Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, bu kitabında yirmi tane hikayeyi bir araya getirmiş ve sonucunda güzel bir eser ile karşımıza çıkmıştır. 1964 yılında Milli Eğitim Bakanlığı, Türkçe ve Edebiyat derslerinde okutulmak üzere öğretmenlere tavsiye etmiştir. Ayrıca elimde olan kitap 1981 yılı basımıdır. Kitapta hikayelere baktığımız zaman Ömer Seyfettin'in yaşadığı dönemdeki toplumun bozulmuşluğunu, modernleşme sürecini, güvensiz, hilekar , yalanın, kabadayının boy gösterdiğini ve daha birçok konuyu üstü kapalı bir şekilde okuyucuya dönemin yalın diliyle anlatmaya çalışmıştır. Okurken keyif aldığım hikayeler ayrıca günümüze de baktığımızda kısmen benzerlikler gösterebilmektedir bazı konularda ve insanı bir dakika da olsa durup düşünmeye teşvik etmektedir. Ünlü Türk hikayecisi son nefesine kadar yazılar yazmaya gayret etti. Trajik ve üzücü bir şekilde hayatını kaybetti öldükten sonra ise bedeni kadavra olarak kullanıldı..
İyi okumalar...
Kitap klasik Ömer Seyfettin tarzında hikayelerden oluşuyor. Bu kitapta 6 hikayeye yer verilmiş ve benim en beğendiğim son hikaye olan "Primo Türk Çocuğu Nasıl Doğdu Ve Nasıl Öldü?" oldu. Öncelikle Ömer Seyfettin'in kaleminden bahsetmek istiyorum. Kendisi Milli Edebiyat akımının öncülerinden olduğu için dili oldukça sade ve akıcı. Bu zamanda bile okuyup anlayabiliyorsak kesinlikle bu akıma borçluyuz. Yaşadığı yıllar savaş dönemine geldiği için midir bilmem benim okuduğum tüm hikayeleri hep hüzünlüydü. Bu hikayeleri de şaşırtmadı :) Dönemin özelliklerini , yaşayışlarını, insan ilişkilerini bize yaşatırcasına yazdığı bu kitapta, en başta söylediğim gibi en beğendiğim "Primo" oldu. İçindeki Türklük aşkıyla küçücük bedeninin içinde verdiği mücadele beni duygulandırdı. Buradaki milliyetçilik mevzusu tartışılar fakat kendinizi Primo'nun daha doğrusu Oğuz'un yerine koymadan fikir beyan etmek doğru olmaz sanıyorum. Ben kendi adıma Oğuz'da kendimden bir parça gördüm. Umarım hikayenin sonunda Oğuz adını tarihe yazdırabilmiştir. Hoş bizim nice Oğuz kahramanlarımız var dillere destan olan... Yüksek ÖkçelerÖmer Seyfettin