Bazı şeyler izahsızdır. (Syf. 334)
9/10
·416 syf.·
2026 40. kitabı
İnception filmini izlediniz mi? Rüya içinde rüya diyince izlemeyenler bile anımsar muhtemelen. Nerden mi çıktı bu? Dünyasızlar kitabında da hikaye içinde hikaye okuyoruz... Önce Komiser Emre'nin cinayet soruşturması için görüşmeye gittiği Nergis hikayesini anlatmaya başlıyor. Burda aklıma direk Bergen geliyor :(( Geçmişinden bahsederken devreye Firuz dedenin hikâyesi giriyor. Ayvaz ve Firuz... Öyle şahane bir dostlukları var ki, ben mest oldum. Bakü'de baytarlık okurken bir yandan tiyatro yazıp sahneleyen, bolca okuyan ve kendilerini geliştiren iki genç adamın hikâyesini okuyoruz sonra. "Bugün bir şey öğretme sırası sende. Boşalt beyninin ceplerini de şenlenelim." Hitlerin SSCB'ye saldırıları genişleyip savaşın boyutları büyüyünce,ülkedeki gençler de askere çağrılıyor. Stalin bizim ikiliyi tiyatroda izleyince, onları sanat grubuna askerleri şevklendirmek için temsiller düzenlemek adına nefer olarak görevlendiriyor. İşler beklenilen gibi gitmiyor maalesef. Sonrası zorluklar kumkuması... Savaşın zorluklarını ve soğuğu iliklerinize kadar hissediyor, onlarla birlikte kana bulanıp kuru ekmeğe talim ediyor, güç bela başka karargâhlara intikal ediyoruz. Kitaplar, filmler, şarkılar, ideolojiler derken aralarındaki atışmalar da dahil tüm konuşmalar o kadar içten ki, hikâyeye kapılıp gidiyoruz. Kitap o kadar dolu dolu ki, içinde dostluktan başka, aşk, öfke, merak, merhamet, mücadele ne ararsak var. Kehanetlerden Zühre Yıldızı'nın hikâyesine, mucizelerden sihre kadar her şey.. Türkiye için yaptıkları casusluğu da unutmayalım ve tabii Nohut'u :)) Aşk konusu ise, epey can yakıcı... !!! Can dostunuzla aynı kıza aşık olsanız ne yapardınız? Ayvaz ve Firuz ne yapmış, neler yaşamış Dünyasızlar kitabında sizleri bekliyor. Genç bir yazardan şahane bir kitap. Ben bayıldım,
1000Kitap
DünyasızlarKaan Murat Yanık · Turkuvaz Kitap Yayınları · 20204,239 okunma
10/10
·590 syf.·
2026 3. kitabı
Binbir heyecanla alıp okuduğum o güzel kitap.. Bitti… Yavaş yavaş, sindire sindire okudum. Gül’ümün çevresinde uçan bir bülbül de benmişim gibi, kitabı yaşamayı seçtim. Okurken kâh güldüm, kâh ağladım hem sevinçten, hem de elemden. Gül’ümü anlamaya çalıştım, yaşadığı dönemi, çektiği sıkıntıları… Keşke ben de o dönemde doğsaydım dedim içimden. Keşke ben de o dönemde doğsaydım da, ordusunda bir nefer de ben olsaydım, gözyaşını silen biri de ben olsaydım, ona omuz veren biri de ben olsaydım, nur cemâlini gören biri de ben olsaydım, ayağının tozu olsaydım… Bu kitap içimdeki yangını harladı, hasretim kat kat arttı… O mutlu olduğunda ben de güldüm, o üzüldüğünde aktı gözümden yaşlar sicim gibi.. O’nu üzenlere karşı daha da öfkelendim , O’na dost olanlara karşı daha da arttı muhabbetim. Kitabın sayfaları sonlara doğru aktıkça okumaya korkar oldum. Her satırda kalbim daha da mahzun oldu. Her satırda yalnızlığım arttı, hüznüm arttı… Özledim seni Ya Rasûlallah. Lûtfet ki hasretim vuslat olsun… •3 Şevval 1147
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·256 syf.··
2026 11. kitabı
Hardasa 170-ci səhifədə öz özüme zarafat etdimki 12 bıçaq zərbəsi var,qatarda 12 nefer var ama ciddiyə almadım.Qatardaki hər kəsin bir birini tanıması və Armstrong cinayəti ilə bağlantılı olduqları üçün çox mentiqsiz gelirdi,ama yeneki çox beyendiyimi deye bilmərem,məncə hər hansısa sonluq meni təəccübləndirməyəcəkdi.Vaxtımı həba etmədi,yaxşıki oxumuşam ama ən sevdiyim əsərlərdən biri olmayacağı dəqiqdir.Bütün hadisələr qapalı,tək məkanda keçməsidə sıxıcı idi.Yenede bir şans daha verib "Mesopotamiyada Qətl"i də oxuyacağam.
Şərq Ekspresində QətlAgatha Christie · Qanun Nəşriyyatı · 202036,1bin okunma
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,9bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 17. kitabı
Çile Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Bir dönemin en aksiyonel şairlerinin başında gelen önemli bir şahsiyet ve bu günün şiirlerine ilham olmuş önemli bir değer. Başta Sezai karakaoç, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, ve daha pek çok isim sayılabilecek şairleri etkilemiştir. Üstadın, üstün zekasını hayran kalmamak elden değil. Onunla beraber yaşamış pek çok kişiden duyduğum; onun zekasının parlaklığıdır. Üniversite yıllarında Kültür Bakanlığının bastırdığı, Üstad Necip Fazıl Kısakürek adlı eserini okumuş yaşantısını kendime yakın görmüş etkilenmiştim. Eserleri ondan sonra okumaya başlamıştım. Onu tanıdıkça eserlerini daha iyi anlamaya başlamıştım. Üstad'ın bir neslin şekillenmesindeki üstlendiği rolü kimse inkar edemez. Onun İslam davâsı uğruna pek çok ağır bedeller ödediği ve bu uğurdan hiç geri adım atmadığını bilen ve yakın çevresinden dinleyen biriyim. Üstad'ın Çile adlı kitabını okumak istedim. Bütün şiirlerini bir araya topladığı bu eser, Dil, biçim ve öz olarak çok başarılı bir eser. Üstad şiirlerinde hakikati ön planda tutan ve onu bir silah olarak kullanan kıvrak zekasının yardımıyla etkili bir şiir ortaya çıkarmış. Şiirlerini yapısını inceleyenler, bazı yapısal sorunlar bulabilirler, evet vardır. Ama üstad şiirlerinin manâ bakımında çok değerli olduğunu altını çizmek gerekir. O edebiyata daha çok katkı sağlayabilecekken, o davayı bir nefer olmak uğruna gece gündüz çalışan bir yazardı. Ona bu açıdan bakmak gerek. Edebiyatımıza bir soluk getirdiği ve önemli insanlar yetiştirdiği değerli bir şairimiz. Çile adlı eserini okunmasını tavsiye ederim. Şiirlerindeki güzelliği görmeniz gerekir. Üstadın deyimiyle Şiir; "Mutlak hakikati arama işidir."
1000Kitap
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 01:52
Amazonlar'ın kraliçesi Sinope benim kadar üşüdü mü bu topraklarda bilemiyorum. Evet en kuzeyden, üst bir mahalleden ve üst kattan sesleniyorum. Hohlamak da diyebiliriz. Beynime ne gidiyor ne gitmiyor bilmiyorum ama asla odaklanamıyorum. Bu kitap. Bu kitabı bana bir abim okuyayım diye verdi, açıkçası neden kendisi okumadan bana verdi bilmiyorum, bu aralar düz kitap okuyabilecek durumda değildim ama yine de bu kitap için iyi ki okudum diyorum. Ben çok fazla Çanakkale öyküsü okudum. Aynı şekilde I. Dünya Savaşı için de söyleyebilirim bunu, hatta daha çok yenilerde Mahşerin Dört Atlısını okudum. O kitabı okurken bazı şeylerden emin olmuştum, şimdi çok farklı bir pencere ile bizden bir daha emin oldum. O kitaptaki pencere ihtilaf penceresi idi. Yani Fransa. Orada düşman Almanyaydı. Burada müttefik Almanya. Orada taarruz vardı burada savunma. Evet Çanakkale cephesi tarihçiler ne der bilmiyorum ama sonuç itibariyle görünüşte bir savunma cephesidir. Adamlar senin toprağına girmiş sen de savunmadasın. Fransa'da olay başka, onlara göre Almanlar onların topraklarını işgal ediyor. Hepsi aynı oyunun içinde. Bunda herkes hemfikir. Bu kitabın şöyle bir özelliği var, ben daha önce böyle bir zabitin gözünden gün gün yazılmış bir çanakkale hatırası okumadım, evet kitabın özelliği bu. Ve bu çok kıymetli. O kadar sıradan şeyler yazıyor ki, ve o kadar kıymetli ki. Bunu ben nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama şunu hissettim, evet, onlara göre o an çok sıradan olan şeyler bugün bizim için çok kıymetli. Onların yediği yemek, giydiği kıyafet, konuştuğu mevzular. Buraya kadar tamam. Ama şöyle bir pencere daha var, savaşta olmak bizim tasavvur ettiğimiz yoksunluk demek değil, onların gözünde. Özellikle çanakkale cephesinden bahsediyorum, yani I. Dünya Savaşı, yani Kurtuluş Savaşı değil. Böyle
Edebiyat
Savaş Ve Esaretİdris Eren · Çamlıca Basım · 202542 okunma