Bu kitapla alakalı incelemeden öte kendim kitabın ana teması ile ilgili kısa bir hikaye yazdım. Faydalı olması dileğiyle.
İyi okumalar..
Gölgedeki Yazar
Bir zamanlar küçük bir kasabada, herkesin tanıdığı yaşlı bir adam yaşardı. Adı Kemal’di, ama insanlar ona "Gölgedeki Yazar" derdi. Çünkü günün büyük kısmını, kasabanın dışında terkedilmiş bir evin verandasında, eski bir masanın başında yazarken geçirirdi. Ne yazdığını kimse bilmezdi. Herkes onu okuma yazma öğrenmiş bir bilge olarak değil, bir gizem olarak görüyordu.
Bir gün, kasabaya yeni bir öğretmen atandı. Adı Zeynep’ti. Bir sabah, merakla Kemal’in yanına gitti. "Merhaba, ben Zeynep. Sizin yazılarınızı çok duyduk, bir şeyler yazmak hakkında konuşabilir miyiz?" diye sordu.
Kemal, gözlüklerini yukarı kaydırıp ona bakarak, "Tabii, ama önce bana şunu söyle: Neden yazarsın?" diye yanıtladı.
Zeynep şaşkın bir şekilde, "Bilmiyorum, yazmak bana düşüncelerimi düzenlememe yardımcı oluyor," dedi.
Kemal, derin bir nefes aldı ve yazdığı defterlerden birini Zeynep’e uzattı. Zeynep sayfalara göz attı ama metni anlamak neredeyse imkansızdı. Her şey dağınık, karışık ve anlaşılmazdı. Kemal, gülümseyerek, "Okumak sadece kelimeleri anlamak değil, yazarın neyi hissettiğini ve yaşadığını anlamaktır," dedi.
Zeynep defteri kapatarak, "Peki, siz yazarken ne hissediyorsunuz?" diye sordu.
Kemal gözlerini ufka dikerken, "Yazmak, yaşamak gibidir. İnsan bir şeyi yaşarken tam anlamıyla fark etmez ama onu yazmaya başladığında, her şey derinleşir. Ben yazarken, geçmişin izlerini, bugünün sorularını ve yarının umutlarını hissederim. Yazmak, sadece başkalarına anlatmak değil; bir bakıma kendini de keşfetmektir."
Zeynep, bir süre sessiz kaldı. Kemal’in söyledikleri derinlemesine düşünmeye başlamıştı. "O zaman," dedi, "yazmak, sadece kelimeleri