Tek Adam…
10/10
·382 syf.··
2026 49. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:16
Müthiş bir kitap daha bitti. Tek Adam yalnızca olayları ve tarihleri yazmaktan veya tarihler içerisinde geçen şahısları kayda geçirmekle yetinen bir kitap değil. Bütün bu faktörlerin oluşum sürecini, bağlamlarını da irdeleyerek, o andan ve gelişmelerden, şöyle bir iki adım geri çekilip de tarihe ve olaylara geniş bir perspektiften bakabilen bir kitaptır. Ve Tabii ki Mustafa Kemal'e gelince... Kitap kapağındaki fotoğrafa bakarken kafamda şahsına yönelik şeyler düşünüyordum. Sonra kafama dank etti, ne kadar da karakterine uyan bir kapak fotoğrafı olmuş. O her şeyden önce Asker Mustafa Kemaldi. En çok da üniformalı fotoğraflarını severim kendimce. Ve fotoğrafta güzel yüzünün bir tarafı aydınlıktayken diğer bir tarafı da hafif karanlıktadır. Kendinden emin duruşu ve üniforması ile. Tam da bana göre onu anlatmaktadır. Milletinin istikbali, refahı ve geleceği için hiçbir adımı atmaktan çekinmeyen bir Tek Adam. O her zaman yüzünün bu aydınlık tarafını, yanındakilere ve ayrıca karşısındakilere de göstermek istemiştir. Kendisinin de dediği gibi işlerin belirli bir noktaya kadar gelmesine ses çıkarmamıştır fakat sınıra gelince oldukça radikal ve kimilerine göre tartışmalı adımlar atmak ZORUNDA kalmıştır. İşte yüzünün hafif karanlıkta kalan kısmını da böyle yorumluyorum. Tek Adam'ın diğer ciltlerinde bu radikal adımların nasıl yazıldığını merakla okuyacağım. Bazı şahıslar bu radikal adımları Mustafa Kemal'in şahsi menfaatleri doğrultusunda attığını söyler. Bu zamanda olduğu gibi bu tür konuşmalar o yaşarken de cereyan etmişti ve kulağına gitmişti. Elbette üzülür ,Mustafa Kemal şöyle cevap verir: - "Ama ben Mısır Firavunları gibi ehramlar yaptırmadım, halkı kendim için çalışmaya zorlamadım, bir düşüncenin kabulünü istediğim zaman onları kırbaç ile tehdit etmedim. İlk önce bir
Alıntı
Tek Adam - Cilt 1Şevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitabevi · 20193,467 okunma
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im…
3/10
·176 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 13:18
4 Gün 3 Gece ile karar vermiştim bir daha asla Ayşe Kulin okumayacağıma… “Balıklar ve misafirler üç gün sonra kokar!” diyordu kitabında. Öyle derin bir konu ele alınışıyla ancak o kadar kokabilirdi. #249919589 Ve sonra Mustafa Kemal ile ilgili, üstelik onun ağzından yazdığı bir kitap çıkardığını duydum. Duymak bile heyecan vericiydi, kim bilir okumak nasıl olurdu… Birkaç ay tutabildim ancak kendimi! Cüneyt Arkın misali, “Yeminimi bozdum!” “Kadınlarını yok sayan toplumlar yerlerinde saymaya mahkûmdur.” İtiraf ediyorum, Kimi bölümler heyecan vericiydi. Mustafa Kemal’i okumadığım, onu yaşadığım bölümler… Onun son zeybeği! “Bu benim son dansım, son zeybeğim. Söyle rahat bıraksınlar beni, yanına zeybek oynayarak geleyim.” youtube.com/watch?v=-73jXTE... Ama heyecanımın nedeni kuşkusuz zihnimdeki Mustafa Kemal’di. Hem heyecanımın, hem ruhumdaki hıçkırıkların… “Ben gülmüştüm ama benden başka kimse gülmüyordu. Becerdin, Mustafa Kemal! Hıçkırığı kahkahaya çevirmeyi de becerdin, aferin sana, dedi iç sesim.” “Beni ölümden kurtaran yazgım, bana, ‘Yapayalnız kal,’ diye de buyurmuş olmalı ki ben ömrümü hep kesif bir ormanın içinde tek başına bir ağaç gibi sürdürdüm.” Hepimizin bir Mustafa Kemal’i var kitaplardan bildiği, Hepimizin bir Mustafa Kemal’i var dedelerinden dinlediği, Hepimizin bir Mustafa Kemal’i, yüreğinde yeşerttiği, yücelttiği… Mithat Cemal Kuntay misali, “Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!..” Ve Falih Rıfkı Atay, “Salondan çıktıktan sonra, Hacı Adil'e bu zatın kim olduğunu sordum. - Mustafa Kemal Bey, dedi. Sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilave etti: __-
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,508 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·248 syf.··
2025 41. kitabı
“ Sesinde yeni bir karanlık vardı. Karşımızdaki sadece bizim yaramaz, gözükara Darling’imiz değildi. O artık başka bir şeydi, Peter Pan’a karşı dururken bile geri adım atmayan bir şey.” Bugün size serinin bol olaylı kitabı ile geldim. diğer kitaplarda bir gizemin peşinde ilerlerken bu kitabımız da olaylar asla durmadı. Peter Pan gölgesine kavuşmuştu. Var Olmayan Ülke yine onunda ve oda onun. Ama gölgesini aldığında onu kaybetmeden önceki haline geri döneceğini düşünmüştü ama bu imkansızdı aradan o kadar uzun zaman geçmişti ki onu da değiştirmişti. Kötü şöhretli Var Olmayan Kral Peter Pan, bir Darling kızı, bir Karanlık Olan ve iki Fae prensi tarafından dönüştürülmüştü. Ülke’ye geri döndüklerinde öncelikle Darling’in yanına gitmişti. Ama onda bir şey vardı doğru olmayan bir şey. Wınnıec Cherry’in yardım istemesinden sonra ihanetine uğramıştı. O odaya kapatıldığın da Var Olmayan Ülke’nin Ölüm Gölgesine sahip olmuştu. Ve bu sonuçlar kimse tarafından iyi olmayacaktı. Özellikle Darling tarafından. Ülkeye adım atan beklenmedik misafirler Timsah ve Remaldi Kraliyet Ailesi için olaylı geçmiş ve Darling yarısını öldürmüştür. Bunun üzerine yaralanan ve kurtulan timsah bu işin peşini bırakmayacaktı. Çünkü geçmişin intikamı da onun içinde yer edinirken beklenmedik bir çok olayın kapısı aralanacaktı. Ama unuttukları bişey vardı Peter Pan, Vane ve yeni Darling’i hafife almışlardı.
1000Kitap
Vahşi DarlingNikki St. Crowe · Nox Yayınları · 2025171 okunma
Puan vermedi
Kitabı elime ilk aldığımda farklı bir duyguya kapıldım. Bunun sebebiyse meşhur “Vatan Şairimiz Namık Kemal”di. Hayranı olduğum bir yazardır “Namık Kemal”. Sürgün yıllarında son günlerini yaşarken elinde “Victor Hugo’nun Sefiller” kitabı varmış. Bu kitabı okurken gözlerini yummuş hayata. “Hürriyet Kasidesi” gibi devasa bir şiiri o zamanın şartlarında yazabilmiş bir yazarın, son okuduğu kitabın “Sefiller” olması benim için baya değerliydi. Kitabı bu duygu içinde alıp okumaya başladım. Tadını çıkara çıkara, azar azar… Neticede 23 günde kitabı bitirebildim. Kitap bittiğinde ise evet dedim. Bir esere eğer “Klasik” denilecekse böyle bir kitap olmalı. Ki çoğu klasik denen eser benim nezdimde hiçte klasik olmayı hak etmiyor. Ama “Sefiller” tam tamına bir klasikti. Peki, neden tam tamına klasikti? Kitabın olumlu veya olumsuz özelikleri nelerdi? Başlayalım Efendim… 1. Cesaret Yazar kitabın yazıldığı döneme göre çok cesaret gerektiren bir iş yapmış. O zamanın karanlık Avrupa’sında sürgün ve hapis hayatı yaşayacağını bile bile “Özgürlük, Adalet, Eşitlik” gibi konuları işlemek bir cesaret işidir. Cesur yazar her zaman takdiri hak eder. Ayrıca kendinden sonraki birçok yazara da “Hugo” bu konuda örnek olmuştur. Onların açtığı çizgiden yürüyen yerli yazarlarımız “Tanzimat Dönemi” ile birlikte bu konuları işlemeye başlamıştır. 2. Evrensel Konular Kitabı ana konusu sefillik. Fakat sefilliğin çeşitleri yok mudur? Örneğin bir hayat kadının sefilliği, bir mahkûmun yaşadığı sefillik, bir yetim kızın sefilliği, bir dilencinin sefilliği, devrik bir liderin sefilliği, bir kaçağın sefilliği, bir hırsızın sefilliği, bir devrimcinin sefilliği, bir vicdan sefilliği… Sefillik diye düşünmeye başlasak bu ve buna benzer birçok şey sıralayabiliriz. Kitabı beğenmemin bir nedeni de aklımıza
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
Gölgedeki Yazar..
Puan vermedi·144 syf.··
2024 18. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 13:20
Bu kitapla alakalı incelemeden öte kendim kitabın ana teması ile ilgili kısa bir hikaye yazdım. Faydalı olması dileğiyle. İyi okumalar.. Gölgedeki Yazar Bir zamanlar küçük bir kasabada, herkesin tanıdığı yaşlı bir adam yaşardı. Adı Kemal’di, ama insanlar ona "Gölgedeki Yazar" derdi. Çünkü günün büyük kısmını, kasabanın dışında terkedilmiş bir evin verandasında, eski bir masanın başında yazarken geçirirdi. Ne yazdığını kimse bilmezdi. Herkes onu okuma yazma öğrenmiş bir bilge olarak değil, bir gizem olarak görüyordu. Bir gün, kasabaya yeni bir öğretmen atandı. Adı Zeynep’ti. Bir sabah, merakla Kemal’in yanına gitti. "Merhaba, ben Zeynep. Sizin yazılarınızı çok duyduk, bir şeyler yazmak hakkında konuşabilir miyiz?" diye sordu. Kemal, gözlüklerini yukarı kaydırıp ona bakarak, "Tabii, ama önce bana şunu söyle: Neden yazarsın?" diye yanıtladı. Zeynep şaşkın bir şekilde, "Bilmiyorum, yazmak bana düşüncelerimi düzenlememe yardımcı oluyor," dedi. Kemal, derin bir nefes aldı ve yazdığı defterlerden birini Zeynep’e uzattı. Zeynep sayfalara göz attı ama metni anlamak neredeyse imkansızdı. Her şey dağınık, karışık ve anlaşılmazdı. Kemal, gülümseyerek, "Okumak sadece kelimeleri anlamak değil, yazarın neyi hissettiğini ve yaşadığını anlamaktır," dedi. Zeynep defteri kapatarak, "Peki, siz yazarken ne hissediyorsunuz?" diye sordu. Kemal gözlerini ufka dikerken, "Yazmak, yaşamak gibidir. İnsan bir şeyi yaşarken tam anlamıyla fark etmez ama onu yazmaya başladığında, her şey derinleşir. Ben yazarken, geçmişin izlerini, bugünün sorularını ve yarının umutlarını hissederim. Yazmak, sadece başkalarına anlatmak değil; bir bakıma kendini de keşfetmektir." Zeynep, bir süre sessiz kaldı. Kemal’in söyledikleri derinlemesine düşünmeye başlamıştı. "O zaman," dedi, "yazmak, sadece kelimeleri
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,847 okunma
Nerede tükettim 29 yıldır ömrümü, benim rüyam neydi peki?
Puan vermedi·192 syf.··
2024 108. kitabı
Bazı kitaplar rahatınızı kaçırır, midenizi gerçekten bulandırmasa da kusmak istersiniz çünkü karın kaslarınıza ağrılar saplanır. İşte Çürümenin Kitabı öyle kitaplardan biri.. Bu kitabı herkes okusun istemem.. dimağının yüreği yetmeyenler eline dahi almasın.. Kâh pesimist kâh sorgulayıcı satırlara tanık olacağınız sayfalar öyle normal birinin kaldırabileceği türden cümlelerle döşenmiş değil.. Okurken tüm bunları ve daha fazlasını yaşamaya razıysanız hiç vakit kaybetmeden okuyun zira okumadan bir gün ya savaşa ya da apansız depreme yakalayabilirsiniz. Benden söylemesi, ben zaten okudum. Neyse konumuza dönelim.. Evet, çürümenin kitabını okurken gerçekten rahatım kaçmıştı… Kitapta yazılanlar zaten hayatımla hemhaldi .. Satırları okumak keyfimi kaçırsa da zevk duyuyordum bundan adeta .. Çünkü 29 yıllık yaşamını sorgulayan bir insan için bundan daha haz verici bir şey olamazdı.. Ve hayatımı günden güne daha derinden sorgulamama sebep olan bu kitabı hem bir an önce okuyup bir daha görmemek istiyordum hem de içten içe bitmesin diye ağırdan alıyordum.. Evet ağırdan alıyordum çünkü kitapta tıpkı benim gibi yaşamın kıyısında intiharlarla yaşıyordu.. Bu kitap sayesinde yersiz mutsuzluğumun bilincine varmıştım .. Emil Michel Cioran o mükemmel filozof adam… Dünyadaki acıların anlamsızlığına her defasında değinse de insanın varoluşunun anlamı üzerine de bizi hunharca düşünmeye itip bunun imkansız oluşuna dair görüşlerini dayatır… Ona göre tüm bu yapıp etmelerimiz anlamsızdır zaten günün birinde yok olacak olan insanoğlunun varlığının da hiçbir anlam taşımadığı görüşlerini kitapta cömertçe yazmıştır … Sizde benim gibi senelerdir varoluş kahrı çekiyorsanız ve bundan mütevellit huzursuzsanız bu kitap size bir nebze olsun iyi gelebilir lakin kanayan yaralarınızı tedavi etmeye bu kitap dahi çare değildir..
Alıntı
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma