korkudan soğuk terler dökmüş ve buz kesmiş bir halde uyandı; korkudan soğuk terler dökmüş ve buz kesmiş bir halde gerçek hayatın da bu düşten pek farklı olmadığını hissetti... gerçek hayat da zorlu, ıstıraplıydı... biri göğsünden kalbini söküyormuşçasına acı çekiyordu...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Genç adam, "Yüreğini zorla bana kapatıyorsun Rose." dedi.
Kız gözlerinden yaşlar akarak "Ah, keşke öyle yapabilseydim; yüreğimi sana kapatabilseydim! Hiç değilse acı çekmezdim."
İşte kendi içinizdeki duygu ve düşünceler dış evrenin görünüşü üzerinde bile bu derece etkili olur. Doğaya ve insanlara bakıp bakıp da her şeyi karanlık ve kasvetli gören insanlar haklıdır. Ne var ki bu karanlık ve kasvet onların kendi tasalı ruhlarının rengini yansıtır. Gerçek renkler inceliklidir. Seçebilmek için daha açık bir görüş ister.
Her zaman bir çocuğun yaptığı kötülük, bir yetişkinin yaptığından daha korkunç gelmiştir bana. Bir yetişkinin suç işlemedeki motivasyonu yalnızca içinden gelmesinden kaynaklanmaz çoğu zaman: Yıllar boyu çevreden kazanılmış alışkanlıklar, çıkarlarına uyması, hayattan ümidi kesmenin verdiği boşvermişlik bir kısmını oluşturur bu motivasyonun. Çocuklarda durum farklıdır, özellikle de ana karakter Alex gibi ailesinden görmemiş olanlarda. Onlar gerçekten zevk alır bundan. Tabii ki bir çocuk yaptığı şeyin ne olduğunu bilmeden de kötülük yapabilir, büyüdüğünde de bundan vazgeçebilir. Ancak Alex'in bunun gibi olduğunu düşünmüyorum. İyiliği, kötülüğü kitabın sonunda bile gözetmiyor.
Kitapta ne kadar tartışılırsa tartışılsın uzlaşılamayacak bir konuya değinilmiştir. Alex gibi zevk alarak hırsızlık yapan, adam döven-öldüren, gaspçılık yapan bir suçluya ne ceza vermeli? Madem ki hapisteyken bile çıkınca yapacağı kötülükleri hayal eden suçluları hiçbir ceza caydıramıyor, o zaman onlara ne yapmalı? Onların hür iradelerini ellerinden almak en doğru çözüm mü? "Bir insan, seçme özgürlüğü olmadan gerçekten iyi olabilir mi?" sorusu. Bu soru beni pek düşünmeye sevk etmedi aslında. Çünkü burada o kişiye ne olacağı değildir bizi ilgilendiren; topluma zarar veriyor mu, vermiyor mu? O kişiyi gerçekten iyi yapma gibi gayem olmazdı benim.
Hür iradenin elden alınması diyince akla hemen mcMurphy geliyor. Onda konu farklı tabii ki, o yalnızca özgür olmak isteyen bir adamdı. Ama bakıldığında lobotomi yapılan mcMurphy ile ludovico tekniği uygulanan Alex bu noktada kesişiyor.
Kitabın ana sorularına cevap vermenin ne kadar zor olduğunu vurgulamak için Alex'in çete arkadaşlarının da hayatlarının devamı anlatılmış bize:
Georgie, Alex'le birlikte grubun en hırslı üyesiydi. Bir
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma