na

9/10
·109 syf.·
2021 9. kitabı
Kitabın arka kapağında yazdığı gibi: Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin... Hayatını intiharla sonlandırmış bir yazar olan Osamu Dazai' den kendi yaşam öyküsünü dinlemek... Kitapta yapılan duygu tasvirleri alışılmadıktı ama okuyunca evet işte bu dediğim, içimdeki bazı duyguların ilk kez bu kadar doğrudan yazıya döküldüğünü gördüğüm oldu. O depresyon halini, boşluğa düşmüşlüğü, toplumda yer edinmeye çalışmanın yoruculuğunu yazarla birlikte hissettim. Kitabın ve yazarın sonu çok hazin ama her yaşam öyküsünden alınacak dersler vardır ki bu kadar gerçekçi olanı zor bulunur. Herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·228 syf.·
2020 21. kitabı
Doğru düzgün bilim kurgu kültürü olmayan biri olarak bu kitaptan Barış Özcan'ın şu videosu sayesinde haberim oldu; youtu.be/uM69OaS3d1g Radyo programı olarak başlamış, çok sevilmiş kitabı basılmış, ardından televizyon dizisi ve sinema filmi çekilmiş bu yapıttan normal olarak beklentim çok yüksekti ki beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Okudukça bakış açımın genişlediğini hissettim ve daha önce ilgimi çekmeyen hatta saçma gelen bilim kurgu türüne karşı ön yargım kırıldı. Kitabın sadece bilim kurgu - komedi değil, felsefi bir yönünün de olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çok fazla farklı terim kullanılmasına ve konudan konuya geçilmesine rağmen -ki bu bilim kurgu okumayan biri için sorun olabilir- anlatımı akıcı ve eğlenceliydi. Severek okudum, okumanızı tavsiye ederim.
Bilim
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma
10/10
·176 syf.·
2020 18. kitabı
Koşmasaydım Yazamazdım; Murakami’nin hayatında koşmanın yerini ve yazar kimliğiyle olan bağlantısını anlattığı serbest metin tarzında bir kitap. Bu kitapla Haruki Murakami’yi okumaya başladığım ilk zamanlar karşılaştım. O zaman kitabın adı dolayısıyla, demek Murakami bu okuduğum birbirinden ilginç kitapları koşmasa yazamazmış diye düşündüm. Gerçi kitabın orijinal adı sonsözde de belirtildiği üzere Raymond Carver’ın öykü derlemesinin adından esinlenilmiş olan “What I Talk About, When I Talk About Running” miş. Yani Türkçe çevirisindeki adıyla pek alakası yok. Koşmasaydım Yazamazdım başlığını okuyunca en azından benim aklıma gelen, yazarın yazılarında koşmanın ilham kaynağı olduğuydu. Kitabı okuyunca öyle bir durum olmadığını anladım ve bu açıdan bu başlık seçiminin yanlış olduğunu düşünüyorum. Yazar açısından ise yazmak ve koşmak arasındaki ilişki kendi cümleleriyle şu şekilde başlamış: “…sabahtan akşama kadar masa başında yazı yazmakla geçen bir yaşantıya başlayınca bir yandan vücudumun gücü gitgide azaldı, öte yandan da kilo aldım. Bir işe odaklanarak çalışırken farkına varmadan aşırı sigara da içiyorsunuz. O sıralarda günde üç paket sigara içiyordum. Parmaklarım sararmış, vücudumun dört bir yanı sigara kokmaya başlamıştı. Bu, her ne şekilde olursa olsun bedenim için pek iyi değildi. Hayatımı daha uzun yıllar roman yazarı olarak geçirmek istiyorsam, gücümü sürekli ayakta tutarak, vücut ağırlığımı da normal bir dengede koruma yöntemini bulmak durumundaydım.” Koşmaya karar vermesi de bundan sonra olmuş. Koşmak ve yazmak hakkında bir kitap okumak herkesin ilgisini çekmez tabi. Ama ben başarılı bir yazarın kendi ağzından kendisini dürüstçe anlattığı bu kitapta çoğu kişinin ilgisini çekebilecek şeyler olduğuna inanıyorum. Kitapta yazarın koşma ve yazma tutkusu dışında,
Spor
Koşmasaydım YazamazdımHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20183,668 okunma
10/10
·110 syf.·
2020 11. kitabı
Albert Camus'nun okuduğum ilk kitabı olmasına ve kendisi hakkında bilgi sahibi olmamama rağmen 'Yabancı' beni çok etkilediği için kendimce bir inceleme yapma cüretinde bulunuyorum. Kitapla ilgili ilk izlenimim okunmasının çok kolay olmasıydı. Gereksiz anlatıma gidilmeden olay akışı çok anlaşılır verilmiş. Bu tür kitapları okurken çok zevk aldığımdan kitabı elimden bırakmadan bitirebildim. Ayrıca her olayın bir bölüme ayrılmış olması ve iki ana bölümdeki olayların birbirine bağlantısı çok hoştu. Konuya gelince basitçe kahramanın yaşadığı topluma yabancılaşması demek doğru gelmiyor. Çünkü bana göre Meursault topluma ve duygulara başından beri yabancıydı. Kitapta bir süreçten ziyade bir karakter anlatılmış. Ruhsuz bir karakter. Duygusuz bir karakter. Sevmeyi, üzülmeyi, pişman olmayı beceremeyen bir karakter. Kitabın sonuna doğru ise kahramanda açıkça bir değişim vardı. Meursault küçümsemesine rağmen gerçek korkuyla tanıştı. Kitapta en dikkatimi çeken olay olan rahiple aralarında geçen kavga ve aralarındaki gerilim de bunun bir kanıtı kanımca. Bu tartışmada beni etkileyen diğer bir olay ise onların bu tartışmasının, modern dünyada din düşüncesinin mutlak maneviliği ve bireyin yaşantısının maddiliği arasındaki çatışmanın ve çıkmazın somut olarak bir konuşmaya dökülebilmesi oldu. Hepimizin düşündüğü ve içinden çıkamadığı sorunlar cesurca yazıya dökülmüş. Sırf bunun için bile okumaya değerdi ama tabiki daha fazlası var. Kitap gerçekten yapılan övgülerin hepsini hakediyor. Edebi inceleme yapabilecek kadar edebi bilgiye sahip olmasamda basit bir okuyucu olarak okurken aldığım haz kitabın ve yazarın kalitesinin kanıtıdır. Öyle ki okurken hiç zorlanmadan, ruhsuz bir insanla onun olmayan duygularını paylaştım.
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,5bin okunma
10/10
·68 syf.·
2019 13. kitabı
Kitabı ikinci okuyuşum ve eminim çok seferler daha okurum. Henüz okumamış olanlara da hiç vakit kaybetmemelerini öneriyorum. Her yaşta, her ruh halinde, kadın erkek, birini sebepsizce sevmiş olan herkes bu öyküde bir parça kendini bulacaktır. Ben kitaptan gerçekten çok etkilendim. Okurken kalbim hızlandı, gözlerim doldu, her cümlenin altını çizmemek için kendimi zor tuttum. Duygu tasvirleri gerçekten büyüleyici. Sonsuz bağlılık, sadakat, tutku, hayal kırıklığı, aşk, ızdırap vs. duygular daha güzel anlatılamazdı. Kitabı sadece okumadım onu ciddi anlamda duydum, gördüm ve tüm benliğimle hissettim diyebilirim. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise yazarın kadın duygularını bu kadar iyi tasvir edebilmesi. Okurken yazan kişinin o bilinmeyen kadın değil de Zweig olduğu gerçeği çok inanılmaz geliyor. Yazıma, üsluba, psikolojik tahlillere hayran olmamak elde değil. Uzun uzun Stefan Zweig'i, yazım tarzını, konu seçimlerini vs. övebilirim ama buna gerek yok. Zweig'in bir eserini bile okumuş biri, onun çağının ötesinde bir yazar olduğunu hemen farkedecektir.
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma