Neriman!
Yatakhane arkadaşı, öğretmenlik yaptığı köyde Alevi olduğu için ayırımcılığa uğrayınca memleketine küsüp işçi olarak Almanya'ya giden; orada evlenen; bir miras meselesi için Türkiye'ye geldiğinde tanıştığım; parlak siyah, gür saçlarını ve inci dişlerini unutmadığım; kendine yurt bildiği yeni ülkesinde, neonazilerin ateşe verdiği evinde, iki çocuğuyla birlikte yanarak ölen; annemin televizyonda haberleri seyrederken vesikalık fotoğrafını görünce çığlık attığı, inanmak istemediği, saçını başını yolduğu, ölümüne günlerce ağladığı güzel kadındı. İstanbul'a geldiğinde annem bizi tanıştırırken gözleri yaşarmıştı "annen benim en eski arkadaşım.. ahretliğim.." demişti, sımsıcak sarılmıştı. İlkokuldaydım, Neriman'ı çok sevmiştim, hep İstanbul'da yaşasa keşke diye düşünmüştüm, annemin hep böyle arkadaşları olsa. Annem şimdi beni o Neriman sanıyordu.
"Bu yıl Neriman Hanım'la birinci yılım. İlk sekiz ay iş aradım. Nihayet asgari ücretle de olsa bir iş bulabildim. Neriman'dan esaretimi satın almak için para biriktiriyorum. Özgürlüğümü bana para karşılığında bağışlamasını diliyorum."
"Şefik bir kadının sine-i nezihinde
Yatarsa bir gececik hangi ıstırap uyumaz?"
Merhametli bir kadının tertemiz göğsünde
Hangi ıstırap yatarsa bir gececik uyumaz?