Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sonradan görme insanlar maymun gibidir, maymun becerikliliği vardır onlarda; yukarıda görür insan onları, tırmanırken çevikliklerine hayran kalır ama doruğa ulaştığında artık yalnızca ayıp yerleri gözükür.
İlk görüşte aşık olduğunu ve benle evlenmek istediğini söyledi. Başta böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledim. Onu tanımıyorum, sevmiyorum; üstelik hiç yakışıklı da değil. Zengin bir tüccar olması umrumda değil ama onla evlenmezsem kasabada evlenebileceğim başka erkek yok ve babamın evinde kalırım bir ömür. Onunla evleneceğim.
Başlarda o beni deli gibi seviyordu ama ben ondan nefret ediyordum. İkimiz de çok pişmandık: Neden bu nikah kıyılmıştı?
Zamanla ikimiz de nötrleşmeye, hissizleşmeye başladık birbirimize karşı. Bir bebeğimiz oldu. İlk aşkımdı benim fakat kaybettik bebeğimizi.
Artık kocam evde olmadığı zamanlar canım sıkılıyor. Onun yanımda olmasını istiyorum. O ise aşkını tamamen yitirmiş, benden bile daha hissiz bir hale geldi.
Kaçınılmaz bir sondu bu. Eğer sırılsıklam aşık olarak evlenseydik de yine bu hâle gelecekti.
Yukarda anlattığım hikayenin Yulia açısından nasıl olduğu. Yulia'nın düşüncelerinin tam tersini savunan karakterler de mevcut hikayede: Yartsev ve Panourov mesela.
Panourov, aynı anda birden fazla kadınla ilişkisi olan, heyecanını yaşayan, umursamaz, eline geçen tüm paraları savuran bir adamdır. Hem kadınlar hem de çocukları tarafından çok sevilir tüm vurdumduymazlığına rağmen.
Laptev, Yulia'nın kocası, birçok kez Panourov denen adama sahip oldukları yüzünden imrenir. Oysa ki insanlar hep Laptev'in her şeye sahip olduğunu düşünür; sevdiği kadınla beraber, çok zengin... Kaçırılan nokta, Laptev karşılıklı sevgiyi tadamamıştır. Bir türlü tatmin olamaz hayatta aslında.
Hikayede evlilikte -hatta hayatta- aşkın rolü iki yönden de ele alınmıştır.
Yalnız başına geçirdiği her saat endişesi daha da artmaya başladı. Tek başına bu ağır duyguyla baş edecek gücü bulamıyordu kendinde. Birinin onu dinleyip doğru hareket edip etmediğini söylemesi gerekiyordu. Ancak konuşacak kimsesi yoktu.