8/10
·226 syf.··
2024 2. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 00:24
Siyah Lale Alexandre Dumas İncelemeye kitapta da geçen (tam olarak şu şekilde geçen) çiçeklerin hüzünlü ama dokunaklı şarkısının dizeleriyle başlamak istiyorum: Bizler yeryüzünün damarlarında akan gizemli Ateşin kızlarıyız, Bizler tan kızıllığının ve çiylerin kızlarıyız, Bizler havanın ve suyun kızlarıyız, Ama her şeyden önce gökyüzünün kızlarıyız. Öldürüyor,lekeliyor insanlar bizi severken Toprağa bağlıyız, Kökümüz,yaşamımız anlamına gelen bir iple Yine de kollarımızı kaldırırız mümkün olduğunca Gökyüzüne. Ruhumuz yani kokumuz oradan geldiğine göre Dönecem gene o gökyüzündeki gerçek ülkemize. Bence 10 üzerinden 8 vereceğim bir kitaptı. 2 puanın neden vermediğimi sona saklamak istiyorum. Çünkü 8 puanlık kısım çok güzeldi uzun zamandır bitirmeyi başardığım ilk kitap.Daha sonraları tekrar tekrar okumak isteyeceğim bir kitap.Kpss süreci yüzünden bu yıl kitap okumaya ara verdim sınav için 4-5 ay gibi süre ayırabildiğim için süreçte kitap okuyamadım. Süreç sonrası ders videolarını bile x2'de dinlediğim için odağım gitmişti. Ve kendimi topladığım beni alıp götüren bir kitap oldu. GELELİM İNCELEMEYE: Kitap tam olarak nerde neyin olacağını kestiremediğimiz, ters köşe seven okurlara hitap eden bir dilde yazılmış bence. Fransız edebiyatında okuduğum ilk klasik eser. Çevirisini Hasan Ali Yücel yapmış. Bu yüzden Dumas'ın üslubunu mu yoksa Yücel'in üslubu emin olamamakla birlikte sıkmayan klişelere çokta yer vermeyen bir eser. Dili ağdalı olmamakla beraber çok sade de diyemem yer yer betimlemeler var ama abartısızdi bence bu benim hoşuma gitti. Sayfalarca uzun uzadıya betimlemeler o sevmiyorum sanki konunun önüne geçiyor gibi geliyor. (spoiler) Başta ana karakter bulduğum kişilerin katledilmesiyle ilk ters köşe olmamı yaşadım bu benim kitaba olan ilgimi artırdı açıkçası. Dilde abartıya
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Puan vermedi·644 syf.··
2023 29. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2023 00:52
Mecnun..Gerçekte öyle bi insan tanısam, görsem ‘Ne ukala adam!” derim kesin içimden . Derhal de uzaklaşır iletişime geçemem fazla keskin gelir çünkü. Ama burda Mecnun u o kadar iyi anladım, tanıdım ki hayran olmamak mümkün değil. Hiç unutmayacağım bi karakter oldu benim için. Handan da etkiliyor tabi ki, onun yolunda zaten o da, duyduğu hayranlığın tıpkısını duydum böyle bi insan yaşıyor olabilir mi gerçekten ? Peki bizim kaçırdıklarımız ne olacak, 35 yıldır başkalarının hissiyatını, iyiliğini önceleyip yaşayan ben nerde kimi bulayım da düzelteyim rotamı?
Güneş ÇavmasıEsra van der Wiel · Epsilon Yayınları · 2013463 okunma
Reklam
Kurtarıcı İsa Ne Zamandan Beri Z'lere S Diyor?
3/10
·144 syf.·
2023 7. kitabı
Kitabın kurgusu kaliteli değil açıkçası. Kim, nerde, ne zaman, ne yapacak çok belli oluyor. Ve bence bunu güzel bir dille verememiş yazar. Şöyle ki ilk okumaya başladığımda dedim ki "aa benim yazmaya çalıştığım tarza çok benziyor" fakat okumaya devam edince bu tarzdan gerçekten çok sıkıldım. Dilinin kötü olmasını üç sebebe ayırarak bakabiliriz. İlk sebep süslü bir dil kullanma çabası yazarın. Kimseye süslü yazmayın demiyorum ama burdaki gibi her paragrafı süsleyip durursanız bu can sıkıntısından başka bir şey yaratmaz maalesef. Güzel bir metnin kuralıdır diyebiliriz ki 10 cümle basit şeyler söylersin, sonra 11 de öyle bir şey yazarsın ki okur orda muhteşem hisseder. İkinci husus ki bununla bağlantılı olan ayrı bir konu, yazı dilinde edebi sanatın orta bir ölçüsü yok asla. Ya çocuk kitabı gibi diyaloglar ya da edebi satırlar. Ve bu ikisi beraber olduğunda ciddi bir uyumsuzluk yaratıyor. Kitaba ilk başladığımda Saftirik okuyorum sandım ve gerçekten şaşırdım. Süslü bir diliniz var ise diyalogları da buna göre şekillendirebiliyor olmanız gerekir. Ki ileride buna daha da değineceğim zaten. Üçüncü konu, yazar meçhullükten hoşlanıyor büyük ihtimalle, tıpkı benim gibi. Kısa pasajlar yazarak daima zaman atlaması yaşatıyor. Ve bu zaman atlamaları bazen paragraflarda bazen ise cümleler arasında bile olabiliyor. Bu sebeple de siz okurken diyorsunuz ki neler oluyor şuanda. Bende yazılarımda atlamaları ve insanın üzerine düşünmesi gereken detaylardan çok hoşlanıyorum fakat bunun daha sade bir şekilde olması yazıyı hem daha akıcı hemde daha kaliteli kılıyor. Yazarın dilinde ciddi bir uyumsuzluk hakim bu sebeple. Bir annenin çocukluğundan bahsediyor bir Alan'a dair konuşuyor. Ve bence şöyle bir sorun vardı, karakterler hiç gerçekçi yansıtmadı bize, hiç iç dünyalarını görmedik.
#karmakarışıkbiryazı
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2022 11:31
Hayatta Kalma Şansı Bulduysanız, Bunu Başaramayanlar İçin Konuşmak Görevinizdir Kitap, küçük bir çocukken İkinci Dünya Savaşı ve nazi soykırımının soğuk yüzüyle yüzleşmek zorunda kalan Anne'nin hatıralarından oluşuyor. Kitabı bitirdiğimde ''Eğer Anne yaşasaydı'' diye düşünmeden edemedim. Yaşasaydı nasıl bir hayatı olurdu? Annesiyle arasını düzeltebilir miydi, bir yazar olabilir miydi? Belki bir yazar olarak tanırdık onu. Çünkü Anne, yazar olmak istiyordu. Ve kitap, aslında bir hatıra defteri olmasına rağmen Anne'nin anlatım dilinin ne kadar kuvvetli olduğunu görüyoruz. Ve yazmanın ona tüm bu kargaşanın içinde ne kadar iyi geldiğini. Okurken bazen onun küçük bir çocuk olduğunu unutuyoruz hatta. İnsanı bir sonraki güne çıkmaya ikna eden nedir? Umut. Anne'in umudunun hiç bir zaman solmadığını görüyoruz. Ertesi gün güneşi görebilme umudu, Peter'la tavan arasında daha çok konuşabilme umudu, çalışma masasını yazı yazabilmek için kullanabilme umudu... Bu sayede günlerinin her şeye rağmen ona yaşanılır geldiğini. Anne'in günlüğünden anlıyoruz ki, içinde hep beraber yaşamaya çalıştıkları küçük kutu, yaşam şartlarının ve psikolojik sağlığın sınırların dayanıklılığının oldukça zorlanıldığı bir ortam. Çünkü Anne, hem kendi ailesiyle, özellikle de annesiyle çıkmazlara girip anlaşmazlıklara düşerken komşularının sevmediği yönlerine katlanmak zorunda. Kalabalık bir ekip, küçük bir evde birlikte yaşamak zorundayken, aynı zamanda tuvalet, yemek, günlük hayatımızda yaptığımız sıradan ve zaman almayan basit rutinler, onlar için bir ölüm kalım mücadelesi. Ve hiçbir zaman evden çıkmayan hayaletler. Geride bıraktıklarının hayaletleri. Bana son zamanlarda tanıdık gelen bir yaşam mücadelesi. Belki bir duvar yazısında, bir kitap sayfasında, bir ihtiyarın sözlerinde görüp de almayacağım o
Edebiyat
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Epsilon Yayınevi · 20238,9bin okunma
Puan vermedi·553 syf.··
2023 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 00:00
Kitabın adı:Kanın Sesi (Kimsecik 3) Yazarın adı:Yaşar Kemal sayfa sayısı: 553 Kimsecik üçlemesi kurdu,kuşu,toprağı,insanı ile Çukurova 'nın bir köyüne taaa... Van'dan gelip yerleşmiş bir ailenin beslemesi Salman tarafından öldürülen İsmail Ağa'nın oğlu Mustafa'nın öyküsü. Kitap öyle bir yazılmış ki hangi olay nerde başlıyor nerde bitiyor. Mustafa bir bakıyorsun kasabada akrabalarının yanında bir bakıyorsun köyde... Neyin nerde ne zaman olduğu belli değil. Tabiki Mustafa Salman 'dan çok korkar. Çünkü her an Salman'ın gelip Mustafa'yı öldürüp kellesini kesip yanık ağaca asacağı söylentisi dolaşmaktadır köyün içinde. Mustafa sürekli Salman'ı düşünür.Salman gelir Mustafa 'ya ben babamı öldürmeyecektim sen öldürttün. İnsan öz be öz babasını öldürür mü ? Ben öldürdüm senin yüzünden şimdide seni öldüreceğim kellenide yanık ağaca asacağım .... Ve ilk defa bir kitabın içine giremedim.Okuduğumdan hiç birşey anlamadım neresi hayal neresi gerçek bilemedim.Belki ilerde bir kez daha okurum ..... Kitapla kalın....
Kanın SesiYaşar Kemal · Toros Yayınları · 1991702 okunma
Puan vermedi·321 syf.··
2022 747. kitabı
Axel uyuduğu derin uykudan uyandığında hiçbirşey hatırlamamaktadır. Onu karşılayan dört gizemli varlıkla birlikte nerde olduğunu çözmeye çalışır. M.A.N.C. adı verilen bir evrende olduğunu ve bu evreni kendisinin kurguladığını öğrenir. Evrenin çeşitli yerlerinde keşfedilmiş gezegenler olduğunu, kendi kurguladığı micmol adı verilen canlıların ona itaat ettiğini, kendisine itaat etmeyenleri anlamak adına ise rüya alemine kendini kapattığını öğrenmiştir. Artık evreni dolaşarak anlamaya çalışır. Dünya gezegeninde ise geçmişe doğru yolculuklar yaparak, gezegenin tarihsel ilerleyişinde Van Gogh, Mustafa Kemal Atatürk, Stefan Zweig ve Adolf Hitler gibi isimlerle sohbetler eder.   Felsefik betimlemelerle başlayan kitapta Axel’in yolculuğuna biz de eşlik ediyoruz. İlk sayfalarda hikaye zor ilerliyor gibi görünse de, sonrasında açılarak sürükleyici şekilde devam ediyor. Distopya türünde, geçmiş ve gelecek arasında mitolojik öğelerle yazılmış, tarihin ve edebiyatın da içiçe geçtiği bir roman. Akıcı bir anlatımla ve müthiş bir hayalgücüyle yazılmış eserde, özellikle dünya gezegenine yaptığı yolculuktaki sohbetler şahaneydi. Mustafa Kemal’le sohbetini çok severek ve heyecanla okudum. Altı çizilecek o kadar çok cümle vardı ki.. Sanırım okuyucuların en çok seveceği bölüm olacak “Dünya Gezegenine Yolculuk”. Ayrıca kadınların ve diğer canlıların da yaşam haklarına değinilerek verilen ince mesajlar da, harika bir düşünce olarak karşımıza çıkıyor. Aralarda geçen şiirsel satırları okumak oldukça keyifliydi. Finalinde ise; heyecan ve merakta bırakarak, gelecek kitabın da sinyallerini vererek son buluyor. Kısacası her yönüyle ince düşünülmüş, müthiş bir hayalgücüyle kurgulanmış bir eser. Şiddetle tavsiye ederim. #MancEvreni ^ ^ #alıntı Kurgu, onu yazanın evlerinde şekillenir, dokunulmaz
M.A.N.C. EvreniMusa Akkaya · Ephesus Yayınları · 202248 okunma
Reklam
Reklam