Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Balzac'ın en kusursuz eserim dediği önemli bir Fransız edebiyatı klasiği. Felix karakterinin altına saklanmış otobiyografik unsurlar, hazsal aşk ile ruhsal aşkın çatışması, karmaşık duygular, karakterlerin mükemmel çözümlemeleri... Uzun betimlemeleriyle bizleri çağımızdan koparıp 19.yüzyıla alıp götürecek bir eser.
Balzac, anne sevgisinden yoksun bir şekilde süt annelerle ve yatılı okullarda büyümüş bir çocuk. Hayatı boyunca da sevdiği tüm kadınlar kendisinden yaşça büyüktü: Tıpkı ana karakter Felix'te olduğu gibi.
Ailesi tarafından sevilmeden, kısıtlanarak ve dışlanarak yetişmiş bir genç olan Felix; sahip olamadığı anne şevkatini kendinden yaşça büyük, güzel omuzlu, melek görünümlü bir kadın olan Madame de Mortsauf'ta buluyor. Bunu da Felix'in şu cümlesinde en net şekilde anlıyoruz: "Sizi gizlice arzu duyulan bir anne gibi seviyorum."
Aynı şekilde anne şevkatinden yoksun büyümüş Madame, Felix'i her ne kadar sevse de 'erdem' kavramından ötürü bunun hep üstünü örter. Erdemi yüzüne Felix'in onu sevmesine bile tam olarak izin vermez bazı noktalarda. Erdemin çocuklarına ve kocasına bağlılık olduğunu düşünür. Ancak sevdiğini kaybetmeye başladığında bu tutumunu sorgulamaya başlar: "Artık erdem nedir ve erdemli olduğumun bilincinde değilim."
Madame, tutkuların aşırılığından arınmış, saf bir ruha sahiptir. Kendisine bağımlı olan kişileri yüzüstü bırakmamak, onlar için en iyisini yapabilmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Felix'e olan aşkının asıl boyutunun açığa çıkmasından korkmasının asıl nedeni de buydu belki. Aşklarına bu izni vermek Madame'ın görevine, öyle olduğunu düşündüğü varlık amacına ters düşecekti. Yazdığı son mektupta da bunu şöyle ifade eder: "Aşk içimizde sürekli olarak pişmanlık dolu düşüncelere ve günah işlemenin