Ey nefis! Kâinâtın uzak çöllerine gidip Sâni'in isbâtına deliller toplamaya ihtiyaç yoktur. Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!
Mesnevi-i Nuriye
Mesnevi-i NuriyeBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20033,457 okunma
Muhteşem. Aslında diyebileceğim başka hiçbir şey yok. Yine de bu tanım etrafında dönen birkaç kelam daha edeceğim.
Sert, sarsıcı, rahatsız edici metinleri sevenlerin (mesela Hakan Günday, Chuck Palahniuk okuyanların) kesinlikle keşfettiğine eminim, ben biraz geç kaldım. Aslında yazarın Nü Peride’sini uzun yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Listemde bu kitabı epeydir beklemekteydi. Ne yazsa okurum, her kitabını alırım dediğim yazarlar arasına girdi kendisi.
Kitapta eğer son okuma sırasında gözden kaçmadıysa tekrar eden bir bölüm var, o biraz rahatsız etti, bilinçli tercih de olabilir emin olamadım. Eksik Parça Yayınları’nın kaliteli bir baskısıydı, ayraçlı, kalın kâğıtlı. Artık bu kalitede kitaplar basılmıyor tasarruf derdinden.
Konusuyla, anlatımıyla, cesur ve keskin diliyle nefis bir roman. Kısacık, hemen bitiyor, bitmesin dedirtiyor. Bir de bana Kaybedenler Kulübü’nü feci anımsattı, bağlantı var mı bilmiyorum, sadece kahramanın radyocu olması sebebiyle öyle hissetmiş de olabilirim.
Rus jiletlerine itibar etmeden okuyunuz :) 
Çok yemek, Allah'tan gafil olmanın ve haddi aşmanın kaynağı ve başlangıcıdır. Bu bakımdan nefis, açlıkla uysallaşıp kırıldığı kadar başka hiçbir şeyle uysallaşıp kırılmaz.
Aç kalan nefis, sahibine karşı sakinleşir ve ondan korkar. Acizliğini ve zelilliğini anlar. Zira kuvveti zayıflamış, elinden kaçan birkaç lokma yüzünden hileleri oldukça daralmış, içemediği bir yudum sudan dolayı da dünya kendisine zindan kesilmiştir.
İnsanoğlu nefsinin zelilliğini ve acizliğini anlamadıkça mevlasının izzet ve kahrını göremez. Asrının müceddidi Hüccetü'l-İslam İmam Gazali bu kitabında "nefs, gurur, kibir, şükür" kelimelerini merkeze alarak, bu kelimelerin mahiyetini özelliğini, kime ve neye nasıl yönlendirilmesi gerektiğini açıklıyor.
Kitap gerçekten adını taşıyan bir eser. Her ne kadar zorlansak da erdemin bizim gercek bir yol arkadaşı yol haritası olduğunu unutmamak kimden gelip kime gideceğimizi unutmamak gerektiğini İbn-i Hazm'ın yaşadığı hayatı hikayelerinde bize aktarıldığı kısa ve etkili bir kitaptı.
Nefis..
Gerçekten dendiği gibi kontrol altına alınmadığında en yakınındaki düşman belki de..
Unutmamak gerek ki okuyup öğrenmek bilmek güzel. Ama bildiğini sırf sormak icin sormak ise çok buyuk yanılgıymış meğerse. Kitap bu konu hakkında da kisa ama net çok güzel ifadeleri içeren gerçek nedir ama bizim düşündüğümüz istediğimiz şeylerin ne kadar da boş olduğunu gösteren daha niceleri...
Seriye kaldığımız yerden devam.....
Hayalet Timi Makedonya da Balkan Kızı Operasyonunu tamamlamaya hazırlanırken Türkiye'ye döndüklerinde daha yolun başında olduklarını anlamaları uzun sürmez..
Timin yüzbaşısı Barut Ulu Boratav, Balkan Kızı’nın kendi topraklarına teslim etmekle kalmayıp kendileri ile iş birliğine de ikna etmişti.
Hayalet Timinin peşinde yıllardır intikam için gün sayan terör örgütü ITO nun kilit adamı Balkan kızı Talia’nın da öz dayısıydı. Talia’nın yardımları özellikle Makedonya’ya geri döndüğünde büyük önem taşıyordu.
Ama kitabın en sürpriz detayı Talia ile yüzbaşı Barut’un anlaşmalı evlilik yapma mecburiyetiydi. Tabi ki kağıt üzerinde ve bunu en yakınlarından bile saklayacaklardı!
Hayalet Timi bunu hemen yer mi?
Bu bilgi beni en başında heyecanlandırsa da o islediğimiz kız isteme sahnesine bir türlü erişemedik.
Bunun yerine çiftimizin arasındaki pürüzleri bir bir yok etmesini, çekilmelerini büyük bir sabırla okuduk..
Aşk istiyorsanız bu kitapta bolca var!
Sonuna kadar sakin ilerliyor bir yandan diğer karakterlerin geçmişlerine daha çok odaklanarak duygusal bağlarını keşfediyorduk ki sonundaki o olaylı patlama her şeyi yerle bir etti!
Geride beni de delice merakta bırakan duygularla kitabı kapadım.
Pazar günümün tamamını ona ayırmaktan mutlu bir şekilde biraz daha sabrederek son kitabı erteliyorum şimdilik!
Askeri kurgu, romantizm arayan dostlarıma akıcı, merakı hep tetikte tutan asla yormayan ve dozunda esprili diyaloglarla nefis bir tavsiye bırakıyorum...
Bir gün bildiğiniz tüm doğruları ardınızda bırakıp size ait olmayan insanların tanrılarıyla tanıştınız mı? Her gün uyandığınız dünyaya kendinizi yabancı hissettiniz mi?
Şair Musa'nın tüm kıyafetlerinden sıyrılıp kendisini hiçlikte bulduğu bir hikaye... Hiçlikte kendine bir dünya yarattığı ve kendi olabildiği bir dünya... Vahşilik diye görünenin ardındaki normali bize gösterebildiği bir yaşam... karanlık sokaklarda başkalarının tanrısıyla yaşamaya alışılan bir kayıp... Kaybetmek sadece maddi değil, manevi bir kayıp içinde bir kazanç.Kendi içinde delirmek gercek dünyadan kacabılmenin en güzel yolu olmuş onlar için...
Yazarın dili okuyucuyu oldukça derinlere çekiyor, okurken rahat etmenızı degil o köşebaşlarında dilenen, çöpte yemek arayan, para kazanmak için bedenini satan insanların yanına ışınlanıyorsunuz.
Ne yazsam bu kitap için asla aklımdakini yansıtmayacak. Kelimeler dans ediyor ama bir türlü kalemime uğramıyor. Huzurum kaçsın, köhnelikten kurtulayım diyorsanız lutfen okuyun️ ahhh Mine Söğüt nasıl geç kalmısım kaleminize Mine Söğüt