onu yapmaya bak!" [Nakleden: H. Hâfız Sıdkı Tabakoğlu, Mehmet Feyzi Efendi'den Hatıralar (2 Cilt Takım) - 2 (Karanlıktan Nura), s. 78] Bizler de "insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı." (Lem'alar, s. 131) hakikatine tâbi olmalıyız. Mehdi, hidayete vesile olan ve doğru yolu gösteren demektir. Bizler de insanların imanına, hidayetine vesile olursak; Mehdiyet hareketine dâhil oluruz. Mühim olan da bu değil midir? "Allah’a yemin ederim ki, senin sayende Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi senin için, kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır." (Buhârî, 7/3468, Müslîm, 2406/34) hadîsi bizlere yol göstermektedir. O hâlde __Mehdiyetin hakikatini anlayıp bizler İman ve Kur'ân hakikatlerine sarılıp okuyup anlayıp hayatımıza tatbik edip başkalara da vesile olmaya bakalım. Rabbim bizleri
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
GİZLİNİN GİZLİSİNİ BİLEN HEP HAKLI ÇIKAR...
900 Katlı İnsan'ı yıllar önce okumuştum. Beğenmiştim. Mustafa Merter Hoca'ya eserinin ismini ilham edense Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir: "Aziz dost! Sen tek bir kişi değilsin. Bir âlemsin! Derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ı kâmil! O muazzam varlığın belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!" Mevzu "insanın katları" olunca aklım ister istemez Tâhâ Sûresi'ne gidiyor. 7. âyette geçen bir ifadeyi hatırlıyorum. Kısa bir meali şöyledir: "O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir!" İşte Mevlana Celaleddin Hazretlerinin mezkûr sözünden bu âyete de bakıyorum. Ferman-ı ilahînin fıtratımızdaki bir yana işaret ettiğini tefekkür ediyorum. Nedir? İnsan tek kattan ibaret değildir. Cümle latifelerinin ifade-i meram ettikleri bir meclistir. Bu meclisin dışarıya aksettirdiği karar bir de çıksa içeride nice nice "al-ver"ler olmaktadır. Ve Alîm-i Mutlak olan Rabbimiz de bize, bu âyet-i celile ile, "içeride olanlardan haberdar olduğunu" beyân buyurmaktadır. Zira, o sadece Rab değildir, Rabbü'l-Alemîn'dir. Hiçbir âlem onun bilişinden saklanamaz. İster büyüklüğüne, ister küçüklüğüne, ister tasannusuna sığınsın. __Yalnız şuur-şuuraltı düzleminde ele almayalım bunu lütfen. Fazlası da var. Ki kitabında Mustafa Hoca sarhoşluğunda bambaşka bir karaktere dönüşen insanların dahi bu sırrın parçası olduğunu söylüyor. Yâni sarhoşluk onları dönüştürmüyor. İçlerindeki başka bir katı ortaya çıkarıyor. Tıpkı Split filminde olduğu gibi. Doğru çağrıyla içeride varolanlardan birisi yüzeye çıkıyordu. İrâde bu çağrının aracı oluyordu. Mâlûm: Karşılaştığımız insanlar dahi bizdeki farklı katları uyandırabilirler bazen. Yüzlerine
Tefekkürât
"Kimileri yaklaşan felaketin farkındadır, kimileri ise tatlı bir cehalet içinde yaşar. Her iki taraf da aynı geleceğe doğru yürürken bambaşka bir son hayal eder ancak o sona vardıklarında hissettikleri yine birbirinden farklı olacaktır." Nefer
"Gelişimde kritik dönemler vardır. Eğer o dönemlerde çevreden yeteri uyaran verilmezse kazanılacak beceri, bilgi artık aynı verimde kazanılamaz sonraki dönemlerde. Benzer şekilde insan zihninin en aktif olup nöronlar arası sinaps yaptığı yaş aralığı ilk 3 yıldır. En öğrenmeye açık, zihin gelişiminin pik olduğu evredir. Bu iki kavramı birleştirdiğimizde daha 2 yaşındaki bebeklere ekransız yemek yedirmeyen, sussun diye ekranı önüne tıkan ebeveynlere ( bilhassa anne demiyorum, anne yorulduysa baba ne güne duruyor) ne demeli? Ümmetin anneleri ve babaları okuyun! Siz ki İslam'ın nefer yetiştiricilerisiniz elinizde işlenecek inci var! Sıyrılın şu cahiliyetten de vatanımız da milletimiz de ümmet de dört dörtlük yetişmiş evlatlarımızın hizmetine nail olsun. "
Din
Alış-verişimiz temizlik, baklava, börekten ibaret olmasın inş.
"Şu hakikat-i salâttan (Allahü ekber) manen veya niyeten veya tasavvuren veya hayalen bir gölgesine mazhar olma gayretine iştiyak edelim inşaÂllah." ****** İşte ey tembel nefsim! Bir nevi mi'rac hükmünde olan namazın hakikati; sâbık temsilde bir nefer, mahz-ı lütuf olarak huzur-u şahaneye kabulü gibi; mahz-ı rahmet olarak Zat-ı Celil-i Zülcemal ve Mabud-u Cemil-i Zülcelal'in huzuruna kabulündür. "Allahu ekber" deyip, manen ve hayalen veya niyeten iki cihandan geçip, kayd-ı maddiyattan tecerrüd edip bir mertebe-i külliye-i ubudiyete veya küllînin bir gölgesine veya bir suretine çıkıp, bir nevi huzura müşerref olup إِيَّاكَ نَعْبُدُ hitabına, herkesin kabiliyeti nisbetinde bir mazhariyet-i azîmedir. Adeta, harekât-ı salâtiyede tekrarla "Allahu ekber, Allahu ekber" demekle kat'-1 meratibe ve terakkiyat-ı maneviyeye ve cüz'iyattan devair-i külliyeye çıkmasına bir işarettir ve marifetimiz haricindeki kemalât-ı kibriyasının mücmel bir unvanıdır. Güya her bir "Allahu ekber" bir basamak-ı mi'raciyeyi kat'ına işarettir. Sözler Mecmuası