Starnone Modern Edebiyatın Başta Gelen Temsilcilerinden
9/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu hikâyeyi anlatan adam otuz sekiz yaşında ve senarist. On yıldan fazla süredir zeki, güzel ve işinden memnun bir kadın olan Livia ile evli. Çiftin üç çocuğu var (en küçüğü on aylık) ve evlilik hayatları tutkulu ve kusursuz. Ancak özellikle kaotik bir öğleden sonra, önemsiz bir olay meydana geliyor. Genç koca ve baba, karısı bir konferansta olduğu için çocuklarıyla ilgilenirken, bir yandan da televizyon senaryoları yazdığı meslektaşı Claudia ile acil iş mesajları alışverişinde bulunuyor. Aceleyle bir hata yapıyor: Livia'ya göndermesi gereken bir aşk mesajını Claudia'ya gönderiyor. Elbette, ciddi ve güvenilir meslektaşının da onu sevdiğini ve uzun zamandır sevdiğini söylememesi sorun olmazdı. Yanlış anlaşılmayı gidermek acil olurdu, ancak bunun yerine bir tereddüt her şeyin hızla ilerlemesi ve kahramanın zihninde gizli bir şeyin, yeni bir olasılığın ortaya çıkması için yeterli oluyor. Birdenbire, Claudia farklı bir ışıkta görülüyor; O, artık sadece bir iş arkadaşı olmaktan çıkıp, "sinirsel patlamalar, sabırsızlık, alaycılık, net onaylamalar ve aynı derecede net inkarlar, tutku patlamaları, mantıksız talepler" sergileyebilen, büyüleyici ve karmaşık bir kadına dönüşüyor. Bunu yapmaya karar vermeden –ya da herhangi bir anda karar vermeden– kahraman, asla yapacağını düşünmediği bir şeyi yapıyor. Hafif ve zarif bir adımla, üzerinden geçtiği uçurumu görmezden geliyormuş gibi yaparak, Yanlış Hedef bize kesinliklerimizin ne kadar kırılgan olduğunu, en küçük düşünce ve eylemlerin bile bazen yarattığı dayanılmaz ağırlığı anlatıyor. Giderek artan bir anlatı gerilimiyle büyülenmiş bir şekilde, kaçınılmaz bir şekilde bir gemi enkazına yapılan pervasız hazırlığa tanık olurken, sözde mutlu bir varoluşu mahvetmenin ne kadar kolay olduğunu fark ediyoruz. Alıntıdır:
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026165 okunma
9/10
·622 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:31
Yüzyıllar boyunca “tembelliği” ile bilinen Oblomov karakteri yalnızca uyuşuk bir insan tiplemesi değil, aynı zamanda toplumsal ataleti temsil eden bir semboldür. Yazar, dönemin kapitalist düzene uyum sağlayamayan, pasifleşmiş ve yabancılaşmış insanını eleştirmek için böyle bir karakter oluşturmuştur. Bu bağlamda Oblomov detaylı olarak incelendiğinde, onun eylemsizliği basit bir “tembellik” olmaktan ziyade bir düşünce yapısı ve yaşayış biçimi olarak nitelendirilebilir. Oblomov, daha eserin en başında okuyucuyu yatakta karşılar; başında iki önemli problem olmasına karşın bu problemleri çözmek için harekete geçemez. Eylemleri yalnızca zihninde kalır. Oblomov’un problemler karşısındaki bu pasifliği, onun çocukluk yıllarına dayanır. Oblomovka’da geçen çocukluk yılları; uşaklar ve bakıcılar arasında, “el bebek gül bebek” bir şekilde geçmiştir. En küçük sorumlulukları bile başkaları tarafından yerine getirilerek büyütülmüştür. Kendi ayakkabı bağcığını bile bağlamadan büyüyen bu çocuk, yetişkinlik yıllarında da karşısına çıkan her sorunda yalnızca düşünmekle kalmakta, harekete geçememektedir. Oblomov sıkıntıları üzerine düşünürken dairesine gidip gelen arkadaşları vardır. Bu arkadaşlarının kimi derdini, kimi ise sevincini ve heyecanını Oblomov’a aktarır; ancak sıra onun kendi sorunlarını paylaşmasına ve fikir almasına geldiğinde, dostlarının ilgisinin azaldığı, onu tam anlamıyla dinlemeden ortamdan ayrıldıkları görülür. Bu durum, yalnızca bireysel bir ilgisizlikten ziyade dönemin toplumsal yapısına dair önemli bir eleştiri sunar. Yazar burada ilişkilerin ne kadar yüzeyselleştiğini, empatiden yoksun olduğunu okuyucuya sunar. Herkes kendi derdinin peşindedir; ancak kimse diğer insanların duygularına kulak vermemektedir. Eserde toplumsal eleştiri, Oblomov ile Ştolts’un temsil
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Reklam
İdare eder cinsten
Puan vermedi·600 syf.··
2026 25. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:37
Kitap akıcı, bir bölüm bitince "bir tane daha okuyayım" diyorsun. Özellikle Can Manay karakteri çok ilginçti. İlginç demek ne derece doğru bilemedim... Sapık, takıntılı, fazla abartılmış bir karakter. Bir yandan sinir oluyorsun, bir yandan da ne yapacağını merak edip okumaya devam ediyorsun. Bazı yerlerde karakterler bana fazla abartılı geldi. Gerçek hayatta böyle insanlar var mı diye düşündüğüm oldu, "Yok artık, bu tip insan var mı?" deyip güldüm. Özellikle bazı olaylar biraz fazla tesadüfe bağlanmış gibiydi. Bir de ara sıra yazarın verdiği uzun psikolojik ve felsefi anlatımlar hikâyenin hızını düşürüyor. Tam olayın içine girmişken bir bakıyorsun, birkaç sayfa boyunca karakterlerin düşüncelerini okuyorsun. Yine de kitabın sevdiğim tarafı, insan psikolojisini iyi işlemesi oldu. Herkesin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını, insanların içinde bambaşka savaşlar verdiğini güzel anlatıyor. Aşk, hırs, kıskançlık ve takıntı gibi duyguların insanı nasıl değiştirebildiğini net bir şekilde gösteriyor. Kitabı çok severek okumayı tercih ederdim ama sıradan bir okuma oldu. Karakterleri benimseyemeyince, gerçek hayatta var olamayacak kadar mükemmel anlatılınca kitabın içine giremedim. Popüler kültürün ve sanırım dizisinde yer alan oyuncuların etkisiyle ünlenmiş, hiç etki bırakamayacak kadar basit bir kitap; kafa dağıtmalık... Psikolojik yönü ağır basan, biraz entrika, biraz da aşk içeren kitapları seven biriysen şans verilebilir. Devamını okur muyum bilemedim. Belki bir gün, sadece okumak ve vakit geçirmek istersem alırım elime.
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,5bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 72. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 12:27
"Babam kırk üç yaşında öldü, ben on beş yaşındaydım. Bugün ondan daha yaşlıyım." alıntısıyla başlamak istedim neredeyse kitabımızın son cümlesi. Bu cümle bile bize bir çok şeyi anlatıyor aslında... Ruhları ve hisleri öldürmenin cezası hapis olsa gökyüzü göremeyecek insanlar var( Yazarımız otobiyografik bir eser sunuyor bize... Ebeveyn sevgisi görmediyseniz aile yaralarınız varsa muhtemelen kitap bunu kanatabilir ya da deşebilir. Kitap el iyisi babanın çocukları ve eşi üzerindeki etkisini okuyoruz. Yazarımızın babası alkolik bir doktor . Alkolik olduğu için sağlıklı bir karakter ortaya çıkmıyor. Aslında basit gibi görünen durumların bir çocuğun hayatında nelere sebep olabilecegini görüyoruz. Anne iyi bir figür ancak yalnız başına yeterli olmuyor. Alkolik doktorumuz aynı zamanda babamız herkese ücretsiz yardım ederken herkese koşarken kendi ailesine hiç yetişememiş. Bu da çocuğun karakter gelişimini bambaşka etkilemiş. Karakter farkını yazarın diğer kitaplarını okuduğumuzda çok daha net hissedebiliriz. Galiba yazarımız hayatta yaşadığı travmaları alaya alarak ya da kara mizah yaparak atlatmaya çalışmış bu da travma baş etme yöntemlerinden biridir. Çok üzüldüm herkes ebeveyn olmamalı sözünü kitapta iliklerimize kadar hissediyoruz. Doktor olmanız ya da okumuş olmanız iyi bir ebeveyn olacağınız anlamına gelmiyor. Derslerde başarılı olabılirler ama ebeveynlikten hayli sınıfta kalıyor. “Şimdi büyüdüm, yaşamın zor olduğunu biliyorum ve hayatı daha dayanılır kılmak için "kötü" yollara başvuran kimi daha hassas insanlara kızmamak gerektiğini de.”
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Kısa Bir Not
Puan vermedi·308 syf.··
2026 24. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:23
Her ne kadar kitabı daha okumaya devam etsem de birkaç bir şey yazmak istedim. Köyünden İstanbul'a gelin olarak gelen bir kadının azim ve kararlılığı net olarak görünmektedir. Değişen koşullara ve daha önce hayatında görmediği gelişmelere önce şaşkınlıkla sonra öğrenerek ve daha sonrada bunları elde ederek yepyeni bir bakış açısına sahip olmuştur. Çevresinde ki yadırgayan bakışlara aldırış etmeden amacına doğru kararlılıkla giden ve devamında imrenilerek bakılan bir kadın olmuştur. Okuduğum yere kadar bakıldığında insanın hayata karşı isteklerini yapmak için çevresinde ki insanların ne dediğini ne düşündüğü umursamadan ilerlemesi ve amacına ulaşmasını net bir şekilde görüyoruz. Tabi eklemeden geçemeyeceğim. Tahsin Yücel'in Türkçe'yi kullanılışı dil örgüsü ve anlatımı her zamanki gibi inanılmaz.
Alıntı
Kumru ile KumruTahsin Yücel · Can Yayınları · 20231,921 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 35. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 01:54
Yorgunsun ama kitap mı okumak istiyorsun? Ya da ne okuyacağını bilmiyor ve kitap alışkanlığı mı kazanmak isyorsun? Stefan Zweig ile okumaya başla. Her an her yerde en fazla 2 saatte bitireceğin veya ne zaman bitireceğinin bi önemi olmayan seni derinlere çeken bir birinden etkili ve düşündürücü birden fazla hikaye var. İnsanların duygularını ve iç dünyasını anlatan bence muazzam bi yazar. Aşk, yalnızlık, pişmanlık ve psikolojik çatışmalar üzerine yoğunlaştığı klasiklerinden biri olan Mecburiyet romanında da, savaşın ortasında kalan bir adamın vicdanı ile mecburiyetleri arasında nasıl sıkışıp kaldığını anlatıyor. Aslında karakterin verdiği her kararın içinde ayrı bir huzursuzluk var. Ne yapsa eksik, ne yapsa yanlış gibi bir his… Stefan Zweig olaydan çok insanın içini anlatıyor. O kararsızlığı, korkuyu ve çaresizliği direkt hissediyorsun. Bence kitabın en etkileyici tarafı da bu. İnsanın bazen kendi hayatında bile ne yapacağını bilemezken, böyle bir durumda nasıl tamamen sıkışıp kalabileceğini çok net hissettiriyor.
Duygu ve Düşünce
MecburiyetStefan Zweig · Kızıl Panda Yayınları · 202375,1bin okunma
Reklam
Reklam