Osmanlılar genellikle fethedilen topraklarda kraliyet hanedanlarını ve aristokrasileri zaferden sonra ortadan kaldırırken, alt seviyeden soyluları tımar dağıtarak kazanmaya çalışırlardı. Binlerce yerli hristiyanı tımarlı sipahi ve serhat kalelerinde nefer yaptıkları gibi yardımcı askerî teşkilatlarda da kullandılar. Böyle davranmakla fatihler savaşçı sıkıntısını hafifletip bölgenin ileri gelenlerini ve evvelki askerî teşkilatı kendi taşra askeri-idari düzenine katman katman ilave etmekteydiler. Bu durum hâliyle Osmanlı idaresinin fethedilenler arasında kabul görmesini kolaylaştırıyordu.
Sayfa 67 - Kronik Kitap·Kitabı okuyor
Tarih
Nasılki bir nefer, bir saat işkence altında şehid edilse; öyle bir mertebeyi bulur ki, on sene başkası çalışsa, ancak o mertebeyi bulur. Eğer o nefer şehid olduktan sonra ona sorulabilse, "Az bir şey ile pek çok şeyler kazandım" diyecektir.
Sayfa 56
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Sizi hor gören, köleleştiren, size sığır muamelesi yapan, sizi ölecek nefer olarak kullanan adamlara, doğaya aykırı adamlara, makine kafalı, makine kalpli, makine adamlara kendinizi teslim etmeyin. Siz makine değilsiniz! Siz sığır sürüsü değilsiniz! Siz insansınız! Yüreğinizde insan sevgisi var.” “Sesim şu an dünyanın dört bir yanındaki milyonlara ulaşıyorsa…” der, bu alçakgönüllü berber önündeki kalabalığa: “Milyonlarca umutsuz erkeğe, kadına ve küçük çocuğa; insanlara işkence eden ve masum insanları hapseden bir sistemin mağdurlarına, beni işitebilenlere, umutsuzluğa kapılmayın, diyorum. İnsanların nefreti geçecek, diktatörler ölüyor ve halktan aldıkları güç tekrar halka dönüyor. Özgürlük asla ölmez.” “Chaplin’in sözleri içli, aşırı duygusal ve naif. Bu sözleri ne zaman dinlesem alkışlamak istiyorum.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Amenna
Hem bizlerdeki haşmetli intizamat ve dehşetli harekât ve hikmetli teshirat gösteriyor ki, bizim ustamız öyle bir zâttır ki; bütün mevcudat, zerrelerden yıldızlara ve güneşlere kadar emirber nefer hükmünde ona mutî' ve musahhardırlar. Asa-yı Musa
Meydanda tek başına kalan o şaşkın nefer,aşık olanın ta kendisiydi.
Sayfa 39·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
"Nazım Hikmet neden Türkiye'den gitti?"
"Ben eğer Türkiye'den çıkmasaydım öldürülmüş olacaktım. Gayet basit. Birbiri ardına on üç sene hapiste yattım. Bu on üç senelik hapis, doğrudan doğruya işiediğim bir suçun karşılığı değildi. Uydurulmuş bir suçun, omzuma yüklenen bir suçun cezasıydı. Bu yetmiyormuş gibi hapisten çıktıktan sonra, 50 yaşına basınama ancak bir yıl varken ve yüreğim dehşetli hastayken, beni askere almak istediler. Yani 49 yaşında ve on üç yıl hapiste yatmış bir insanı askere almak istediler. Ben askerden kaçan adam değildim, ama o yüreğimle askere gitmek, basit bir nefer olarak talim meydanına çıkmak, elbette basit bir neferliğin büyük şerefi vardı, ama bu büyük şerefi hayatımla ödemem demekti. Haber aldığıma göre, beni sadece askere alacak değillerdi, askere almak bahanesiyle harcayacaklardı. Sonra, Nazım Hikmet askerden kaçtı ve kaçarken öldürdük, diyeceklerdi. Şimeli buradan açıklayamam vesikalarımı, fakat Menderes hükümetinin bana böyle bir tuzak kurduğuna dair elimde gayet kuvvetli vesikalar da var. Gün gelince bu da ortaya çıkar. Onun için, elbette ki memlekette kalsaydım çok daha faydalı olurdum. Ama cesedim memlekette kalsaydı, size şimdi yaptığım hizmeti dahi yapamazdım."
Sayfa 133 - Budapeşte Radyosu yayınlarına verdiği yanıt