8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:30
Selamm. Salahaddin Enis'i bu on üç hikayesinden oluşan Bataklık Çiçeği ile tanıdım. Arka kapak yazısında edebiyatçı dostu bu yazar için en gözlemci ve çözümleyici hikâye yazarı demiş. Kesinlikle katılıyorum. Bu kitap gerek dili ile olsun gerekse anlatıldığı konular ile olsun gerçekten çok sevdirdi. Anlattığı hikayelerin içindeki durumları, karakterleri bu kadar net ve gerçekçi anlatmasını çok sevdim. Alt sınıftan bir insanı okurken onun gibi hissetmek, ya da tıp fakültesindeki ceset odasındaki o ürpertiyi yaşamak, kocası askere gitmiş bir kadının kışın kapısının önündeki kurtlardan onun gibi korkmak, bir hayat kadınına aşık olmak ve daha nice olayların içine girmek işten bile değildi. Her bir hikaye vermek istediği duyguyu çok güzel verdi. Özellikle Kurtlar hikayesini okurken o tramvayı yaşadım diyebilirim. Kitaba adını veren Bataklık çiçeği, Bir Kadının Son Mektubu, İsyan dönüp tekrar okumayı isteyeceğim hikâyelerden oldu. Anlatılanlar sıradan konular olsa da yazarın dilinin başarısı hepsine sirayet etmişti. Nefis bir öykü kitabı diyecektim taaa ki son öykü Hufre'yi okuyana kadar. Bu öykü yine dil bakımından çok başarılı, fakat yazarın verdiği mesaj, değindiği konu hiç hoş değildi. Erkeklerin kadınları neden sevdiğinden, kadınların bedeni üzerinden yargılanmasından bahsediyordu. Kadınları cinsel bir obje olarak değerlendirmesini ve özünde hepsinin kötülükle dolu olduğunu söylemesini anlamlandıramadım. Garipti. Son öyküde yazara sinir olsam da hakkını yiyemem diğer öyküleri çok güzeldi. Yine de tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Bataklık ÇiçeğiSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022746 okunma
BAYILDIM !!
9/10
·640 syf.··
2026 82. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:26
Bu adam muhteşem yazıyor yahu... Kitabı bir pilotun gözünden okurken her şeyin bu kadar net ve etkili betimlenmesi beni mest etti. Serinin diğer kitapları için heyecanlıyım. Ve sanırım M-bot'a aşık oldum.
SkywardBrandon Sanderson · Dex Yayınevi · 2020158 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·528 syf.··
2026 93. kitabı
Merhabaalar, Mehtap Fırat'tan yepyeni bir seriye başladım. Aşka Düşüş serisini o kadar çok görüyordum ki mutlaka bir an önce okumalıydım. Hadi gelin size düşüncelerimi aktarayım. Melek Güçlü, yıllarca kalbinde sakladığı ve kırmızı kapaklı defterine yazdığı aşkını sessizce yaşarken, kader onu üniversite yıllarında Murat Özkan’la yeniden karşı karşıya getirir. Ancak hayallerindeki aşk ile gerçekler birbirinden çok farklıdır. Murat’ın seçimleri, ikisini de beklenmedik duyguların ve zorlu kararların içine sürüklerken, geçmişin izleri ve değişen hayatları ilişkilerini çıkmaza sokar. Melek, ana karakterimiz. Benim de yaralı kekim, aşık kuşum. Bilmiyorum belki lise yıllarında az çok hepimiz bir platonik aşk yaşamışızdır. Bu yüzden Melek bana çok tanıdık geldi. Okurken çok gerçek hissettim. Tabi Melek, aşkının karşısında dik duran bir kadın olarak karşımıza geliyor. Onun aşka saygı duymasının yanında kendine değer vermesini sevdim. Murat karakterini okuyanların çoğu genelde sevmedi. Bu kadar playboy tavırları ve bazı dengesiz tutumları sayesinde ben de açıkçası Murat'a karşı biraz mesafeliyim. Ne kadar travmatik şeyler yaşa da kadınlara karşı tutumunu saygısızca buldum. Zaten Melek'e karşı da bir öyle bir böyle. Çık adam gibi dimdik dur karşısında kızın, yok istemiyorsan bırak gitsin. Duygularından emin olamayan insanların karşı tarafı ikilimde bırakması çok saçma. Melis, bu kurgu dediğinizi duyar gibiyim ama ne yapayım, sinirleniyorum... Mehtap Fırat'ın kalemiyle daha önce tanışmamıştım. Bu kitap sayesinde yazarın samimi diliyle tanışmış oldum. Akıcı bir kitaptı, okurken zorlanmadım. Karakterlerin, kurgu içindeki konumunu bence yazar çok net çizgilerle çizmiş. Bu karakter ne alaka moduna girmedim hiç her karakterin yeri oldukça belliydi. Bu kısım hoşuma gitti. Kitabın
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202639 okunma
Haddini aşan şey, zıddına inkılap eder.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 139. kitabı
Othello Bir çırpıda okunabilecek gözünüzün önünden film şeridi gibi akıp gidecek bir şaheser. Çeviri olduğu hâlde yazarın kelimelerle bağı öyle net belli oluyor ki kendi dilinde nasıl bir belagatı vardır tartışılmasa gerek Anlarsam Desdemona'nın atmaca gibi vefasız oldugunu, Onu bana bağlayan köstek yüregimin tellerinden de yapılmış olsa, onu çözer rüzgara salıveririm (s. 75) Desdemona'nın o kar beyaz namusunu katran kuyusuna çeviririm. Desdemona'nın yufka yüreğinden öyle bir ağ öreceğim ki, teker teker yakalanacak hepsi. (s. 57) Ölümüne sebep olan sevgilisine ölürken dahi sevgisini haykıran Desdemona ile aşkı tadacaksınız. Kahramanımız Othello'da Yazarın da dediği gibi kuşku uyandıran bir düşüncenin her ne kadar tatsız gelmese de zamanla insanı nasıl zehirleyebileceğine ve kıskançlığın insanı nasıl bir felakete sürükleyebileceğine şahit olacaksınız. "Önce akıllı uslu bir adamken, bir dakika sonra sersemin biri, çok geçme­ den de hayvanın teki olayım! Ne garip! İçki dolu her ka­deh lanetlidir, içindeki de şeytan." diyen Cassio ile içkinin şeytanın oyunlarına nasıl alet olabileceğini göreceksiniz. Yalan, iftira, para ve makam hırsı ve aklınıza gelebilecek her türlü nefsani arzuya yenilmiş İago ile insan nefsini dizginleyemeyen insanın ne kadar kötü şeyler yapabileceğine tanık olurken "Kötülüğün asıl yüzünü açıkça görebilmek için kötülük etmek gerekir." diyen kötü kahramanımız İago'nun yaptığı kötü planları aslında kendi gibi kötü düşünmeyenlerin de farkedemeyeceğini anlayacaksınız. Azı karar, çoğu zarar derler eskiler. İyi görünen şeylerin de fazlası zarar olabilir. Kıskançlık gereklidir, fazlası felaket olur.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019403 okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 117. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Furkan Emre Aynur kaleminden Çıban kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 284 sayfalık bir kitap "Zaman düz bir çemberdir, sahip olabileceğin şey budur, sahip olamadığın şey budur." •Dönüp arkamıza baktığımızda ilerleme dediğimiz şey, bizi gerçekten daha ileriye mi taşıyor yoksa sadece daha şık bir şekilde çürümemizi mi sağlıyor? ​• Kitap, teknoloji dünyasının tam kalbine siber-distopik ve psikolojik bir neşter vuruyor. Lüks plazalar, klimalı ofisler ve steril siteler arasında aslında nasıl devasa bir hapishane inşa ettiğimizi soluksuz okuyorsunuz. Serdar Hissan: 1.94 boyunda, Vortex Mühendislik'in sahibi, kibirli ve aşırı titiz bir adam. İnsanlardan tiksinen, bu steril gücün zihniyetini kitaptaki şu sözleri çok net özetliyor: “Eğer bir prosedür o an satışın ve başarının önüne geçiyorsa, o prosedürü esnetmenin ve delmenin bir yolunu bulurum.” İşte bu sınır tanımaz kontrol arzusu ve hırs, onun en büyük trajedisi oluyor. Ayruk: Bir avukat. Mesleği gereği başkalarının yalanlarını bulmakta ne kadar acımasızsa, kendi iç muhasebesinde o kadar savunmasız. Zihni onu sürekli karanlık, psikolojik labirentlere sürüklüyor. Eskiden bir amacı varken, şimdi ucuz dizilerle zihnini uyuşturmaya çalışan, ölüm korkusu ile boğuşan melankolik ve entelektüel bir karakter. •Serdar’ın, ölümsüzlük vaat eden mucizeleri bekleyen milyarderlerin karşısına çıkıp, Size verecek yeni bir oyuncağım yok dediği an ipler tamamen kopuyor. Teknolojik şemalar saniyeler içinde eriyip binlerce yıllık antik Luvice çivi yazılarına dönüşürken, sistem sadece 7 dakika içinde çöküveriyor. •En tepedeki o kibirli insanın, Kadıköy’ün paslı demirlerine tutunan evsiz bir gölgeye dönüşmesi; insanın kendi yarattığı cehennemde nasıl boğulacağını
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202688 okunma