Belkiler, belkiler. Ne bileyim işte. Mutlu bir yaşamım olsun istediğimi, o mutluluğun şartlarının henüz oluşmadığını kendime söylüyorum. Ama ya öyle değilse? Ya mutlu olmamın önündeki engel kendimsem? Sebebi korkuyor olmam, kendime gönlümce acımayı tercih etmem, güzel şeyleri hak ettiğime inanmamam ya da başka bir şey olabilir. Başıma güzel bir şey geldiği zaman kendimi hep şunu düşünürken buluyorum: Bakalım bu kez işler ne zaman kötüye gidecek. Hani neredeyse en kötü ihtimal her neyse bekletmeden gerçekleşsin, geç olacağına erkenden olsun, mümkünse hemen olsun ki en azından bu konuda artık kaygılanmayayım istiyorum.
Birlikte sık sık dinlendikleri bir albümde yer alan bu şarkının bu zamana dek sözlerini hiç dikkatlice dinlememişti. Bu kez dikkatlice dinleyince, kendi hikâyelerinden bahsediyormuş gibi geldi:
"Gözyaşını gösterme,
Sadece gülümse ve kısa bir elveda de,
Film sahnesi gibi, sakince, biz de öylece bitirelim.
Artık hafta sonları biraz daha sıkıcı,
Bu yüzden galiba,
Arkadaşlarla daha sık görüşüyorum.
Artık düzenli takip ettiğim bir dizi var,
Şimdilerde hayatım böyle geçiyor.
Seni düşündüğümde...
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Aydınlık gülümsemen, parlayan gözlerin,
Seviyorum diyen halin...
Çokça gülen,
Ama bir o kadar da ağlayan,
Aşkı her şey sanan sen,
Neredesin şimdi?"
Şarkının "Seni düşündüğümde... ne yapacağımı bilmiyorum," kısmında gözlerinden birer damla yaş süzüldü.